Büyükada’da Neler Yapılır, Büyükada’da Gezilecek Yerler

9, July 2009 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Tur Rehberi

Büyükada hafta sonu  küçük bir tatil isteyenlerin, özellikle de Anadolu yakasında oturanların ilk tercihlerinden biridir. Bostancıdan kalkan deniz otobüsleriyle ortalama  40 dakikalık bir yolculuk yaparak ya da Kartal iskelesinden kalkan motorlarla 20 dakikalık keyifli bir deniz yolculuğunun ardından kolaylıkla ulaşılabilecek bir yeryüzü cennetidir Büyükada. Üstü çam ağaçlarıyla dolu ve etrafı sonu görünmeyen maviliklerle kaplı bu Ada’ya adımınızı attığınız anda, iskele kenarındaki lokantalardan gelen nefis bir balık kokusu karşılar sizi.
 
Adada keyifli bir gün geçirmek istiyorsanız meydandaki dükkanlardan birinde bisiklet kiralayabilir ve Ada’nın dört bir yanını gezebilirsiniz. Eğer pedal çevirip yorulmak istemezseniz bu turu fayton eşliğinde de yapabilirsiniz. Yürümeyi tercih ederseniz de Ada’nın yerleşim olmayan bölümlerinde çamlıkların arasında doğayla baş başa kalabilirsiniz. Ada’nın tamamını dolaşmak tam 14 Kilometre yürümek anlamına geliyor, fakat bu geziler sırasında etrafınızda görebileceğiniz ve birçoğu bir asırlık olan binalar size eşlik edeceği için zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Büyükada Manzarası

Eğer piknik yapmak gibi bir planınız varsa Dil Burnu ismi verilen özel piknik alanında huzurlu bir ortamda zaman geçirebilir, eşsiz gün batımını izleyebilirsiniz. İsterseniz Dil Burnu kıyılarından denize girme imkanı da bulabilirsiniz ancak bu bölgede çok büyük kayalar bulunduğu için Ada’daki küçük koylarda bulunan dört farklı plajdan birini seçmeniz daha doğru olacaktır.
 
Büyükada’ya en çok ziyaretçi akımı 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde olur. Özellikle bu iki gün adaya gitmek isterseniz vapurlarda yer bulmakta güçlük çekebilirsiniz, bunun nedeni de Hristiyan inancına göre, bu tarihlerde Ada’nın en yüksek noktasında bulunan Aya Yorgi Kilisesi’nin yolunu çıplak ayakla yürüyenlerin yarı hacı sayılıyor olmasıdır. Aya Yorgi’ ye çıkarken yol kenarındaki çalılıklara bir ip sararak çıkarsanız kısmetinizin açılacağı ve işlerinizin düzeleceği inancı yaygındır.
 
Aya Yorgi Kilisesi‘ne ulaştığınızda Büyükada’nın en yüksek noktasına ulaşmış olursunuz, Aya Yorgi, baş biskoposluğun Türkiye’de kabul ettiği tek kilise olma özelliğini taşır. Kilise 12.yüzyıl da inşa edilmiştir ve Ada’nın tam 202 metre yukarısında kalır,  aşağıda görünen  eşsiz manzarayı seyrederken uçsuz bucaksız görünen denizin maviliği adeta ruhunuzu dinlendirecektir. Daha sonra bu küçük Kilise’yi gezerken içersinde tarihi yüzyılları bulan  eserlerde görebilirsiniz. Bunlardan en önemlisi Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce bağlanıp kırbaçlandığı sütundur. Ziyaretçiler bu sütuna dokunarak dilek tutarlar ve dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlar.

Kilise’deki küçük turunuzu tamamladıktan sonra ise Kilise’nin hemen sağında bulunan ve gene aynı muhteşem manzaraya karşı kurulmuş olan küçük lokantanın ahşap masalarında yemek yiyebilir ve dilerseniz şarap içebilirsiniz. Hristiyan inancına göre kutsal bir içki sayılan şarap burada Kilisedeki rahipler tarafından özel olarak yapılır. Turistik bir bölge olduğu için fiyatları biraz pahalı olmasına karşın fazlasıyla kalabalık olan bu lokantada sıradan günlerde bile yer bulmakta güçlük çekebilirsiniz.

