Adalar Gezisi, Adalara Nasıl Gidilir, Adalar Vapur Seferleri

4, June 2009 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Kent Rehberi

Bu yazımızda sizleri ferah ve unutamayacağınız bir adalar vapuru yolculuğuna çıkartmak istiyoruz. İstanbul’un en güzel gezi araçları arasında bulunan vapurlar nostalji ve modern hayatı birlikte yaşatıyor bizlere.

İstanbul’da uzun ve zevkli bir vapur yolculuğu yapmak istiyorsak adalar rotasını seçmeliyiz.

Kabataş Vapur İskelesi’nin önüne geldiğimizde ve günlerden hafta sonu ise telaşlı bir kalabalık karşılar bizi. Jeton alma telaşında olanlar, çocuklarının ve eşyalarının arasında kalanlar, vapur kalkış saatini kahvaltı ederek bekleyenler gerçekten sosyal bir şölen gibidir.

Vapur iskelesinin önünde çeşitli seyyar satıcılar vapur ile gezinti yapacak olan insanlara birkaç parça satma yarışındalar. Bir tarafınızda şapkacı diğer tarafınızda mısırcı ve sucuyu göreceksiniz.

Vapur ile adalar seferi yapmanın kişi başı bedeli 2,8 TL(Bu fiyat değişebilir bu yüzden aşağıda verdiğimiz linkten güncel fiyatlara ulaşabilirsiniz). Jeton alarak kalkış saatini beklemeye başlıyorsunuz. İskelenin hemen yanında Bel Tur’un işlettiği çok güzel bir cafe mevcut. Sabahları taze simit kokuları zaten sizi bu cafeye çağıracaktır. Simit dışında çeşitli ızgaralar, tost, sosisli gibi yiyeceklerde menü içerisinde yerini alıyor.

Zaman yaklaşıyor, gişelerden geçip iskele içerisinde yerimizi alıyoruz. Size tavsiyemiz eğer vapurda oturmak istiyorsanız kalkış saatinden 15 dakika önce içeriye girmeniz. Özellikle hafta sonu çok kalabalık oluyor. Kapılar açılıyor ve vapura geçiş yapıyoruz. Hava sıcak ve sakin ise girişte yanlardaki açık sıralarda oturabilirsiniz. Burası yolculuğun keyfini çıkartmak için gerçekten ideal.

Vapur içerisinde sigara içmek kesinlikle yasak. Açık alanlarda buna dahil. İDO görevlileri sık aralıklarla vapur içerisinde gezip bu yasağı denetliyor.

Kabataş İskelesin’den kalktığımızda hafif bir rüzgâr çarpıyor yüzümüze. Hoş geldiniz diyor Marmara denizi. Kız Kulesi’nin yanından geçerken kartpostallardaki kareler gibi fotoğraf çekmeniz mümkün, gerçekten müthiş bir manzara. Sarayburnu açıklarından geçip adalara yöneltiyoruz rotamızı. Sol tarafımızda Kadıköy’den başlayıp Tuzlaya kadar uzanan sahil şeridi tüm ayrıntıları ve güzelliği ile karşımızda. Bu güzel manzarayı izlerken martılar vapurun yanında uçup sizden yiyecek bir şeyler isteyeceklerdir. Simit martıların favorisi havaya fırlattığınızda denize düşmeden kapmakta oldukça ustalar. Vapurun içerisinde görevliler taze simit, çay ve taze sıkılmış portakal suyu satmakta. Fiyatlar oldukça uygun tutulmuş. Portakal suyu 1 TL, simit ise 0.50 krş.

İlk durağımız olan Kınalıada’ya yanaşırken ufak ama güzel bir sahil görüyoruz. Yaklaşık 10 dakika kadar beklediğimiz Kınalıada’dan arkamızda köpükler bırakarak hareket ettiğimizde ise Burgazada ben de buradayım diyor ve 10 dakikalık kısa bir yolculuktan sonra Burgazada İskelesine yanaşıyoruz. On dakikalık bir mola daha verdiğimiz Burgazada İskelesin’den hareket ettiğimizde Jet-ski ile hız yapan bir amca geliyor vapurun yanına ve muhteşem bir gösteri yapıyor.

Adalara sürekli gidenler bilir yaklaşık 15 senedir bu amca adalarda vapurlara eşlik eder. Bu muhteşem gösteriyi izlerken Heybeliada İskelesi’ne yanaşıyoruz. Dilerseniz piknik için Heybeliada’yı tercih edip bu durakta inebilirsiniz. En son durak olan Büyükada en çok rağbet gören ada olup görmenizi kesinlikle öneriyoruz.

Büyükada iskelesinde bir süre bekleyen vapurlar tekrar geliş rotasını izleyip Kabataş, Kadıköy ya da Bostancı iskelesine geri dönüyorlar. Tarife seçeneklerine göre Kabataş iskelesinden direk adalara veya Kabataş, Kadıköy, adalar rotasını izleyen seferler mevcut.

Kabataş iskelesine tekrar yanaştığımızda arkamızda yorgun ama güzel bir günü geride bırakmanın verdiği haz ile veda ediyoruz ada vapuruna.

Kabataş iskelesine ulaşım hem özel aracınız, hızlı tramvay ve otobüs ile rahatlıkla sağlanabiliyor. Özel aracınız için otopark güvenli ve yeterli.

