Cevahir Alışveriş Merkezi, İstanbul’da Alışveriş Merkezleri, İstanbul’da Eğlence
1, November 2009 Gönderen admin
Yazının kategorisi İstanbul' da Alışveriş
Şişli’nin merkezindeki Cevahir Alışveriş Merkezi 105 bin metrekarelik alanı ile Türkiye’nin en değerli alışveriş merkezleri arasında yerini alıyor.
Dünyanın en büyük saati Cevahir Alışveriş Merkezi’nin tavanında yer almaktadır. Alışveriş merkezinin 2500 metrekarelik dev cam çatısı, dünyanın en büyük saatini taşıyor. Saat üzerinde bulunan rakamların her biri 3 metre uzunluğunda.
Toplam 356 bin metrekarelik inşaat alanına 107 bin metrekare kiralanabilir alana ve 2500 araçlık otoparka sahip olan Cevahir İstanbul Alışveriş Merkezi’nde, 4300 metrekare Migros hipermarket, 7500 metrekare Koçtaş Yapı Market, Türkiye’de ilk mağazasını açacak olan Avrupa’nın dev departman mağazası 4500 metrekare ile Debenhams, 5800 metrekare Tepe Home, 2300 metrekare Zara, 6800 metrekare YKM, yine Türkiye’deki ilk mağazasını açacak olan Avrupa’nın dev elektronik ve hi-tech ürünler marketi 2300 metrekare ile MediMax yer alıyor.
Cevahir İstanbul’da 280 mağaza, 34 fast food alanı ve 14 adet exclusive restoran bulunuyor. Alışveriş merkezinin mimari bakımdan da son derece ilgi çekici 9000 metrekarelik ve 2500 kişilik sinema kompleksi biri IMEX ve bir de tiyatro salonu olmak üzere 12 salondan oluşuyor. Toplam yürüyen merdiven sayısı ise 86. Avrupa ve Ortadoğu’da ilk defa paslanmaz çelik kolonlar merkezin inşaasında kullanıldı.
Atlantis Eğlence Merkezi, çocuklar için bulunmaz mekanların başında yer alıyor. Atlantis’den içeri girerken kendinizi ayrı bir dünyaya giriş yapmış gibi hissediyorsunuz.
Metro, metrobüs, otobüs gibi toplu taşıma araçları ile de Cevahir Alışveriş Merkezine ulaşım çok rahat yapılabiliyor.
Cevahir AVM’de bulunan Şişli Megaplex sinema salonları Telefonu: 212 – 380 15 15
Cevahir AVM Adresi: Büyükdere Cad. No:22 Şişli/İstanbul
Cevahir AVM Telefonu: 212-368 69 00
Cevahir hakkında detayları http://www.istanbulcevahir.com site adresinde bulabilirsiniz.
Otağtepe, İstanbul’da Gezilebilecek Yerler
28, October 2009 Gönderen Istanbul
Yazının kategorisi İstanbul Kent Rehberi
Stres içersinde geçirdiğimiz mesai saatlerinden sonra Pazar gününü nasıl en iyi şekilde değerlendireceğimizi düşünürken bu sefer sevdiklerimizle yapacağımız harika bir Pazar kahvaltısını, muhteşem bir manzarayla perçinlemenizi öneriyoruz size…
Bahsettiğimiz yer Otağtepe. Anadolu yakası Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün üst kısmında yer alan, karşısında Rumeli Hisarı, sağında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, solunda 1. Köprü bulunan bu tepe, İstanbul’a bakış açısı en geniş olan, boğaza tamamı ile hakim, masallarda bile anlatılmayı hak eden koca bir tabloyu anımsatıyor size.30 bin metrekarelik yeşil alan üzerinde 711 ağaç 89 çalı, ve 8500 farklı bitkiyle muhteşem bir manzara eşliğinde sizi adeta büyülüyor diyebiliriz. Otağtepe Parkı 8:30 ve 23 arası açık bulunuyor ve giriş ücreti 2 TL.
