Atatürkün Hayatı, Atatürk Resimli Hayatı, Atatürkün Hayatı Özet, Atatürkün Hayatı Kısaca

16, November 2010 Gönderen  
Yazının kategorisi Atatürk

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selanik’te üç katlı pembe bir evde dünyaya gözlerini açmıştır. Babasının adı Ali Rıza, annesinin adı ise Zübeyde’dir.

Baba tarafından dedesi olan Hafız Ahmet; 1400’lü yılların sonu ve 1500’li yılların başında yüzyıllarda Makedonya’ya yerleştirilmiş Yörük ailelerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selanik yakınlarında bulunan bir kasabaya yerleşmiş köklü bir Türk ailesinin kızıdır. Ali Rıza Efendi ve Zübeyde Hanım’ın izdivacı 1871 yılında gerçekleşmiştir.

Mustafa Kemal, bilindiği üzere mahalle mektebinde başlayan öğrenim hayatını babasının isteği doğrultusunda Şemsi Paşa İlkokulu’nda devam ettirdi. İlkokul öğrenimi sırasında takvimler 1888 tarihini gösterirken babası Ali Rıza Efendi hayata gözlerini yumdu.

Atatürk ve Zübeyde Hanım

Atatürk ve Zübeyde Hanım

Babasının ölümünden sonra bir süre dayısının çiftliğinde kalan Mustafa Kemal; kısa süre sonra eğitim hayatına geri döndü. İlkokul eğitiminden sonra Mülkiye Rüştiyesine kaydolan Mustafa Kemal; 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye yazıldı. Adındaki “Kemal” ismi Askeri Rüştiye’deki matematik öğretmeni tarafından konulmuştur. Ardından Manastır Aakeri İdadisi ve Harp Okulu’nda eğitimini tamamlayıp; 1902 yılında teğmen olarak mezun oldu.

Atatürk ve Bayrak

Atatürk ve Bayrak

Eğitimine ara vermeyen Mustafa Kemal 1905 yılında harp akademisini bitirerek yüzbaşı olarak şimdilerde Suriye’nin başkenti olan Şam’a tayin oldu. 1907 yılında kıdemli yüzbaş rütbesi ile Manastır’a atandı. 1909 yılında İstanbul Hareket Ordusu’nda Kurmay başkanı görevini üstlendi. 1910 yılında görevi gereği Fransa’ya giden Atatürk; 1911’de yurda dönüp Genel Kurmay Başkanlığı emrine girdi.

1911 yılında İtalyan Ordusu’na karşı kazandığı Trablusgarp zaferi sayesinde Mustafa Kemal, takvimler 1912 yılını gösterirken Derne Komutanı olarak terfi ettirildi. 1912 yılında başlayan Balkan Savaşı’nda Dimetoka ve Edirne bölgelerinin geri alınmasında büyük rol oynadı. 1913 yılında Soma Ataşesi olan Mustafa Kemal 1914 yılında yarbay rütbesine atandı. 1915’te başlayan Birinci Dünya Savaşı Nedeni ile Tekirdağ’a On Dokuzuncu Tümeni kurmaya gönderildi.

Atatürk ve Halk

Atatürk ve Halk

1914’te ittifak devletleri bünyesinde savaşa giren Osmanlı Devleti Mustafa Kemal’in büyük askeri dehası sayesinde Çanakkale’de kahramanlık destanı yazdı. Her ne kadar Osmanlı Devleti Conkbayırı’nda 253.000 şehit verse ve İttifak Devletleri’nin diğer cephelerdeki yenilgisinden dolayı mağlup sayılsa da düşman birliklerine “Çanakkale Geçilmez” cümlesini söyleterek onurunu korumayı bilmiştir. Bu başarının ardından Mustafa Kemal albay rütbesine yükseltildi.

