Dârüzziyafe, Türk Mutfağı, İstanbul’da Görülmesi Gereken Yerler, İstanbul’da Otantik Mekanlar

24 February , 2008 by admin  
Yazı kategorisi İstanbul' da Yeme-İçme

Türk Mutfağı

Dârüzziyafe, Osmanlı Mimarisinin en görkemli yapılarından olan Süleymaniye Külliyesi içinde bulunan Dârüzziyafe Türk Mutfağı, misafirlerini tarihi atmosferinde, bu ortama yakışır, geçmişten aldığı leziz mirası günümüzün damak tadına uyumlu kılan mutfağıyla ağırlamaktadır. Dârüzziyafe Türk Mutfağı, sahip olduğu bu hizmet anlayışıyla Osmanlı mutfağına yönelik birikim ve deneyimleri, akademik bulgular ışığında hayata geçirmekte ve çok büyük bir özenle misafirlerine sunmaktadır.

Tabiilik, damak zevki ve şifa, Türk mutfağının belli başlı özelliklerini teşkil eder. Türkler, uzun asırlar boyunca edindikleri tecrübelerden dolayı, sofralarını donatan yemeklerin; faydalı, lezzetli ve enerji verici özellikler taşımasına dikkat etmişlerdir. Gerçekten de, herhangi bir gıda maddesinin özellikleri bozulmadan nasıl pişirileceği, nasıl daha lezzetli hale getirileceği ve bazı gıdaların nasıl daha uzun ömürlü olabileceği gibi konularda çok büyük maharetler kazanmışlardır.  Öyle ki, hangi etten hangi yemeğin yapılacağı, hangi şerbetin hangi yemekle sunulacağına kadar çok ince bir zevkle, yemeği ve sofrayı bir sanat haline getirmişlerdir. İşte Dârüzziyafe, bu zevk ve böylesine zengin bir mirasın varisi olmanın şevkiyle var olmaktadır.

Darüzziyafe

Dârüzziyafe tarihi mutfağıyla, yaşamakta olan Anadolu mutfağını bütünleştirerek, gerek kendi insanımıza gerekse yurdumuza gelen misafirlerimize, zengin türk sofrasının nadide lezzetlerini muhteşem bir Türk mekanında tattırmayı arzuluyor.

Tarihin her köşesine sindiği, hatta bizzat kendisi tarih olan Darüzziyafe’de, Türk mutfağının nadide lezzetlerini, neslimizin ince zevkinin ve zarafetinin sonucu olan, gönüllere hoşluk veren musikimiz eşliğinde tadacak, günümüzün karmaşık ve yorucu ortamından birkaç saatliğine de olsa sıyrılıp huzur bulacaksınız.

Dârüzziyafe Türk Mutfagi, A lâ Cart yemek servisinde;
Kanuni Salonu’nda 350 kişi, Sinan Salonu’nda 250 kişi, Türk Dünyası Salonu’nda 120 kişi olmak üzere toplam 720 kişiye aynı anda hizmet verebilmektedir. Bu sayı yaz aylarında servise açılan bahçeyle birlikte 1100 kişiye kadar çıkmaktadır.

Toplantı ve özel günleriniz için: Üç ayrı salonda hizmet vermekte olan lokantamız A lâ Carte servisinin yanında toplantılarınız, kokteylleriniz, nişan ve düğün davetleriniz için de özel yemek listeleri oluşturmakta ve tüm misafirlerinizi nezih bir ortamda, unutamayacakları lezzetlerle ağırlamaktadır…Dârüzziyafe, toplantılarınız, nişan ve düğün davetleriniz için çok çeşitli seçenekler sunmaktadır: Tasavvuf ve Türk Musikisi fasıl heyeti, sema gösterisi ve mehteran takımı misafirlerce en çok tercih edilen seçeneklerdir.

