Göbeklitepe Dünyadaki İlk Tapınak, Göbeklitepe Kazıları

24, January 2016 Gönderen  
Yazının kategorisi Gezilecek Yerler

Ülkemizde öyle tarihi hazineler var ki, varlığını bilmiyor olabiliriz.  Göbeklitepe’yi, dünyadaki ne kadar çok kişiye yayarsak o kadar iyi olacaktır. Dünyada şuana kadar keşfedilen en eski tapınak binalarına ev sahipliği yapan Göbekli Tepe, Doğuş Grubu’nun öncülük ettiği yeni bir proje kapsamında tanıtılıp korunmaya başlandı.

Göbeklitepe İlk Nasıl Bulundu?

1983 yılında tarlasını süren Mahmut Kılıç, tarlada bulduğu oymalı taşı müzeye götürdü fakat eser sıradan bir arkeolojik bulgu olarak Urfa Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. 1963 yılında ise İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi ortak bir çalışma yürütmüş, bölgeyi incelemiş fakat çalışmaların üzerinde durulmamıştır. Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Prof. Dr. Klaus Schmidt’in bilimsel danışmanlığında kazılar başlamıştır. 2007 yılında ise kazı başkanlığına Klaus Schmidt getirilmiştir.

Göbeklitepe Ne Zaman Yapılmış?

İnşası, milattan önce 10.000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe İngiltere’de bulunan Stonehenge’den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar yeniden gün ışığına çıkıyor.

Göbeklitepe Nerede? Göbeklitepe’ye Nasıl Gidilir?

Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hakim bir konumda yer almaktadır. Şehir merkezinden tur otobüsleriyle Göbeklitepe’ye ulaşımlar sağlanmaktadır.

Göbeklitepe Nerede

Göbeklitepe Kazıları

GöbekliTepe

Göbekli Tepe’de yapılan kazılarda konut olabilecek herhangi bir mimari kalıntıya ulaşılamamıştır. Bunun yerine çok sayıda anıtsal kült yapısı ortaya çıkarılmıştır. Yapılarda kullanılan dikilitaşların çevredeki kayalık platolardan tek parça olarak kesilip işlenerek Göbekli Tepe’ye getirildiği ileri sürülmektedir. Bu yapıların ortak özelliği, T biçimindeki 10 – 12 dikilitaş yuvarlak planda dizilmiş, araları taş duvarla örülmüştür. Bu yapının merkezinde daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartma ya da oyularak betimlenmiştir.

Göbeklitepe’nin inşa edildiği dönemde insanoğlu bitki toplayan ve hayvanları avlayan küçük gruplar halinde sürekliliğini sağlıyordu. Kayalık bölgelerden, büyük sütunların ve ağır taşların el arabaları ve yük hayvanları olmadan 2 kilometre taşınarak Göbeklitepe’ye getirilmesi için muhtemelen tarihte insanların ilk defa bu kadar kalabalık bir şekilde bir arada olması gerekmişti.

Mağarada duvarlarındaki avcılığı temsil eden resimlerden ziyade burada hayvan figürleri tek ve kabartma olarak işlenmiş, sanatsal açıdan farklı bir anlayışı etkileyici biçimde yansıtmaktadır. Taşlar üzerinde işlenmiş akrep, tilki, boğa, yılan, yaban domuzu, aslan, turna ve yaban ördeği figürleri yer almaktadır. Bir kısım arkeoloğa göre bu hayvan figürleri tapınağı ziyaret eden farklı kabilelerin sembolü olarak nitelendiriliyor.

“Göbeklitepe’deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı Taş Devrinde yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor.” Prof. Dr. Klaus Schmidt

Göbekli Tepe, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun koruması altındadır. Tüm bunlar ve kazılarda ortaya çıkarılan anıtsal mimari, Göbekli Tepe’yi eşsiz ve özel yapmaktadır. Bu bağlamda UNESCO tarafından 15.04.2011 tarihinde Dünya Mirasları’na alınmıştır.

Alandaki kazı ve araştırmalar Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Alman Araştırma Vakfı tarafından yapılıyor. Doğuş Grubu’nun sağladığı fonlar, daha büyük, yeni bir turizm merkezi ve ortaya çıkarılan yapıların koruma amacıyla üzerinin kapatılması ve bunların yanı sıra turizmin antik binalara zarar vermemesi için yürüyüş yolları ve çitler inşa edilmesinde kullanılacak.

National Geographic Society Bilim ve Keşifler Müdürü Gerry Garcia, “Şahenk Girişimi ve Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki bu etkileyici işbirliği Göbekli Tepe’nin tarihi önemine sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yeni bir ışık tutacak,” açıklamasını yaptı.