İstanbul’un Manzara Terasları, İstanbulun En Güzel Fotoğrafları

5, May 2009 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul' da Kültür-Etkinlik

Dünya’nın hiçbir ülkesinde bu kadar manzara terası yok. Dünyanın bir çok ülkesinde, çok az manzara terası bulursunuz. İstanbul bu bakımdan hayli zengindir. Her anı sürprizlerle dolu bir şehirdir. Birçok yerinde, İstanbul’u görmemizi sağlayan manzara teraslarını görmek, sürprizlerin en güzelidir.

Hangi noktasından bakılsa ayrı bir güzelliğin doyumsuzca izlendiği manzara noktaları, binlerce yıldır İstanbul’da yaşayanlara tarifsiz heyecanlar yaşatıyor. Bu şehrin manzara balkonlarından bakan her fani, sabahları cilvebaz; gündüzleri şivekâr, akşamüstü hüzünbaz; geceleri efsunlu bir güzel görüyor karşısında.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin hemşehrileri ile buluşturduğu “İstanbul’un Manzara Terasları” adlı eser, yedi tepeli kentin dokuz farklı manzara terasını okurların dikkatine sunuyor. Kültür Yayınları Serisi’nin IX. kitabı olarak yayımlanan bu nadide eserde, şehrin eski seyir mekânlarına ise gravür ve tablolar şeklinde yer verilmiş.

Manzara noktalarının oranı %95’lere kadar varabilen güzel İstanbul’umuzun Üsküdar, Tophane, Cihangir, Sultanahmet, Anadolu Feneri, Emirgân gibi önemli noktalarına ait muhteşem görsellerin yer aldığı kitap, Orhan Erdener’in yoğun emeği sonucunda ortaya çıkmış. 

İstanbul Manzarası

İstanbul Manzarası

Kültür A.Ş. Genel Müdürü ve eserin Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Bayhan tarafından kaleme alınan sunuş yazısında ise eser hakkındaki düşünceler şu güzel ifadelerle dile getirilmiş; “İstanbul’un her kuytusunda, içinden çıkmamacasına dolaşan ve yaşayan bizler için, her ayrılık bir gurbettir. Ama her maşuk gibi bir gün, şehre uzaktan bakmak, gurbeti ve hasreti duyumsamak isteriz. Gözden ayırmadan gönülden düşürmeden, uzak/yakın bir noktadan İstanbul’a bakmanın telaşını yaşarız.  Aradığımız neyse, bizi bekleyen de odur” sözünün rehberliğinde, İstanbul’u İstanbul’da aramaya ve bulmaya adadığımız bu kitabın gözlerimize fer, yazacaklarımıza ilham olması temennisiyle…”

“İstanbul’un Manzara Terasları” kitabı, İstanbul’un gözlere ve gönüllere ziyafet olan o dillere destan güzelliğini, Sayın Orhan Erdenen’in titiz çalışması sayesinde sizlerle buluşturuyor.

Ayasofya Müzesi, İstanbul’da Turizm, İstanbul’da Gezilecek Mekanlar

21, February 2008 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Tarihi Mekanları

Aya Sofya

Ayasofya, Sanat Tarihi ve mimarlık dünyasının 1 numaralı yapısı hüviyetindedir. Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935′ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir. Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya; Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.

Bir Bizans efsanesine göre, İustinianos ayindeyken elinden kutsal ekmeği düşürür ve eğilip alana kadar, bir arı ekmeği alıp uçurur. Bunun üzerine, bütün arı sahiplerinin kovanlarda bu ekmeği aramalarını buyurur. Birkaç gün sonra bir arıcı, elinde diğerlerine hiç benzemeyen bir petekle çıkar gelir ve işte bu petek, Ayasofya’nın planı olur.

Ayasofya’nın bahçesinde bulunan Sultan I. Mahmud’un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecid’in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya’daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.  Ayrıca Avrupa mimarisi örneklerinden de; Apsis yarı kubbesinde kucağında çocuk İsa ile Meryem Ana, sağ yanda da Baş Melek mozaikleri bulunmaktadır.

Ayasofya’nın inşaatında kullanılan volkanik kül içeren Horasan harcının, plastik özellikleri nedeniyle deprem gibi güçlü sarsıntıların binada yol açtığı yapısal deformasyonlara uyum sağladığı günümüz araştırmaları tarafından ortaya konulmustur.

Aya Sofya

Ayasofya’nın Mimari Özellikleri:
Bizans dönemi mimarisinin ve sanatının en görkemli örneklerine sahip olan yapı, Mimar Sinan’ın yaptığı Süleymaniye ve Selimiye Camii’nin esin kaynağı oldu. 916 yıl kilise olarak kullanıldıktan sonra 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi ile birlikte camiye dönüştürüldü ve cumhuriyetin ilanından sonra 1935 yılında Atatürk’ün emriyle müze olarak kullanılmaya başlandı.