Dârüzziyafe Adresi: Şifahane Sokak No:6 34430 Süleymaniye – İSTANBUL
Dârüzziyafe Telefonu 1: +90 (212) 511 84 14
Dârüzziyafe Telefonu 2: +90 (212) 511 84 15
Dârüzziyafe Telefonu 3: +90 (212) 512 11 00

Dârüzziyafe hakkında detaylı bilgi edinmek için http://www.daruzziyafe.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Op. Dr. Hasan Fındık, İstanbul’da Estetik ve Güzellik Merkezi, Estetik-Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

21 February , 2008 by admin  
Yazı kategorisi Kadın ve Güzellik, Sağlık Köşesi

Estetik-Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Hasan Fındık’ın Estetik ve Plastik Cerrahisi sektöründeki başarısı bir çok kişi tarafından takip edilmektedir. Kendisinin ulusal ve uluslararası dergilerde yayınlanmış bir çok makale ve bildirileri bulunmaktadır. ATV ve Kanal-D gibi saygın medya kanallarında da Estetik Cerrahi üzerine yapılan programlarda uzman olarak yerini almıştır. Op.Dr. Hasan Fındık’ın İstanbul Şaşkınbakkal ve 3. Levent’de Estetik ve Güzellik Merkezi bulunaktadır. Güzellik Merkezlerinin telefonlarını ve adreslerini yazımızın sonunda bulabilirsiniz.

Estetik Merkezi

Estetik merkezinde kullanılan tıbbi cihazlar; Üniversiteler tarafından geliştirilmiş, etkinlikleri bilimsel olarak ispatlanmış, FDA onaylı – CE belgeli yüksek teknoloji ürünü tıbbi cihazlardır. Bu cihazların kullanılmasıyla birlikte; zayıflama – sıkılaştırma, bölgesel incelme, yüzdeki ince kırışıklıkların ve sarkmaların giderilmesi, yüz gençleştirme gibi çözümü zor problemlerde yeni bir dönem başlamıştır. Kısa zaman öncesine kadar giderilmesinin mümkün olmadığı düşünülen sellülit problemi de artık bayanların sorunu olmaktan çıkmıştır. Klinikde bulunan cihazların bir kısmı şu an itibarıyla Türkiye’de sadece kendi bünyelerinde bulunmaktadır. Bu cihazlar üretildiği ülkelerle eş zamanlı olarak merkezlerinde de kullanılmaktadır. Bu cihazların seçiminde; bilimsel etkinliklerine, FDA onaylarına,yan etki durumlarına ve yüksek teknolojiyi kullanmalarına bakılmıştır. Hedef olarak da; Ülkemizde hiçbir bilimsel etkinliği olmayan eski teknoloji ürünü cihazların sayısını azaltmak, böylelikle de kişilerin boşa zaman ve para harcamalarının önüne geçmek amaçlanmış. Estetik Cerrahi ve Anti-Aging alanında yenilikçi ve öncü konumda bulunmanın sorumluluğunu taşımaktadırlar.

  

Op.Dr. Hasan Fındık

 

Estetik-Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op.Dr. Hasan Fındık’ın kendi web sitesinde yayınladığı Estetik müdahaleler ve Estetik-Plastik Cerrahi hakkındaki yazısı aşağıdaki gibidir.

“Bakımlı, güzel ve sağlıklı görünerek yaşamdan alınan keyifin arttırılması amacıyla, günümüzde estetik müdahaleler ve anti-aging yaklaşımlar pek çok insan tarafından tercih edilir olmuştur. Kısa sürelerde gerçekleştirilebilen küçük müdahalelerle güzel ve kalıcı sonuçların elde edilebilmesi, pek çok operasyon sonrasında aynı gün eve dönülebilmesi ve yine, işlemlerin bir bölümünün genel anestezi olmadan da yapılabilmesi kişilerin bu müdahaleler konusunda karar vermelerini kolaylaştırmıştır. Bu konuda kişinin kendisini emanet edeceği cerrah ve ekibine güven duyması da çok önemlidir.

Türk Estetik-Plastik Cerrahisinin, uluslararası alanda oldukça saygın bir yerde bulunmasından dolayı yurt dışından da estetik cerrahi uygulamaları için yoğun ilgiyle karşılaşmaktayız. Bu ilginin bir nedeni de günümüz teknolojisiyle operasyon sonrası konforun artması,şişlik ve morlukların minimalize edilmiş olmasıdır. Böylelikle iş ve sosyal yaşamdan uzaklaşmalarına gerek kalmadan çok kısa süre içerisinde en kapsamlı operasyonları uygulatıp tekrar ülkelerine dönebilmektedirler. Gelen misafirlerimizin konforunu arttırmak ve güzel anılarla geri dönmelerini sağlamak amacıyla Türkiye’de bulundukları süre içerisinde konaklamaları, rehberlik hizmetleri ve havalimanı transferleri ekibimiz tarafından düzenlenmektedir.