Otağtepe Parkı 1986 dan başlayıp 2000 yılına kadar süren çalışmalar sayesinde Tema Vakfı tarafından tekrar doğaya kazandırılmış. Tema Vakfının elinin değdiği öyle belli oluyor ki İçersinde tam 15.300 bitki türü yer alıyor ve gerçekten bu kadar farklı bitki türü başka hiçbir yerde bir arada bulunmuyor.
Otağtepe Parkı çok temiz ve bakımlı olmasına rağmen, yeterince ismi duyurulamadığından olsa gerek ki ziyaretçi sayısı pek fazla değil ancak Otağtepe zaman zaman davet ve düğün gibi çeşitli organizasyonlara da ev sahipliği yaptığı için arada bir de olsa, kalabalık gruplara kendini gösterme şansını yakalıyor.
Otağtepe’nin tarihi öneminden kısaca söz etmek gerekirse, Osmanlı’nın en önemli isimlerinden biri olan Yıldırım Bayazıt Anadolu Hisarı’nın hazırlıklarını ve diğer önemli ismi Fatih Sultan Mehmet han
Rumeli Hisarının yapımını ve de gerçek anlamıyla bir efsane olan İstanbul’un fethinin hazırlıklarını bu tepede yapmıştır. Eski bir hikayeye göre Fatih Sultan Mehmet Otağtepe’de İstanbul’un fethini planlarken toprağa iki tohum atar ve bu tohumlar bugün Otağtepe’nin girişinde bulunan iki Selvi ağacını oluşturur. İlginç olan taraf şu ki, bu ağaçlara uzaktan bakıldığında bir at ve üzerinde bir insan figürü çizdiğini görebiliyorsunuz bazıları hayal gücü diye nitelendirse de bu görüntünün Fatih Sultan Mehmet ve atını simgelediği söyleniyor. Otağtepe manzarası kadar bu yönüyle de ziyaretçiler tarafından ilgiyi üzerine çekiyor. Görevlilerle konuştuğunuzda ağaçlara herhangi bir müdahalede bulunulmadan kendi halinde bu şekli aldığını söylüyorlar.
Ağaçların hemen yanında Otağ kafe bulunuyor. Cafede çayınızı yudumlarken İstanbul’u seyretme imkanı da daha keyifli bir hale geliyor. Kafede fiyatlar 5- 15 TL arasında değişiyor,farklı bir mekan isterseniz Otağ kafe’den daha lüks olan Güzelcehisar Kafe’yi de seçebilirsiniz.Fiyatları Otağ kafe’ye göre biraz daha pahalı olan bu kafeden de aynı eşsiz manzarayı farklı bir açıdan görme şansını yakalayabilirsiniz..
Sevdiklerinizle geçireceğiniz güzel bir Pazar günü için kahvaltıda burayı seçebilir ve yolculuğunuza buradan başlayabilirsiniz…
Not: Bu yazı editörümüz Nazife Akkan tarafından hazırlanmıştır.
Büyükada’da Neler Yapılır, Büyükada’da Gezilecek Yerler
9, July 2009 Gönderen admin
Yazının kategorisi İstanbul Tur Rehberi
Büyükada hafta sonu küçük bir tatil isteyenlerin, özellikle de Anadolu yakasında oturanların ilk tercihlerinden biridir. Bostancıdan kalkan deniz otobüsleriyle ortalama 40 dakikalık bir yolculuk yaparak ya da Kartal iskelesinden kalkan motorlarla 20 dakikalık keyifli bir deniz yolculuğunun ardından kolaylıkla ulaşılabilecek bir yeryüzü cennetidir Büyükada. Üstü çam ağaçlarıyla dolu ve etrafı sonu görünmeyen maviliklerle kaplı bu Ada’ya adımınızı attığınız anda, iskele kenarındaki lokantalardan gelen nefis bir balık kokusu karşılar sizi.
