Changa İstanbul Restaurant, Changa İstanbul Restoran, Taksim Mekanları, İstanbul’da Gezilecek Yerler
22, January 2008 Gönderen admin
Yazının kategorisi İstanbul Kent Rehberi, İstanbul' da Yeme-İçme
Üzeri cam kaplı bir mutfak, İtalya’dan Japonya’ya dünya lezzetleri, kaliteli bir servis…Changa 1999 yılından beri Sıraselviler Caddesi’nde 1903 yapımı Art Nouveau stili mimarisi olan bir binada servis vermekte. Yeni Zelandalı ünlü şef Peter Gordon’ un dünya çapında öncülüğünü yaptığı ‘Modern Mutfak’ adlı yemek akımından örneklerini sunan Changa’ nın genç mutfak kadrosu. Peter’in Changa için yarattı yemekler dışında Türk mutfağından esintiler taşıyan yemekleri de mönüde bulunduruyor.
Changa, dünyaca bilinen bir fusion mutfağıdır. “Fusion”, dünyanın çeşitli yerlerinin yemek pişirme tekniklerinin ve içeriklerinin bilinçli bir şekilde aynı tabakta karışması ve birleşmesi demek oluyor.
Changa’ da sürekli yenilenen mönüde taze baharatlar ve meyvelerle lezzetlendirilen et, balık ve tavuk seçeneklerinin yanı sıra vejetaryenleri memnun edecek yemekler de var. Yaklaşık 40 kişiye servis verebilen bir barı olan restoranın 3 kata yayılan ve 90 kişi ağırlayabilen bir kapasitesi var. Ayrıca restoranın en üst katında en az 12 ve en çok 30 kişiden oluşan misafirlerinizi özel davetlerde ağırlamaya uygun orjinal el boyamalı tavan ve duvar işlemeleri olan ‘Özel Yemek Salonu’ mevcut.
Bodrum katında yer alan, üzeri özel bir camla kaplı mutfak, yemek yapım aşamasında izlemeye olanak sağladığı gibi. Changa’ nın sadece yemeklerde değil, bütününde benimsediği cesur ve şeffaf tavrını sergiliyor. Uluslararası medyada sıklıkla yer alan Changa’ nın genç ve modern çizgisi Avcıoğlu Mimarlık ve İdil Özbek tarafından yaratıldı. Afrika kıtasında konuşulan Swahili dilinde ‘karışım’ anlamına gelen Changa, adının özelliklerini taşıyan bir müşteri yelpazesine sahip. Bu müşteri karışımında sırt çantalı öğrenciden, İstanbul’u ziyaret eden yabancılar, iş kadınları/adamları, dünyanın tüm lezzetlerini tatmış ve en iyisini aramaya devam eden yaşı ilerlemiş gençleri de görmek mümkün.
Açıldığından beri uluslararası basın tarafından yoğun ilgi gören ve pek çok ödül alan Changa, 2002 yılında İngiltere’de yayınlanan The Restaurant dergisi tarafından dünyanın en iyi 50 restoranı arasında gösterildi.
Yemeğinizi yerken size eşlik eden müzikler ise chill out ve elektronik müzik. Bir başka eşlik de tabi ki şaraplar. Changa’nın geniş şarap mönüsünde Doluca, Kavaklıdere şaraplarının yanı sıra değişik ülke şarapları da yer alıyor.
Changa, hafta içi 18.00-01.00 hafta sonu 18.00-02.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Valet Parking servisinin bulunduğu mekana gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız.
Changa hakkında daha detaylı bilgi için Changa İstanbul’un sitesini ziyaret edebilirsini.
Changa Telefon: 0212 249 13 48
Yer: Taksim
Changa Adres: Sıraselviler Caddesi No:871 Taksim İstanbul
İstanbul Galata Kulesi, İstanbul’un Tarihi Mekanları, İstanul’un Turistik Mekanları, İstanbul’un Görülmesi Gereken Mekanları
6, December 2007 Gönderen admin
Yazının kategorisi İstanbul Tarihi Mekanları, İstanbul' da Yeme-İçme
İstanbul‘u ilk kez ziyaret ediyorsanız, bu muhteşem yapıdan boğazı seyretmeden şehirden ayrılmayın. Kuleden İstanbul‘un doyumsuz manzarasını mutlaka seyredin ve bir kez daha bu kıtaların buluştuğu şehre aşık olun.
Galata Kulesi 1384 yılında Galata denen Ceneviz kolonisinin surları arasındaki en yüksek noktaya yapıldı. Limanı ve şehri gözetlemek gayesi ile kurulan kule değişik amaçlarda asırlarca kullanılmıştır. Kule bodrumuyla birlikte 61m yüksekliğinde ve 12 katlıdır.
Günümüzde asansör ile çıkılan kulenin üst iki katı restaurant ve gece kulübü olarak organize edilmiştir. Galata Kulesine gelen ziyaretçiler sadece manzarayı seyretmekle kalmayıp isterlerse oryantal dansözler, folklor ekipleri ve şarkıcılar eşliğinde yemeklerini afiyetle tadabilirler. Galata Kulesinden boğazın, Haliç’in ve şehrin mükemmel panaroması izlenebilmektedir.
İstanbul‘un en eski ve en güzel kulelerinden biri olan Galata Kulesi Bizans İmparatoru Justinianus’un hükümdarlığı sırasında 528 yılında inşa edilmiştir. 13. Yüzyılda Cenevizliler tarafından kullanıldı. 1453′de İstanbul fethedildiğinde Türklerin eline geçti. Restoranında sadece lezzetli Türk ve Uluslararası mutfağın tadına bakmakla kalmayıp aynı zamanda boğazın ve şehrin harika manzarasınında zevkine varacaksınız. Gece kulübünde Türk Halk oyunları ve göbek dansını izleyerek geçireceğiniz bir geceyi asla unutamayazaksınız.
http://www.galatatower.net adresinde restaurant, menu, program, ulaşım ve rezervasyon gibi bilgileri detaylı olarak bulabilirsiniz.