Merkezimizde kullanılan tıbbi cihazlar; Üniversiteler tarafından geliştirilmiş, etkinlikleri bilimsel olarak ispatlanmış, FDA onaylı – CE belgeli yüksek teknoloji ürünü tıbbi cihazlardır. Bu cihazların kullanılmasıyla birlikte; zayıflama – sıkılaştırma, bölgesel incelme, yüzdeki ince kırışıklıkların ve sarkmaların giderilmesi,yüz gençleştirme gibi çözümü zor problemlerde yeni bir dönem başlamıştır. Kısa zaman öncesine kadar giderilmesinin mümkün olmadığı düşünülen sellülit problemi de artık bayanların sorunu olmaktan çıkmıştır.

Estetik Cerrahi

Kliniğimizde bulunan cihazların bir kısmı şu an itibarıyla Türkiye’de sadece kendi bünyemizde bulunmaktadır. Bu cihazlar üretildiği ülkelerle eş zamanlı olarak merkezimizde de kullanılmaktadır. Bu cihazların seçiminde; bilimsel etkinliklerine, FDA onaylarına,yan etki durumlarına ve yüksek teknolojiyi kullanmalarına bakılmıştır. Hedef olarak da; Ülkemizde hiçbir bilimsel etkinliği olmayan eski teknoloji ürünü cihazların sayısını azaltmak, böylelikle de kişilerin boşa zaman ve para harcamalarının önüne geçmek amaçlanmıştır.

Estetik Cerrahi ve Anti-Aging alanında yenilikçi ve öncü konumda bulunmanın sorumluluğunu taşımakta ve bilimsel olarak kabul görmüş her gelişmeyi ilk uygulayan klinik olma prensibimizle hep yanınızdayız…”

Op.Dr. Hasan Fındık’ın Estetik ve Güzellik Merkezlerinden aşağıdaki konular hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz.

  • Yüz Gençleştirme, Botox, Dolgu Maddeleri, Saç Restorasyonu, Alin Germe, Kas Kaldırma

  • Göz Kapağı Estetiği, Yüz&Boyun Germe, Yanak&Çene Estetiği, Burun Estetiği, Kulak Estetiği

  • Dudak Estetiği, Ağız ve Diş Estetiği, Meme Estetiği, Popo Estetiği, Liposuction, Kol&El Estetiği

  • Bacak Estetiği, Sellülit&Bölgesel İncelme, Genital Bölge Estetiği, Karin Germe, Lazer Epilasyon, Gamze Oluşturma

Op.Dr. Hasan Fındık’ın Estetik ve Güzellik Merkezleri:
MERKEZ (Anadolu Yakası) Bağdat cd. Kazım Kulan Çarşısı No:28/8 Şaşkınbakkal / İstanbul

Telefon: 0216 356 30 30-31    FAX:0216 356 33 33

Op.Dr. Hasan Fındık ve Estetik-Güzellik Merkezleri hakkında detaylı bilgiyi http://www.hasanfindik.com/ site adresinde bulabilirsiniz.

Divan Life Restaurant, İstanbul’da Görülmesi Gereken Mekanlar, İstanbul’daki Restaurantlar

21 February , 2008 by admin  
Yazı kategorisi İstanbul Kent Rehberi, İstanbul' da Yeme-İçme

Divan Life

Anadolu Hisarı’nın yeni mekanı “life”, özgün konsepti, zengin menüsü ve dekorasyonu ile Anadolu Hisarı’na hareket getiriyor. Özenle yaratılmış farklı menüsündeki tatları, sabah, öğle ve akşam yemeklerini, yenilenen konsepti ile sunacak olan “life”, bir Divan kuruluşu.

Öğle yemeklerini “life”da yemeyi tercih edenler için çeşitli ve farklı tatlar olacak; yaban mantarları çorbası, organik yeşillikler ve acılı misket limon soslu Atlantik Somonu, karidesli ve sebzeli Çin Mantısı, ev yapımı Deniz Mahsülleri Fettucini gibi…

Devamını oku

Ayasofya Müzesi, İstanbul’da Turizm, İstanbul’da Gezilecek Mekanlar

21 February , 2008 by admin  
Yazı kategorisi İstanbul Tarihi Mekanları

Aya Sofya

Ayasofya, Sanat Tarihi ve mimarlık dünyasının 1 numaralı yapısı hüviyetindedir. Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935′ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir. Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya; Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.