Böylece Kilise gezinizi tamamladıktan sonra Aya Yorgi yokuşu sizi fazlasıyla yoracağından dolayı, iskeleye dönüşünüzü yokuşun hemen altındaki meydandan at arabalarıyla  yapabilirsiniz.
 
Büyükada’ya ister günübirlik, isterseniz de bir dönem için gidip oradaki pansiyonlarda kalabilirsiniz. Resmi olmadığı sürece, ulaşım faytonlarla sağlandığından dolayı, şehrin araç gürültüsünden ve trafiğinden bıkmış olanlar için özellikle tavsiye ediyoruz.

Not: Bu yazı editörümüz Nazife Akkan tarafından hazırlanmıştır.

Adalar Gezisi, Adalara Nasıl Gidilir, Adalar Vapur Seferleri

4, June 2009 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Kent Rehberi

Bu yazımızda sizleri ferah ve unutamayacağınız bir adalar vapuru yolculuğuna çıkartmak istiyoruz. İstanbul’un en güzel gezi araçları arasında bulunan vapurlar nostalji ve modern hayatı birlikte yaşatıyor bizlere.

İstanbul’da uzun ve zevkli bir vapur yolculuğu yapmak istiyorsak adalar rotasını seçmeliyiz.

Kabataş Vapur İskelesi’nin önüne geldiğimizde ve günlerden hafta sonu ise telaşlı bir kalabalık karşılar bizi. Jeton alma telaşında olanlar, çocuklarının ve eşyalarının arasında kalanlar, vapur kalkış saatini kahvaltı ederek bekleyenler gerçekten sosyal bir şölen gibidir.

Vapur iskelesinin önünde çeşitli seyyar satıcılar vapur ile gezinti yapacak olan insanlara birkaç parça satma yarışındalar. Bir tarafınızda şapkacı diğer tarafınızda mısırcı ve sucuyu göreceksiniz.

Vapur ile adalar seferi yapmanın kişi başı bedeli 2,8 TL(Bu fiyat değişebilir bu yüzden aşağıda verdiğimiz linkten güncel fiyatlara ulaşabilirsiniz). Jeton alarak kalkış saatini beklemeye başlıyorsunuz. İskelenin hemen yanında Bel Tur’un işlettiği çok güzel bir cafe mevcut. Sabahları taze simit kokuları zaten sizi bu cafeye çağıracaktır. Simit dışında çeşitli ızgaralar, tost, sosisli gibi yiyeceklerde menü içerisinde yerini alıyor.

Zaman yaklaşıyor, gişelerden geçip iskele içerisinde yerimizi alıyoruz. Size tavsiyemiz eğer vapurda oturmak istiyorsanız kalkış saatinden 15 dakika önce içeriye girmeniz. Özellikle hafta sonu çok kalabalık oluyor. Kapılar açılıyor ve vapura geçiş yapıyoruz. Hava sıcak ve sakin ise girişte yanlardaki açık sıralarda oturabilirsiniz. Burası yolculuğun keyfini çıkartmak için gerçekten ideal.

Vapur içerisinde sigara içmek kesinlikle yasak. Açık alanlarda buna dahil. İDO görevlileri sık aralıklarla vapur içerisinde gezip bu yasağı denetliyor.

Kabataş İskelesin’den kalktığımızda hafif bir rüzgâr çarpıyor yüzümüze. Hoş geldiniz diyor Marmara denizi. Kız Kulesi’nin yanından geçerken kartpostallardaki kareler gibi fotoğraf çekmeniz mümkün, gerçekten müthiş bir manzara. Sarayburnu açıklarından geçip adalara yöneltiyoruz rotamızı. Sol tarafımızda Kadıköy’den başlayıp Tuzlaya kadar uzanan sahil şeridi tüm ayrıntıları ve güzelliği ile karşımızda. Bu güzel manzarayı izlerken martılar vapurun yanında uçup sizden yiyecek bir şeyler isteyeceklerdir. Simit martıların favorisi havaya fırlattığınızda denize düşmeden kapmakta oldukça ustalar. Vapurun içerisinde görevliler taze simit, çay ve taze sıkılmış portakal suyu satmakta. Fiyatlar oldukça uygun tutulmuş. Portakal suyu 1 TL, simit ise 0.50 krş.