Çanakkale’de yazılan desatnın ardından 1916 yılı’nda Diyarbakır’da görevlendirilen Atatürk; “tümgeneral” rütbesi ile onurlandırıldı.  Muş ve Bitlis illerini Ruslardan geri aldı. 1917 yılında Vahdettin’le birlikte Almanya’daki cepheleri inceledi ve seyahat esnasında hastalanıp yurtdışında tedavi gördü. Tedavisinin ardından 1918 yılında 7. Ordu’ya atandı ve İngilizlere karşı savaştı. Savaştan sonra imzalanan Mondros Mütarekesi’ne müteakip Yıldırım Ordularına komutanlık yaptı. Yıldırım Gurubu Orduları kapatılınca da İstanbul’daki Harbiye Nezareti’ne atandı.

Atatürk Resimleri

Atatürk Resimleri

Mondros Mütarekesi ardından İngilizler Osmanlı topraklarına saldırmaya başladı. Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919’da milli mücadelenin ilk adımını atmak için Samsun’a çıktı.  Amasya Genelgesi’ni yayınlamasının üstünden geçen kısa zaman zarfında Erzurum ve Sivas Kongreleri’ni düzenleyen Mustafa Kemal; halka vatanı kurtarmanın yollarını anlattı. Arından 23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurdu. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Anlaşması ile paylaşılan Osmanlı toprakları Kuvayı Milliye kuvvetleri tarafından geri alınmaya çalışırken TBMM ilk düzenli orduyu vazifeye hazırladı.  Artık düşmanın karşısında şanlı Türk Ordusu vardı…

Tüm teknik edevattan yoksun Türk Ordusu; şanlı Türk Askeri’nin inanması sayesinde Kars, Sarıkamış ve Gümrü’yü 1920 yılında düşman elinden kurtardı. 1921 yılında ise 1. İnönü, 2. İnönü ve Sakarya Meydan Muharebeleri kazanılıp yola devam edildi. Büyük Taaruz’daki büyük zafere ise 1922 yılında imza atıldı.

Sakarya Zaferi ardından meclis tarafından mareşal ve gazi unvanları ile onurlandırılan Mustafa Kemal; 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşması’nın imzalanması ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmen kurulması çabasında bulundu. Tarih 29 Ekim 1923’ü gösterirken cumhuriyet idaresi kabul edildi, meclis Mustafa Kemal’e ilk cumhurbaşkanı olma şerefini verdi. 30 Ekim 1923 yılında ise Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk hükümeti İsmet İnönü tarafından kuruldu. 3 Mart 1924 tarihinde halifelik kurumu resmen kaldırıldı.

Kamusal, siyasal, toplumsal birçok alanda devrimler yapan meclis; Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını verdi. 1935 yılına kadar sürekli cumhurbaşkanı seçilen Atatürk; yurtdışı gezileri ile diğer medeniyetlerle sıcak temaslar sağladı. 29 Ekim 1933’te ise okuduğu 10. Yıl Nutku hala Cumhuriyet’in değeri konusunda ders niteliğindedir.

Cumhuriyet ilan edilmeden 9 ay önce Latife Hanım ile dünya evine giren Atatürk; 1925 yılında evliliğini sonlandırdı. Çocuk sevgisi ile tanınan Mustafa Kemal Sabiha Gökçen başta olmak üzere 10’a yakın çocuğu evlat edindi.

Atatürk ve Köylü

Atatürk ve Köylü

Ölümünden bir yıl evvel tüm mal varlığını hazineye, yerel yönetimlere ve TDTK’ya bağışladı. Hayvanseverliği ile tanınan Atatürk; aynı zamanda Ege yöresi oyunlarına, Zeybek türkülerine karşı çok ilgiliydi. Fransızca ve Almanca’yı anadil seviyesinde konuşan Mustafa Kemal  zengin bir kütüphaneye sahipti.