Galata Kulesinin tarihi :
16. yüzyıla kadar yeniçeriler tarafından kullanılan Galata Kulesi bu tarihten sonra birsüre donanma tutsaklarını barındırmak için kullanıldı. Sultan II. Selim döneminde gözlemevi olarak kullanılmaya başlanan kule Türk Astronomu Takiuddin tarafından yenilendi 1794 yılında ki büyük kule yangını ile harap olan Galata Kulesi 1832 yılında II. Mahmut tarafından yeniden yaptırıldı.
1875 yılındaki bir fırtınada Galata Kulesinin konik tepesi uçtu ve 1967 yılındaki turustik amaçlı restorasyona kadar tekrar eklenemedi, tepenin uçmasının ardından 1964 yılına kadar yangın kontrol istasyonu olarak kullanıldı.
İstanbul Kız Kulesi, İstanbul’un Tarihi Mekanları, İstanbul’da Gezilecek Yerler, İstanbul Mekanları, Kız Kulesi Fotoğrafları
1, December 2007 Gönderen admin
Yazının kategorisi İstanbul Fotoğrafları, İstanbul Tarihi Mekanları, İstanbul' da Yeme-İçme
İstanbul‘un ve Üsküdar’ın sembolü haline gelen Kız Kulesi; yalnızlığın, aşkın ve ulaşılmazlığın da sembolü olmuştur. Kule için onlarca şiir yazılmış, yüzlerce resim yapılmış ve binlerce fotoğraf çekilmiştir. Alımlı, sevdalı ve denizin ortasında bir başına ve yapayalnızdır. Kız Kulesi, Asya ile Avrupa’nın keşiştiği bir noktada yer alır. Boğazın ortasına bir taş tümseğe oturtulmuş bir kuledir. İki kıta arasındaki konumu sebebiyle dünyada eşi benzeri olmayan yapılar konumundadır.

Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde kurulmuştur. Tarihi yarımadayi Üsküdar kıyılarından seyretmeyi sevenler, İstanbul panoramasının Kız Kulesi’yle nasıl bir renk ve canlılık kazandığını bilirler. Tarihin eski dönemlerinden beri bilinen bir mevki olan Kız Kulesi, sadece estetik zerafetiyle değil, efsaneleri ve anılarıyla da İstanbul’u zenginleştiriyor.
Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, ziyarteçilerini lezzetli yemekler ve içecekler eşliğinde zaman geçirebileceği bir mekân haline dönüştürülmüştür. Kız Kulesin’de; kahvaltı, Fast Food tarzı yiyeceklerin yanı sıra asma katta belirli saatlerde yemek servisi alabiliyorsunuz. Kız Kulesi’ne ulaşım Salacak ve Ortaköy’den sandallarla yapılmaktadır.
Fiyat ve rezarvasyon gibi detayları http://www.kizkulesi.com.tr adresindeki telefonlardan ulaşabilirsiniz.
Kız Kulesi’nin tarihi:
Kurulduğu yıllarda yani M.Ö. 341 yılında anıt mezar olarak kullanılan Kız Kulesi M.Ö. 410 yılında boğazın girişini kontrol etmek amacıyla kullanılmaya başlandı, Sarayburnu’ndan getirilen zincirler kuleye ve boğazın girişine bağlanarak gerdirildi böylece boğazdaki giriş ve çıkışlar kontrol altında tutulmaya başlandı. M.S. 1100 yıllarında inşa edilen kule kısmı İstanbul’un fethine kadar boğazı savunacak bir kule olarak kullanıldı adı o zamanlar Arcla idi.
İstanbul’un fethinin ardından gösteriş amaçlı kullanılan kuleye deniz feneri ilave edildi gemilere yol gösterme amaçlı kullanılmaya başlandı, ancak 1719 yılında deniz feneri kısmında çıkan yangın Kız Kulesi’ne zarar verdi. Zamanının Başmimarı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından onarılan kuleye camdan bir köşk ve kurşundan bir kubbe ilave edildi.Osmanlı Devleti’nin çöküş döneminde yeniden kale olarak kullanmasından önce hastane olarak kullanılan Kız Kulesi savaştan sonra 1959 yılına kadar radyo istasyonu olarak kullanıldı, 1982 yılında Türkiye Denizcilik İşletmesi tarafından devir alınan Kız Kulesi şimdilerde restoran olarak kullanılıyor.
Kız Kulesi Efsaneleri:
Kız Kulesi‘ne dair efsanelerden en eskisi ve en bilineni Atina kralı Hares’in kızını korumak için kuleyi inşa ettirmesi ve kızını oraya yerleştirmesidir efsanenin tamamı şu şekilde gelişiyor; İstanbul‘un Atina hükümdarlığı altında olduğu dönemde rahiplerden bir tanesi eşini henüz yeni kaybetmiş olan kral Hares’in yanına gelecek ” Kızınız bir yılan tarafından sokularak öldürülecek” der, bunun üzerine kral Hares denizin ortasına Kız Kulesi‘ni işna ettirir ve kızını bu kuleye yerleştirir, farklı efsanelerde farklı şekillerde Kız Kulesine gönderilen bir sepetten çıkan yılan prensesi sokarak öldürür, bu efsanalerden en yaygını prensese gönderilen bir üzüm sepetinden çıkan yılandır.