İlk durağımız olan Kınalıada’ya yanaşırken ufak ama güzel bir sahil görüyoruz. Yaklaşık 10 dakika kadar beklediğimiz Kınalıada’dan arkamızda köpükler bırakarak hareket ettiğimizde ise Burgazada ben de buradayım diyor ve 10 dakikalık kısa bir yolculuktan sonra Burgazada İskelesine yanaşıyoruz. On dakikalık bir mola daha verdiğimiz Burgazada İskelesin’den hareket ettiğimizde Jet-ski ile hız yapan bir amca geliyor vapurun yanına ve muhteşem bir gösteri yapıyor.

Adalara sürekli gidenler bilir yaklaşık 15 senedir bu amca adalarda vapurlara eşlik eder. Bu muhteşem gösteriyi izlerken Heybeliada İskelesi’ne yanaşıyoruz. Dilerseniz piknik için Heybeliada’yı tercih edip bu durakta inebilirsiniz. En son durak olan Büyükada en çok rağbet gören ada olup görmenizi kesinlikle öneriyoruz.

Büyükada iskelesinde bir süre bekleyen vapurlar tekrar geliş rotasını izleyip Kabataş, Kadıköy ya da Bostancı iskelesine geri dönüyorlar. Tarife seçeneklerine göre Kabataş iskelesinden direk adalara veya Kabataş, Kadıköy, adalar rotasını izleyen seferler mevcut.

Kabataş iskelesine tekrar yanaştığımızda arkamızda yorgun ama güzel bir günü geride bırakmanın verdiği haz ile veda ediyoruz ada vapuruna.

Kabataş iskelesine ulaşım hem özel aracınız, hızlı tramvay ve otobüs ile rahatlıkla sağlanabiliyor. Özel aracınız için otopark güvenli ve yeterli.

Vapur saatleri hakkında detaylı bilgiyi www.ido.com.tr sitesinden kolaylıkla edinebilirsiniz. Özellikle yaz tarifesi ve kış tarifesi farkına dikkat etmenizi öneriyoruz çünkü sefer saatlerinde ciddi değişiklikler oluyor.

Not: Bu yazı Editörümüz Onur Duyar tarafından hazırlanmıştır.

Heybeliada, İstanbul’un Doğal Güzellikleri, İstanbulda Gezilmesi Gereken Yerler

5, November 2008 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Kent Rehberi

Bu ada uzaktan bakıldığında bir heybe biçimindedir. İstanbul’un Prens Adalarının en yeşil adasıdır. Heybeliada’nın eski ismi Rumca bakır demek olan “Halki” dir.

Coğrafi olarak en yüksek tepesi 140 mt. civarındadır ve adada toplam olarak 4 tane tepe bulunmaktadır. Adadaki iskeleye vapur ile yaklaştığınızda sizi Deniz Lisesi, eski adı ile Bahriye Mektebi’nin karşıladığını görürsünüz…

Büyükada’ya nazaran daha az gürültülü ve sakin bir yer olduğunu anlayabiliyorsunuz. İskeleye geldiğinizde sağ tarafta kahvehaneler ile çarşıyı göreceksiniz. Buradan geçip Çam Limanı taraflarına, şuan ki faaliyeti bulunmayan Sanatoryum’a ulaşabilirsiniz. Burada Bizans tarafından yapılmış olan Kamariotissa kilisesinin en son imparatoriçe olan Maria Komnena tarafınca yaptırıldığı zannedilmektedir ve şuanda askeri bölge içinde yer alıyor. Dört yapraklı yonca şeklinde olan bu kilisenin bir benzeri de İstanbul Fener Aya Maria’dır. Bu kıyı şeridin de ise Aya Yorgi Manastırı bulunurken, Çam Limanı tarafının batı kesimlerinde ise Tarik-i Dünya Manastırı yer almaktadır.

Devamını oku

Büyükada, İstanbul’un En Güzel Yerleri, İstanbulda Hafta Sonu Nereye Gidilir

4, November 2008 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Tur Rehberi

İstanbul’da yaşayıp da Büyükada’yı ziyaret etmeyen yoktur.  İstanbul’a misafirleriniz geldiğinde, onları  İstanbul’da nerelere götürmeliyiz dediğiniz anlarda Büyükada mutlaka ilk aklınıza gelen yerlerden olmalıdır.  Eminiz ki Büyükada’yı ziyaret etmiş bir çok kişinin ada hakkında çok güzel anıları vardır.