10 Kasım 1938 yılında siroz hastalığının ileri derecelere doğru ilerlemesi nedeni ile hayata gözlerine yuman Mustafa Kemal, yurdun dört bir yanında yapılan törenlerin ardından 21 Kasım 1938’de Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabre defnedildi. Ölümünün 15. Yılında ise Anıtkabir isimli ebedi istirahathanesinin inşası biten Mustafa Kemal; vatanın her ilinden getirilen toprakların bulunduğu kabrine defnedildi.

Mekanın cennet olsun büyük Atamız…

Dersimiz Atatürk Filmi Fragmanı, Dersimiz Atatürk Filmi Yorumları

1, February 2010 Gönderen  
Yazının kategorisi Vizyondaki filmler

Dersimiz Atatürk filmi yorumlarını yazımızın altında okuyabilirsiniz. 19 Mart 2010 yılında vizyona giren “Dersimiz Atatürk” ister istemez “Mustafa” ve “Veda” filmleriyle de karşılaştırılıyor.  Bu ülke çocuklarının ATA’mızı gerçek anlamda tanımasına gerçekten çok ihtiyaçları var. Yazının sonundaki Dersimiz Atatürk filmi hakkındaki yorumlarınızı bizlerle paylaşırsanız seviniriz…

Dersimiz Atatürk hakkında gelen yorumların hepsi de birbirnden değerli, ama Oya Aşkır Hanım’ın değerli yorumunu yazımızın içersinde de hepinizle paylaşmak istedik (kırmızı renkli bölüm).

Oya Aşkır’ın Dersimiz Ataütrk filmi hakkındaki yorumu:

Turgut Özakman’ın senaryosunu yazdığı Atatürk filmi, kısa ve öz bir belgesel özelliği taşıyor. Filmin özellikle ilköğretim çağındaki çocukların “gerçek Atatürk” ü tanımalarında etkili olacağını düşünüyorum. Çanakkale Savaşındaki rolünden tutun da bağımsızlık savaşları da dahil askeri yönü, çınar ağacına kıyamayan ve o zamanki kısıtlı imkanlarla koca bir yalının raylar döşenerek nasıl ağaçtan uzaklaştırdığını gösteren doğasever Atatürk’ü, çocuklar olan düşkünlüğüyle “insan Atatürk’ü”,öğretmenlere verdiği değerle “eğitimci Atatürk’ü” vs. vs.. tarafsız, yorumsuz izleyebiliyorsunuz. Filmi izlerken bir ulus olmanın değerini anlıyor ve ulusal benliğinizin nasıl derinden etkilendiğini hissediyorsunuz. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Tüm okulların, bu filmi öğrencilerine izletmesi gerektiğini düşünüyorum.

Senaryosunu Çılgın Türkler ve Diriliş kitaplarıyla fırtınalar estiren, Atatürk ‘ ülkemizde en iyi araştırmış, en iyi anlamış ve şüphesiz en çok seven yazarlardan olan Turgut Özakman‘ın kaleme aldı. Yapımcılığını Birol Güven ve Serkan Balbal’ın üstlendi.  Yönetmenliğini ise Hamdi Alkan’ın yaptı.

Halit Ergenç’in Atatürk’ü canlandırdığı, çocuklara ve genç nesile Atatürk’ü en yalın haliyle anlatma amacı taşıyan filmin anlatıcısı, yani “Tarihçi Dede”yi Çetin Tekindor oynuyor.

Tarihçi Dede’nin torunu ve torununun okul arkadaşlarına Atatürk’ü anlatmasıyla başlayan film, sinema tekniklerinin kullanıldığı bir ders niteliğinde… Tarihçi Dede çocuklara Mustafa Kemal’in çocukluğunu, okul hayatını, askerlik kariyerini anlatır, Kurtuluş Savaşı’nın en önemli cephelerine götürür.

Dersimiz Atatürk Filmi

Turgut Özakman, “Dersimiz Atatürk” filmiyle ilgili olarak, “Birliğimizi, dirliğimizi, geleceğimizi korumak için herkese gerçek Atatürk’ü anlatmak zorundayız. Dersimiz  Atatürk bu büyük ödevin bir adımıdır” demiş.