Mozaikleriyle ünlü yapıyı 55.60 m. yüksekliğinde ve içten 30.80.-31.88 m. çapında 40 kaburgalı bir kubbe örtmektedir. Binanın ağırlığını 40′ı aşağıda, 67’si üst katta 107 sütun taşımaktadır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür.

Ayasofya’nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler 9.-12. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir. Üst galerideki, Meryem Ana’nın ve Vaftizci Yahya’nın da temsil edildiği büyük mozaikte İsa Peygamber’in yüzünün sağ ve sol yarıları birbirinden farklı olarak temsil edilmiştir. Bu özellik Leonardo da Vinci’nin ünlü eserinde de görülmekle birlikte, Ayasofya’daki bu mozaik 12.yy.’da yapılmış olduğundan Vinci’nin eserinden daha eskidir.

Ayasofya’da, mevlut okuma balkonunun yanında, zeminde bulunan, çeşitli renklerde dairesel taşlar içeren, Yerin göbeği anlamındaki Omphalion (omphalos) adını taşıyan, kare biçimli alan, Bizanslılar’ca Dünya’nın merkezi olarak kabul edilmiş olduğundan Bizans imparatorlarının taç giyme törenlerine sahne olmuştur.

Ayasofya’ya Nasıl Gidilir:
İstanbul’un Anadolu yakasından gelecek olanlar vapurla Eminönü’ne geçip, Sirkeci’den banliyö trenine binip Cankurtaran istasyonunda inebilir. Eminönü’nden tramvaya binip Sultanahmet durağında indikten sonra yürüyerek ulaşabilir.

Bakırköy, Küçükçekmece, Avcılar yönünden gelecekler için en rahat ulaşım tren. Cankurtaran istasyonunda inip, yürümek yeterli. Merter’den kalkıp Zeytinburnu’ndan geçerek Sirkeci’ye ulaşan hafif tramvayla Sultanahmet’e gelmek, oradan da yürümek de mümkün.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi günleri dışında her gün 09.30-16.30 saatleri arasında açıktır.
Not: Ayasofya Müzesi ve Galeri Katı Giriş ücretlidir.

İstanbul’da Gezilecek Mekanlar, Yeşilköy Sahili, İstanbul’un En Güzel Yerleri

21, December 2007 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Fotoğrafları, İstanbul Kent Rehberi

Eğer İstabul’da gezilecek mekanların listesini oluştursaydık sanırız Yeşilköy Sahili bu listenin en üstlerinde yer alırdı. Sahili, korunanan yeşilliği ve birbirinden güzel evleriyle görülmesi gereken mekanlardandır. Yeşilköy sahili, kafeleri ve Deniz Fenerine uzanan sahil boyu temiz havası ile dinlenme ve yürüyüş yapanların gözde mekanları olmaya devam ediyor. Sahildeki çay bahçleri, balık ekmekçileri, spor parkları ve lüks balık restoranları Yeşilköy’ün güzelliğine ayrı bir hava katıyor. 

Büyük bir Metropol olan İstanbul’da karışık ve yoğun günler sizi yorduysa buyurun birlikte Yeşilköy’e gidelim. Yeşilköy’e özel aracınız ile gelecekseniz sahil yolu ya da E-5 otoyolu aracılığıyla ulaşmak mümkün. E-5 otoyolu Florya sapağından girdiğinizde yaklaşık 4 km ileride Yeşilköy tabelasını göreceksiniz. Deniz otobüsü ile Anadolu yakasından gelecekler ise taksi ve otobüs yardımıyla Yeşilköy’e ulaşabilirler.

Yeşilköy Sahili

İstanbul’un içerisinde sanki bir tatil kasabası edasıyla karşılıyor bizi Yeşilköy. Palmiye ağaçları ile yeşillendirilmiş caddesi size Ege ya da Akdeniz’deymişsiniz havası hissettiriyor. Düzgün bir yapılaşmaya sahip olan Yeşilköy gerçekten İstanbul’a yakışır bir semt.

İstasyon Caddesi üzerinde bulunan Kahve Dünyası’nda bir sabah kahvesiyle başlayabiliriz Yeşilköy gezimize. İstasyon Caddesi üzerinde Kahve Dünyası, Mado, Yeşilköy Büfe gibi güzel mekanlar mevcut.

Yeşilköy sahile doğru indiğimizde bizi Tilbe Cafe karşılıyor, burası Yeşilköy sakinlerinin uğrak yerlerinden birisi. Açık havada nargile ve tavla keyfi yapmak istiyorsanız burası tam size göre. Biraz daha aşağıya yürüdüğümüzde Yeşilköy’ün muhteşem sahili karşımıza çıkıyor. Sağ tarafınızda Kilise ve Balık lokantaları, karşınızda balıkçı barınağı sol tarafınızda ise Kırmızı Cafe ve Yeşilköy Plajı var. Devamını oku