Adada keyifli bir gün geçirmek istiyorsanız meydandaki dükkanlardan birinde bisiklet kiralayabilir ve Ada’nın dört bir yanını gezebilirsiniz. Eğer pedal çevirip yorulmak istemezseniz bu turu fayton eşliğinde de yapabilirsiniz. Yürümeyi tercih ederseniz de Ada’nın yerleşim olmayan bölümlerinde çamlıkların arasında doğayla baş başa kalabilirsiniz. Ada’nın tamamını dolaşmak tam 14 Kilometre yürümek anlamına geliyor, fakat bu geziler sırasında etrafınızda görebileceğiniz ve birçoğu bir asırlık olan binalar size eşlik edeceği için zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Eğer piknik yapmak gibi bir planınız varsa Dil Burnu ismi verilen özel piknik alanında huzurlu bir ortamda zaman geçirebilir, eşsiz gün batımını izleyebilirsiniz. İsterseniz Dil Burnu kıyılarından denize girme imkanı da bulabilirsiniz ancak bu bölgede çok büyük kayalar bulunduğu için Ada’daki küçük koylarda bulunan dört farklı plajdan birini seçmeniz daha doğru olacaktır.
Büyükada’ya en çok ziyaretçi akımı 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde olur. Özellikle bu iki gün adaya gitmek isterseniz vapurlarda yer bulmakta güçlük çekebilirsiniz, bunun nedeni de Hristiyan inancına göre, bu tarihlerde Ada’nın en yüksek noktasında bulunan Aya Yorgi Kilisesi’nin yolunu çıplak ayakla yürüyenlerin yarı hacı sayılıyor olmasıdır. Aya Yorgi’ ye çıkarken yol kenarındaki çalılıklara bir ip sararak çıkarsanız kısmetinizin açılacağı ve işlerinizin düzeleceği inancı yaygındır.
Aya Yorgi Kilisesi‘ne ulaştığınızda Büyükada’nın en yüksek noktasına ulaşmış olursunuz, Aya Yorgi, baş biskoposluğun Türkiye’de kabul ettiği tek kilise olma özelliğini taşır. Kilise 12.yüzyıl da inşa edilmiştir ve Ada’nın tam 202 metre yukarısında kalır, aşağıda görünen eşsiz manzarayı seyrederken uçsuz bucaksız görünen denizin maviliği adeta ruhunuzu dinlendirecektir. Daha sonra bu küçük Kilise’yi gezerken içersinde tarihi yüzyılları bulan eserlerde görebilirsiniz. Bunlardan en önemlisi Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce bağlanıp kırbaçlandığı sütundur. Ziyaretçiler bu sütuna dokunarak dilek tutarlar ve dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlar.
Kilise’deki küçük turunuzu tamamladıktan sonra ise Kilise’nin hemen sağında bulunan ve gene aynı muhteşem manzaraya karşı kurulmuş olan küçük lokantanın ahşap masalarında yemek yiyebilir ve dilerseniz şarap içebilirsiniz. Hristiyan inancına göre kutsal bir içki sayılan şarap burada Kilisedeki rahipler tarafından özel olarak yapılır. Turistik bir bölge olduğu için fiyatları biraz pahalı olmasına karşın fazlasıyla kalabalık olan bu lokantada sıradan günlerde bile yer bulmakta güçlük çekebilirsiniz.
Böylece Kilise gezinizi tamamladıktan sonra Aya Yorgi yokuşu sizi fazlasıyla yoracağından dolayı, iskeleye dönüşünüzü yokuşun hemen altındaki meydandan at arabalarıyla yapabilirsiniz.
Büyükada’ya ister günübirlik, isterseniz de bir dönem için gidip oradaki pansiyonlarda kalabilirsiniz. Resmi olmadığı sürece, ulaşım faytonlarla sağlandığından dolayı, şehrin araç gürültüsünden ve trafiğinden bıkmış olanlar için özellikle tavsiye ediyoruz.
Not: Bu yazı editörümüz Nazife Akkan tarafından hazırlanmıştır.