Büyükada’nın ismi yabancılar tarafından Prens Adaları olarak adlandırılmıştır.  Eski adı Prinkopo, yani büyük anlamını taşımaktadır. Adanın yüz ölçümü 5.4 km karedir. Kışları nüfusu genelde 7 bin kişi civarındadır. Ancak bu rakam yaz aylarında artmaktadır. Büyükada üzerinde güney ve kuzey olmak üzere 2 tane tepe vardır. Güneydeki tepe 200 mt.  yükseklikte olup adı Yücetepe’dir. Kuzeydeki ise 160 mt yüksekliğe sahip ve İsa tepesidir.

Devamını oku

Büyükada, İstanbul’un Görülmesi Gereken Yerleri, İstanbul’da Hafta Sonu

20, February 2008 Gönderen admin  
Yazının kategorisi İstanbul Tarihi Mekanları

 

 

Büyükada, İstanbul’un görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Doğasıyla, tarihi zenginliğiyle ve yaşayan kültürüyle Büyükada ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. İstanbul’u ziyaret edenlerin mutlaka Büyükada’yı görmeden şehirden ayrılmamalarını tavsiye ederiz. Büyükada, yabancılar tarafından Prens Adaları olarak da bilinen İstanbul açıklarındaki adaların en büyüğüdür. Büyükada’nın Eski adı Prinkipo’dur. Prinkipo, Yunanca “büyük” demektir. Troçki’nin bir dönem sürgün yaşadığı yerdir.

Büyükada 9 adet adadan oluşan, İstanbul Adalarının ilçe merkezidir. 5400 kilometrekare yüzölçümüne sahiptir. Yaz aylarında ada nüfusu 10 -15 katına kadar çıkmaktadır. Adalar’da, biri güney, digeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi’dir. Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilisesi ve manastırı bulunmaktadir. Buradaki ilk yapi, miladi 6. yüzyilda insa edilmistir.

Büyükada

Görülecek mekânlara gelince, Leon Troçki’nin, Lenin tarafından kovulunca Türkiye’ye gelip yaşadığı ev ve Aya Yorgi Manastırı ve Kilisesi’nin özel bir yeri var: Her yil 23 Nisan ve 24 Eylül günlerinde sayısız her dinden insan 200 metrelik bu tepeyi soluksuz tırmanıp kiliseye ulaşır.

Büyükada’da 2 adet yazlık sinema bulunmaktadır. Bu sinemalar yaz sezonu boyunca açık olup, akşamları saat 22.00 de gösterime başlarlar. Genellikle her gün ayrı bir film gösterilir. Büyükada’da 4 plaj, 4 tane de cami bulunmaktadır.

Büyükada’da Bizans öncesi yerleşimlere ait 1930 yılında Karacabey mevkiindeki Rum Ortodoks mezarlığı yakınında bulunan ve Büyük İskender’in babası Makedonya kralı II. Filip’e ait altın sikkeleri ihtiva eden Büyükada Definesidir. Büyükada, diğer İstanbul Adaları gibi yaklaşık 7 yüzyıllık Bizans döneminde hapishane ve manastırlarıyla ün kazanmıştır.

Ada’ya Türklerin yerleşmesi 1846′da küçük gemilerin hizmete başlaması ile oluşmuştur. 1875′de daha büyük gemilerin gelmesi ile düzenli seferlere geçilmiştir. Bundan sonra Ada’da nüfus hızla artmıştır. Zengin Türklerin yanısıra yabancılar da Ada’ya rağbet etmiş ve köşkler, konaklar, oteller dönemin mimari usluplarını yansıtan binalar, kiliseler ve cami yapılmıştır. 1861’de Padişah Abdülaziz döneminde İstanbul’da kurulan ilk üç belediye dairesinden biri olarak Yedinci Daire diye anılan Adalar Belediyesi Teşkilatı kuruldu ve merkezi Büyükada oldu.

1894’de meydana gelen depremde ve 1900′lü yılların başlarında çıkan çarşı yangınında önemli hasarlar meydana geldi. 1945 yılından sonra Ada’ya yazlığa gelen Türklerde çoğalma olmuş, iskele çevresinde başlayan yapılaşmalar kıyı boyunca devam ederek tepelere doğru tırmanmıştır.

Bizi Twitterdan Takip Edini