Ayasofya Müzesi, İstanbul’da Müzeler, İstanbul’da Görülmesi Gereken Yerler, İstanbul’da Tarihi Mekanlar

16, September 2008 Gönderen  
Yazının kategorisi İstanbul Tarihi Mekanları

Ayasofya Müzesi, hem yabancı turistlerin hem de yerli turistlerin İstanbul’da gezerken ilk tercih ettikleri yapıtların başında gelir. Sultanahmet Meydanı’na yakın olan ve eşsiz bir görüntüye sahip olan Ayasofya’yı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Ayasofya, milattan sonra 537 yılında Bizans hükümdarı Justinian tarafından yaptırılmıştır. 916 yıl kilise olarak kullanıldı. Sonradan 481 yıl cami olarak ve en son olarak da Atatürk tarafından 1935 yılında müze olarak ilan edilmiştir. İsmi Yunanca “Kutsal Bilgelik” anlamına gelir. 532-537 yılları arasında, 5 yılda tamamlandı. Dünya’nın en eski ve en hızlı inşa edilen katedralidir. Günümüzde, dünyanın yüzölçümü bakımından dördüncü büyük katedrali olarak kabul edilir. Devamını oku

Ayasofya Müzesi, İstanbul’da Turizm, İstanbul’da Gezilecek Mekanlar

21, February 2008 Gönderen  
Yazının kategorisi İstanbul Tarihi Mekanları

Aya Sofya

Ayasofya, Sanat Tarihi ve mimarlık dünyasının 1 numaralı yapısı hüviyetindedir. Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935’ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir. Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya; Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.

Bir Bizans efsanesine göre, İustinianos ayindeyken elinden kutsal ekmeği düşürür ve eğilip alana kadar, bir arı ekmeği alıp uçurur. Bunun üzerine, bütün arı sahiplerinin kovanlarda bu ekmeği aramalarını buyurur. Birkaç gün sonra bir arıcı, elinde diğerlerine hiç benzemeyen bir petekle çıkar gelir ve işte bu petek, Ayasofya’nın planı olur.

Ayasofya’nın bahçesinde bulunan Sultan I. Mahmud’un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecid’in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya’daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.  Ayrıca Avrupa mimarisi örneklerinden de; Apsis yarı kubbesinde kucağında çocuk İsa ile Meryem Ana, sağ yanda da Baş Melek mozaikleri bulunmaktadır.

Ayasofya’nın inşaatında kullanılan volkanik kül içeren Horasan harcının, plastik özellikleri nedeniyle deprem gibi güçlü sarsıntıların binada yol açtığı yapısal deformasyonlara uyum sağladığı günümüz araştırmaları tarafından ortaya konulmustur.

Aya Sofya

Ayasofya’nın Mimari Özellikleri:
Bizans dönemi mimarisinin ve sanatının en görkemli örneklerine sahip olan yapı, Mimar Sinan’ın yaptığı Süleymaniye ve Selimiye Camii’nin esin kaynağı oldu. 916 yıl kilise olarak kullanıldıktan sonra 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi ile birlikte camiye dönüştürüldü ve cumhuriyetin ilanından sonra 1935 yılında Atatürk’ün emriyle müze olarak kullanılmaya başlandı.

Mozaikleriyle ünlü yapıyı 55.60 m. yüksekliğinde ve içten 30.80.-31.88 m. çapında 40 kaburgalı bir kubbe örtmektedir. Binanın ağırlığını 40’ı aşağıda, 67’si üst katta 107 sütun taşımaktadır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür.

Ayasofya’nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler 9.-12. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir. Üst galerideki, Meryem Ana’nın ve Vaftizci Yahya’nın da temsil edildiği büyük mozaikte İsa Peygamber’in yüzünün sağ ve sol yarıları birbirinden farklı olarak temsil edilmiştir. Bu özellik Leonardo da Vinci’nin ünlü eserinde de görülmekle birlikte, Ayasofya’daki bu mozaik 12.yy.’da yapılmış olduğundan Vinci’nin eserinden daha eskidir.

Ayasofya’da, mevlut okuma balkonunun yanında, zeminde bulunan, çeşitli renklerde dairesel taşlar içeren, Yerin göbeği anlamındaki Omphalion (omphalos) adını taşıyan, kare biçimli alan, Bizanslılar’ca Dünya’nın merkezi olarak kabul edilmiş olduğundan Bizans imparatorlarının taç giyme törenlerine sahne olmuştur.

Ayasofya’ya Nasıl Gidilir:
İstanbul’un Anadolu yakasından gelecek olanlar vapurla Eminönü’ne geçip, Sirkeci’den banliyö trenine binip Cankurtaran istasyonunda inebilir. Eminönü’nden tramvaya binip Sultanahmet durağında indikten sonra yürüyerek ulaşabilir.

Bakırköy, Küçükçekmece, Avcılar yönünden gelecekler için en rahat ulaşım tren. Cankurtaran istasyonunda inip, yürümek yeterli. Merter’den kalkıp Zeytinburnu’ndan geçerek Sirkeci’ye ulaşan hafif tramvayla Sultanahmet’e gelmek, oradan da yürümek de mümkün.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi günleri dışında her gün 09.30-16.30 saatleri arasında açıktır.
Not: Ayasofya Müzesi ve Galeri Katı Giriş ücretlidir.