Dersimiz Atatürk filminde Atatürk hakkında bir çok farklı bilgiler öğrenebileceksiniz. Filmin bazı sahnelerinde insan ağlamamak için kendini gerçekten zor tutuyor.

Atatürk’ün özellikle çocuk, doğa, öğretmen gibi bu toplumun önemli değerleri hakkında çok özel anılarına yer verilmiş. Atamız, bir ağacın dalını kestirmemek için evini 4 metre geriye kaydırtma gibi topluma daha o yıllarda çok farklı mesajlar vermeye çalışmış.

Dersimiz Atatürk filmi kesinlikle izlenmesi gereken ve atamız hakkında yeni bilgiler öğrenebileceğiniz bir yapıt olmuş. Filmde emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. :)

Dersimiz Atatürk filmi yorumlarını aşağıda okuyabilir ve sizin yorumlarınızı da bizlerle paylaşabilirsiniz.

Atatürk Yıkın Heykellerimi Şiiri, Ben Mustafa Kemalim Şiiri

29, January 2010 Gönderen  
Yazının kategorisi Özel Günler

10 Kasım’larda Ata’mızı her zaman saygıyla anıyoruz. Bu şiir ise Ata’mız için yazılmış ve onu anlayabileceğimiz en güzel şiirlerden birisi.

Atatürk için yazılmış “Yıkın Heykellerimi” veya “Ben Mustafa Kemailim” olarak da bilinen anlamlı şiir.  Gözlerim dolu dolu, yüreğim ağlayarak okudum bu şiiri. “Yıkın Heykellerimi” şiirini belki biraz geç yayınladık ama vatanını ve Mustafa Kemal‘imizi seven herkesin bu şiiri beyinlerine kazımazı lazım. Şair Süleyman Apaydın’ın kalemine ve yüreğine sağlık.

Yıkın Heykellerimi

Ey milletim!
Ben MUSTAFA KEMAL’im,
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit, değilse ilim
Kurusun damağım, dilim
Özür dilerim
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz tüm heykellerimi

Özgürlük hala
En yüce değer değilse eğer
Prangalı kalsın diyorsanız köleler
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın bütün heykellerimi

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Orta çağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın bütün heykellerimi

Yetmediyse acısı, şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh, dünyada barışın
Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın bütün heykellerimi

Özlediyseniz fesi, peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan, şeyhten, dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan, üfürükçüden
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın bütün heykellerimi

Eşit olmasın diyorsanız kadınla, erkek
Kara çarşafa girsin diyorsanız
Yobazın gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın kadınımız, kızımız
Budur bizim alınyazımız
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın bütün heykellerimi

Fazla geldiyse size hürriyet, cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız saltanatın, sultanın
Hala önemini anlamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun, ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın bütün heykellerimi

RAHAT BIRAKIN BENİ…

Şair: Süleyman Apaydın

Atatürk

Atatürk

Veda Filmi Fragmanı, Veda Filmi Yorumları, Mustafa Kemal Atatürk Filmleri

2, January 2010 Gönderen  
Yazının kategorisi Vizyondaki filmler

Dünya’nın en büyük kumandanı Mustafa Kemal Atatürk… Sonunda Ata’mız için tüm dünyada gösterebileceğimiz bir film ortaya çıktı. Umarız Veda filmi ile Atatürk’ü doğru yerlerde herkese doğru mesajlarla aktarırız.

Veda Filmi, ölüme meydan okuyan bir kuşağın hikayesi. Filmde sadece Atatürk’ün hayatı anlatılmıyor, aynı zamanda bir döneme ışık tutuluyor, filmde dostluk, savaş, aşk, sevgi gibi konular ‘insan olmak’ çerçevesinde tekrar ele alınıyor. “Veda” Salih Bozok’un anlatımıyla, bu dostluğun, Atatürk’ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikayesi…

Veda’nın amacı, Atatürk’ü sadece Türkiye’ye anlatmak değil, aynı zamanda tüm dünyada Atatürk’ün tanınmasını sağlamak.

