Kısa İstanbul Şiirleri, İstanbul Şiirleri Kısa

2, April 2011 Gönderen  
Yazının kategorisi En Güzel İstanbul Şiirleri

İstanbul ile ilgili kısa şiirler bulmak çok zordur çünkü İstanbul kısa mısralara sığmayacak kadar dolu doludur. Yine de zaman zaman özellikle ilköğretim öğrencilerimiz çeşitli özel günler için İstanbul ile ilgili kısa şiirlere ihtiyaç duyuyorlar.

Ayrıca yazının altında bulunan “Konu Hakkında Diğer Yazılarımız…” bölümünde Mehmet Akif Ersoy, İlhan Berk, Sunay Akın, Ziya Osman Saba, Asaf Halet Çelebi ve diğer ünlü şairlerimizin de İstanbul hakkında şiirlerini okuyabilirsiniz.

İşte sizlere değerli şairlerimizin İstanbul hakkında yazdıkları güzel şiirler

 

BİR BAŞKA TEPEDEN

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü’yada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.
Yahya Kemal BEYATLI

____
İSTANBUL

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul

Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul

Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

Ümit Yaşar Oğuzcan

____

İSTANBUL

Seni görüyorum yine İstanbul
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan
Minare minare, ev ev
Yol, meydan

Geliyor Boğaziçi’nden doğru
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi
Mavi sular üstünde yine
Bembeyaz Kızkulesi

Bir yanda, serin sabahlarla beraber
Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım
Baktıkça hep, semt semt, yer yer
Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım

Durmuş bir tepende okuduğum mektep
Askerlik ettiğim kışladır ötesi
Bir gün bir kızını benim eden
Evlendirme dairesi
Ziya Osman Saba

_____

BİR BAŞKA İSTANBUL

Oturdum başka bir İstanbul düşündüm
Daha çok sen olan daha bir seninle
Yeşili daha yeşil, mavisi daha mavi
O, herşeyi daha güzel yapan ellerinle

Sildim bütün yıldızları gökyüzünden
Yerine gözlerini koydum, gözlerini
Serdim saçlarını üstüne İstanbul’un
Dudaklarının rengine boyadım heryerini

Şimdi İstanbul aydınlık, öyle pırıl pırıl
Estirdiğim senin kokundur denizlerden
Senin güzelliğinle süsledim bahçeleri

Seni İstanbul yaptım, İstanbul’u sen
Her sokağına şiirini yazdım satır satır
Şimdi bütün semtleri bu şehrin seni anlatır..

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

____

Üsküdar’da sandallar yıkılır sallanırlar…
Tophane’de mangallar yar diye yanar ağlar…
İsmini çığlık çığlık haykırıyor martılar…
Senin için söylenir Kumkapı’da şarkılar…
Yar Yokluğuna İtirazım Var..!

UĞUR ASLAN

Bu sayfamızdaki 2 kıtalık İstanbul şiirlerini de okumanızı tavsiye ederiz.

Rıfat Ilgaz Şiiri, İstanbul Şiiri, Oğlum-1 Şiiri

6, March 2009 Gönderen  
Yazının kategorisi En Güzel İstanbul Şiirleri

Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu ve gerçekçi şairlerinin başta gelenlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu.Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı.İlk şiiri 27.07.1927’de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlanmış olan Türk Edebiyatının en usta kalemlerinden birisidir.

Oğlum -I- Rıfat Ilgaz
 
 
Ben de düşkündüm oyuna,
Ben de kumları avuçlar
Kazardım tırnaklarımla toprağı,
O zaman da çocuklar oynardı,
Ama benzemiyor bütün oyunlarımız,
Gezdirdim ceplerimde şıkır şıkır
Deniz kokulu taşları,
En güzellerini topladım
Midye kabuklarının.
Saldım bahar rüzgârına
Uçurtmaların en süslüsünü.
Ne kurulunca koşan tramvaylarım vardı,
Ne çekince giden develerim.
Balıklarımızı tanırdım,
Adlarını bilirdim kuşların;
Seçerdim düdüğünden
Limanımıza uğrayan vapurları.
Bilirdim yanık yüzlü kaptanlarımı
Denizkızı`nın Selamet`in;
Ben de ayırırdım onlar kadar
Poyrazı karayelden.
Gemiler tanıdım, çift direkli,
Tutmazsa rüzgârı
Açıklarımızda volta vuran gemiler,
Kızardım, limanımızı hiçe sayan
Pake`lere Nemse`lere;
Dalar da silinen dumanlarına
Düşünürdüm uzak limanları,
Uzak limanların çocuklarını.
Senin de var ufak tefek
Kendine göre bildiklerin;
Çeşitli oyuncakların yoksa da
Bir saniye de tren yapacak kadar
Kibrit kutularını,
Tecrüben var benden fazla.
Benden üstünsün kuşkusuz,
Sigaradan top,
Kutusundan tank,
Kâğıtlarından uçak yapmada!