Vapur saatleri hakkında detaylı bilgiyi www.ido.com.tr sitesinden kolaylıkla edinebilirsiniz. Özellikle yaz tarifesi ve kış tarifesi farkına dikkat etmenizi öneriyoruz çünkü sefer saatlerinde ciddi değişiklikler oluyor.

Not: Bu yazı Editörümüz Onur Duyar tarafından hazırlanmıştır.

Gülhane Parkı, İstanbul’da Parklar, İstanbul’un Doğal Güzellikleri

28, May 2009 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Kent Rehberi

Bu yazımızda sizlere İstanbul’un içerisinde ayrı bir cennet köşesi olarak kalan Gülhane Parkı’ndan bahsetmek istiyoruz. Gülhane Parkı ya da diğer adıyla Sarayburnu Parkı, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Topkapı Sarayı’nın dış bahçesi olarak kullanılmaktaydı. Bu bahçe 1912 yılında Cemil Paşa(Topuzlu) tarafından düzenlenerek park haline getirildi ve halka açıldı.

Gülhane Parkına girdiğinizde aşağıya doğru uzanan iki tarafı ağaçlar ile kaplı enfes manzaralı bir yol çıkıyor karşınıza. Bu yolun sağ ve sol taraflarında çocuklar için oyun parkları ve dinlenme yerleri mevcut. İsterseniz çimenlerde isterseniz özel dinlenme yerlerinde oturup bu parkın keyfini çıkarabilirsiniz. İstanbul’da gezilecek yerler arasında mutlaka görülmesi gereken Gülhane Parkı’nı size tavsiye ediyoruz.  Gülhane Parkı’nda, ellerinde fotoğraf kameraları veya el kameralarıyla, eşsiz doğa güzelliklerini çeken bir çok yerli ve yabancı turisti göreceksiniz.

Gülhane Parkı’na gittiğinizde yanınızda yiyecek bir şeyler götürmenizi öneririz çünkü parkın içerisinde yiyecek alacağınız bir yer bulunmamakta. Parkın girişindeki büfeler bu konuda size yardımcı olacaktır.

Rahatlıkla aileniz ile gidebileceğiniz bir mekan olan Gülhane Parkı güvenlik açısından gayet yeterli ve huzurlu. Kısa aralıklarla çevrenizde güvenlik görevlilerini görebiliyorsunuz.

İstanbul’da hafta sonu gezilecek bir yer arıyorsanız Gülhane Parkını tercih ediniz. İstanbul’un her tarafından ulaşım gayet kolay, ister vapurla ister tramvayla ya da özel aracınız ile buraya ulaşabilirsiniz. Sirkeci Tren İstasyonu’nun hemen önünden Sultanahmet’e çıkan yol üzerinde sol tarafta  parkın giriş kapısını göreceksiniz. Tramvay ile gitmek isterseniz tam önündeki durakta inebilirsiniz. Gülhane Parkına giriş ücretsiz olup herkesin ziyaretine açık.

Eğer sizin de yolunuz bir gün Sultanahmet veya Eminönü taraflarına düşerse Gülhane Parkı’nı görmeden ayrılmamanızı tavsiye ediyoruz.

Aşağıdaki yorumlar bölümümüzde siz de Gülhane Parkı ile ilgili fikirlerinizi lütfen bizimle paylaşın.

Not: Bu yazı Editörümüz Onur Duyar tarafından hazırlanmıştır.

Karıncalar Turizm, İstanbuldaki Tur Şirketleri, İstanbuldaki Gezi Şirketleri

1, March 2009 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Tur Rehberi, İstanbul' da Kültür-Etkinlik

İstanbul’da yaşayan bir çok doğa ve gezi tutkunu, Karıncalar ile daha önceden zaten tanışmışlardır. Bu yazımızda, sizlere Karıncalar’ı biraz daha yakından tanıtmak istiyoruz.  Karıncalar, yurtdışı-yurtiçi gezileri, hafta sonu ve günübirlik gezileri ile sektörde dikkat çeken bir konumda yerlerini almış durumdalar.

Karıncalar 1990 yılında doğa yürüyüşü ve dağcılık turları düzenlemek amacıyla kuruldu. 1994 yılında şirketleşti. 2 sene süreyle Kapadokya bölgesinde Ürgüp’de otel işletmeciliği yaptı. 1998 yılında TURSAB’a bağlı seyahat acentası oldu. 2000 yılından itibaren yurtdışı gezilerine başladı. Uzak ülkelere alternatif programlar hazırladı. Küba’nın resmi acentası oldu.

Karıncaların turizm anlayışı?

Doğa turizminin ilklerindeniz ve ilk günden beri katılımcılarımızla bir müşteri gibi değil gezgin dostlarımız olarak iletişim kurmaya çalıştık. Kitle turizminden uzak duruyoruz. Sadece doğa turizmi yaptığımız için değil, kültür turlarında da farklılıklar sunduğumuz ve bu turları küçük gruplara göre planladığımız için kendimizi alternatif turizm firması olarak değerlendiriyoruz. Gittiğimiz bölgelerin doğasına ve insanına saygı en önemli ilkemiz. Destinasyonlarımızda yer alan ülkelerin alışveriş merkezlerinden çok, insanların öyküleri, akıp giden yaşam ve geçmişten bugüne kalanlar daha fazla ilgimizi çekiyor ve programlarımız bu temelde hazırlanıyor. Bu yüzden de kitle turizmi yapamayacağımıza inanıyoruz.

Devamını oku