Selanik’te çocukluktan başlayan arkadaşlık, önce silah arkadaşlığına sonrasında cumhuriyetle birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyen yarım asırlık dostluğa ve ölene kadar süren kardeşliğe dönüştü. Aralarındaki dostluk o kadar büyüktü ki biri öldüğünde diğeri de hayata veda etmek istedi…

Veda Filmi – Resmi Fragman

Senaryosunu Zülfü Livaneli’nin yazdığı ve yönettiği filmin görüntü yönetmenliğini Peter Steguer yaptı. Müzikler yine Zülfü Livaneli’ye ait. Çekimlerine 27 Ekim’de başlanan filmin senaryo çalışması 3 yıl sürdü ve çekimler 7 haftada tamamlandı. İtalya’dan ekipleriyle gelen Aldo Signoretti ve Vittorio Sodano saç ve makyajı yaptı. Veda için Türkiye’ye 1200 kg makyaj malzemesi geldi. Bu proje için 150 adet gerçek saçtan peruk yapıldı. Makyaj ve saç ekibi için 2 mobil kuaför ve makyaj salonu ve 1 adet makyaj laboratuarı özel olarak tasarlandı ve üretildi.

Veda Filmi Fragmanı

Tamamı yerli sermaye ile hazırlanan projede, 13 kişilik İtalyan ve Alman teknik ekip görev aldı. Türkiye’de ilk defa bir prodüksiyon için 12000 parça kostüm ve aksesuar Baran Uğurlu tarafından hazırlandı. Kostümler en ufak ayrıntısına kadar gerçeği yansıtabilsin diye dönemine uygun olarak eskitildi, renklendirildi, işlendi. Devamlı çalışan 29 araç, 98 kişilik ekip ve 2000 kişilik figurasyonla Türkiye’nin en kalabalık prodüksiyonu gerçekleştirildi. “Veda” çekimleri, Ayvalık, İzmir ve Antalya’da gerçekleşti. Savaş sahneleri doğal plato olan Seferihisar’da çekildi. Uşakizade Köşkü gibi gerçek mekanların yanısıra Atatürk’ün arabası ve vagonu da çekimlerde kullanıldı.

Veda Filmi

Veda filmi hakkında daha detaylı bilgiye http://www.vedafilm.com/ sitesinden ulaşabilirsiniz…

Florya ATATÜRK Deniz Köşkü, İstanbul’da Köşkler, İstanbulda Görülmesi Gereken Yerler

23, July 2009 Gönderen  
Yazının kategorisi İstanbul' da Kültür-Etkinlik

Atatürk’ün yaşamının son dönemlerinde, hastalığına iyi geleceği düşünülerek Doktor Neşet Ömer’in önerisiyle İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında yapımına başlanan Deniz Köşkü, 43 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır.

Florya ATATÜRK Deniz Köşkü‘nün yapımı için düzenlenen proje yarışmasında, Yüksek Mimar Seyfi Arıkan’a ait proje birinci olmuştur. Atatürk’ün bu tercihindeki temel neden, mimarın yapıyı bir halk plajı ile etüd etmesi olmuştur.

Yazlık bir konut olarak hazırlanıp, 1935 yılının Ağustos ayında kullanıma açılan köşk, Atatürk’ün ilgisi nedeniyle önem kazanan ve İstanbul’un güzel bir plajı olan Florya’da yapılmıştır.