 

Oktay Rıfat Horozcu Şiiri, İstanbul Şiiri, Hatırlama Şiiri

6, March 2009 Gönderen  
Yazının kategorisi En Güzel İstanbul Şiirleri

 

Orhan Veli ve Melih Cevdet’le birlikte çıkardığı Garip kitabıyla yeni şiirin kurucularından oldu. Yerleşik şiir kurallarına karşı çıkmakla birlikte söz sanatlarından, Türk halk şiirinin söyleyiş özelliklerine uzanan, klasik beğeniyle dengelenmiş şiirler yazmış olan değerli bir şairimizdir.

Hatırlama  Oktay Rıfat Horozcu 
  
Her dakikasını ayrı hatırlarım
Erenköy’de geçen zamanın
Rüyama girer bir arada
İstanbul, bahar ve Türkan’ım.
Bir odamız vardı etrafı sarmaşık
Bostanlara bakan penceremiz
O güller kadar taze
Ben ona deli gibi aşık.
Aynı yatakta dinlenir başlarımız
Saçlarım saçlarına karışırdı
O ince bir kızdı,ince alımlı
Ne giyse yakışırdı.
Yeter ki gönüller şen olsun
Şarkılar söylerdik yolda
Hep karşıma otururdu ellerini tutardım
Akşamları eve dönerken Baraşol’da.
Ağaçlar çiçekteydi
Türkan sağ beraberimde
İstanbul bahar içindeydi
Kalbim sevda içinde.

Necati Cumalı Şiiri, Bir Ana Şiiri, En Güzel İstanbul Şiirleri

26, February 2009 Gönderen  
Yazının kategorisi En Güzel İstanbul Şiirleri

Necati Cumalı, Garipçiler’in (Orhan Veli ve arkadaşları) ve öteki 1940 kuşağı şairlerinin ortak konu ve yazışlarından, bir süre sonra sıyrılarak, yalın bir duyarlığın şairidir. Yazdığı bütün türlerde uzatmalardan kaçınan, şiirli bir yoğunluk yaratmıştır.

Bir Ana Necati Cumalı 
   
Kadın çamaşırdan dönüyor olmalıydı
Kolunda bohça, sert soda kabartmış ellerini
O yaşta bütün yahudi kadınları gibi
Sırtında eski bir siyah kadife hırka
Bir şikayet yorgunluk ifadesi bakışlarında
Küçük, çilli, dik kızıl saçlı
Satılmamış gazeteleri koltuğunda
Üşüyen bütün küçük çocuklar gibi
Burnunu çeke çeke, avuçlarını hohlıya hohlıya
Sürterek eskimiş kunduralarını
Ayak uyduruyordu anasının adımlarına
Onlar önde, ben arkada
Bir mart gecesi on birden sonra
Taksim’den Tünel’e kadar yürüdük
Alçak sesle konuşuyorlardı aralarında
Sanki bir değirmen ağır ağır dönüyor
Hayat ağır ağır akıyordu
Bulanık, kirli nehirler gibi
Büyük, karanlık binalar arasında

Mehmet Akif Ersoy Şiiri, Bayram Şiiri, İstanbul Şiirleri

26, February 2009 Gönderen  
Yazının kategorisi En Güzel İstanbul Şiirleri

Mehmet Akif Ersoyi İstiklal Marşı’mızın  yazarı olmakla birlikte çok değerli bir edebiyat ustasıdır.Onu bütün eserlerini saygıyla anmak gerekir. Aşağıdaki İstanbul ile ilgili Bayram şiiri de onun büyük eserlerinden birisidir.

Bayram Mehmed Akif Ersoy 
 
 
Gelin de bayramı Fatih’te seyredin, zira
Hayale, hatıra sığmaz o herc ü merc-i safa,
Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan
Tutun da, ta dedemiz demlerinden arta kalan,
Asırlar ölçüsü boy boy asalı nesle kadar,
Büyük küçük bütün efrad-ı belde, hepsi de var!
Adım başında kurulmuş beşik salıncaklar,
İçinde darbuka, teflerle zilli şakşaklar,
Biraz gidin; Kocaman bir çadır… önünde bütün,
Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için
Nöbetle bekleşiyorlar; acep içinde ne var?
“Caponya’dan gelen insan suratlı bir canavar!”
Geçin: sırayla çadırlar, önünde her birinin.
Diyor: “Kuzum, girecek varsa durmasın girsin.”
Bağırmadan sesi bitmiş ayaklı bir ilan,
“Alın gözüm buna derler…” sedası her yandan.
Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele:
Gelen yapışmada bir, mutlaka o saplı tele,
Terazilerden adam eksik olmuyor; birisi
İnince binmede artık onun da hemşerisi:
“Hak okka çünki bu kantar… Frenk icadı gıram
Değil! Diremleri dörtyüz, hesapta şaşmaz adam.”
“Muhallebim ne de kaymak!
“Şifalıdır macun!”
“Simit mi istedin ağa!” “Yokmuş onluğun, dursun.”
O başta: Kuskunu kopmuş eğerli düldüller
Bu başta: Paldımı düşmüş semerli bülbüller
Baloncular, hacıyatmazlar, fırıldaklar,
Horoz şekerleri, civ civ öten oyuncaklar;
Sağında atlıkarınca, solunda tahtırevan
Önünde bir sürü çekçek, tepende çifte kolan
Öbek öbek yere çökmüş kömür çeken develer…
Ferag-ı bal ile birden geviş getirmedeler,

Sonraki sayfa »