28 Haziran 1935 günü özel treniyle İstanbul’a gelen Atatürk, o gün Haydarpaşa’dan Dolmabahçe’ye oradan da Florya’ya geçerek Deniz Köşkü inşaatını gezmiş ve beğenmiştir. Ulu Önder, İstanbul Belediyesi’nin kendisine hediye ettiği Deniz Köşk’te yaşadığı süre boyunca siyasal ve bilimsel toplantılar için burayı özellikle kullanmış, aralarında İngiliz Kralı VIII. Edward ve Madam Simpson’un da bulunduğu kimi önemli konukları burada ağırlamıştır.

Florya Deniz Köşkü’nde çalışarak dinlenen ve gerektikçe denize giren Atatürk, köşkü son olarak 28 Mayıs 1938 günü kullanmıştır. Atatürk’ün ölümünden sonra bu yapıları Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları olan Sayın İsmet İnönü, Sayın Celal Bayar, Sayın Cemal Gürsel, Sayın Cevdet Sunay, Sayın Fahri Korutürk ve Sayın Kenan Evren kullanmıştır.

Atatürk Deniz Köşkü, sahilden 70 metre ileride, kıyıya köprüyle bağlı ve kazıklar üzerindedir. Florya Deniz Köşkü’nün geniş bir salonu, kütüphanesi, dinlenme ve yatak odaları ile banyosu vardır. Oldukça sade ve mütevazı olan köşkte, Ata’nın odasının hemen yan tarafında manevi kızı Ülkü’nün odasında bir yatak ve bir sehpanın üzerinde “Ülkü” yazan bir gemi maketi bulunmaktadır.

İstanbulda Köşkler

Florya’da ayrıca eski Ayastafonos Manastırı’na ait kalıntıların bulunduğu geniş alanda Atatürk’ün emriyle bir koruluk meydana getirilmiş ve çamların süslediği bir koruluğa, Atatürk Korusu adı verilmiştir. Florya Bahçesi de halka açık park olarak düzenlenmiştir.

16 Eylül 1988 tarihinde Kenan Evren tarafından TBMM’ye bağlı Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na devredilen bu yapılar topluluğu, restorasyona alınarak Atatürk Müzesi haline getirilmiş ve içinde Atatürk’ün İstanbul’da olduğu anlarla ilgili bir fotoğraf sergisi oluşturulmuştur. Öte yandan Deniz Köşk’ün bir bölümünde de Atatürk ile ilgili çeşitli yayınlar tanıtılmakta ve satılmaktadır. Yaverlik ve Genel Sekreterlik binaları onarılarak TBMM sosyal tesisleri haline getirilmiş, bu binaların arasında kalan boşluğa kafeterya ve restoran hizmeti veren bir yapı eklenmiş, yine bahçe; kafeterya hizmetleri verilecek bir konuma getirilmiştir.

Atatürk Deniz Köşkü tek katlıdır ve büyük kazıklar üzerinde yer almaktadır. Özel olarak tasarlanmış malzeme ve bağlantı parçaları ile yapılmış, L biçimli ahşap bir binadır. Atatürk’ün yaşamının son yıllarında gereksinim duyduğu özel bakım göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. Deniz Köşk’ün Florya halk plajının hemen yanında oluşu nedeniyle Atatürk de halka yakın kalmış ve halkla birlikte denize girmiştir. Bugün yapılan restorasyon çalışmaları nedeniyle Köşk, geniş çaplı bir yenilemeye maruz kalmış ve bir kısmı betonarme olarak değiştirilmiştir.

Bu eşsiz yapıyı görmek ve ayrıntılı bilgi almak için Kültür Bakanlığı’nın (http://www.istanbulkulturturizm.gov.tr) web sitesini inceleyebilirsiniz.

Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.00-15.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır. Bu saatlerin ve tarihlerin değişebileceğini de göz önüne alarak, aşağıdaki Florya Atatürk Deniz Köşkü’nün telefonundan detaylı bilgi alabilirsiniz.

Florya Atatürk Deniz Köşkü’ne ulaşmak için:
Adres  : İstanbul Caddesi – Florya
Tel  : 0212.  426 51 51
Faks   : 0212. 580 75 34

Sonraki sayfa »