Bir Bizans efsanesine göre, İustinianos ayindeyken elinden kutsal ekmeği düşürür ve eğilip alana kadar, bir arı ekmeği alıp uçurur. Bunun üzerine, bütün arı sahiplerinin kovanlarda bu ekmeği aramalarını buyurur. Birkaç gün sonra bir arıcı, elinde diğerlerine hiç benzemeyen bir petekle çıkar gelir ve işte bu petek, Ayasofya’nın planı olur.

Ayasofya’nın bahçesinde bulunan Sultan I. Mahmud’un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecid’in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya’daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.  Ayrıca Avrupa mimarisi örneklerinden de; Apsis yarı kubbesinde kucağında çocuk İsa ile Meryem Ana, sağ yanda da Baş Melek mozaikleri bulunmaktadır.

Ayasofya’nın inşaatında kullanılan volkanik kül içeren Horasan harcının, plastik özellikleri nedeniyle deprem gibi güçlü sarsıntıların binada yol açtığı yapısal deformasyonlara uyum sağladığı günümüz araştırmaları tarafından ortaya konulmustur.

Aya Sofya

Ayasofya’nın Mimari Özellikleri:
Bizans dönemi mimarisinin ve sanatının en görkemli örneklerine sahip olan yapı, Mimar Sinan’ın yaptığı Süleymaniye ve Selimiye Camii’nin esin kaynağı oldu. 916 yıl kilise olarak kullanıldıktan sonra 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi ile birlikte camiye dönüştürüldü ve cumhuriyetin ilanından sonra 1935 yılında Atatürk’ün emriyle müze olarak kullanılmaya başlandı.

Mozaikleriyle ünlü yapıyı 55.60 m. yüksekliğinde ve içten 30.80.-31.88 m. çapında 40 kaburgalı bir kubbe örtmektedir. Binanın ağırlığını 40′ı aşağıda, 67’si üst katta 107 sütun taşımaktadır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür.

Ayasofya’nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler 9.-12. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir. Üst galerideki, Meryem Ana’nın ve Vaftizci Yahya’nın da temsil edildiği büyük mozaikte İsa Peygamber’in yüzünün sağ ve sol yarıları birbirinden farklı olarak temsil edilmiştir. Bu özellik Leonardo da Vinci’nin ünlü eserinde de görülmekle birlikte, Ayasofya’daki bu mozaik 12.yy.’da yapılmış olduğundan Vinci’nin eserinden daha eskidir.

Ayasofya’da, mevlut okuma balkonunun yanında, zeminde bulunan, çeşitli renklerde dairesel taşlar içeren, Yerin göbeği anlamındaki Omphalion (omphalos) adını taşıyan, kare biçimli alan, Bizanslılar’ca Dünya’nın merkezi olarak kabul edilmiş olduğundan Bizans imparatorlarının taç giyme törenlerine sahne olmuştur.

Ayasofya’ya Nasıl Gidilir:
İstanbul’un Anadolu yakasından gelecek olanlar vapurla Eminönü’ne geçip, Sirkeci’den banliyö trenine binip Cankurtaran istasyonunda inebilir. Eminönü’nden tramvaya binip Sultanahmet durağında indikten sonra yürüyerek ulaşabilir.

Bakırköy, Küçükçekmece, Avcılar yönünden gelecekler için en rahat ulaşım tren. Cankurtaran istasyonunda inip, yürümek yeterli. Merter’den kalkıp Zeytinburnu’ndan geçerek Sirkeci’ye ulaşan hafif tramvayla Sultanahmet’e gelmek, oradan da yürümek de mümkün.

Ziyaret Gün ve Saatleri: Pazartesi günleri dışında her gün 09.30-16.30 saatleri arasında açıktır.
Not: Ayasofya Müzesi ve Galeri Katı Giriş ücretlidir.

Büyükada, İstanbul’un Görülmesi Gereken Yerleri, İstanbul’da Hafta Sonu

20 February , 2008 by admin  
Yazı kategorisi İstanbul Tarihi Mekanları

 

 

Büyükada, İstanbul’un görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Doğasıyla, tarihi zenginliğiyle ve yaşayan kültürüyle Büyükada ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. İstanbul’u ziyaret edenlerin mutlaka Büyükada’yı görmeden şehirden ayrılmamalarını tavsiye ederiz. Büyükada, yabancılar tarafından Prens Adaları olarak da bilinen İstanbul açıklarındaki adaların en büyüğüdür. Büyükada’nın Eski adı Prinkipo’dur. Prinkipo, Yunanca “büyük” demektir. Troçki’nin bir dönem sürgün yaşadığı yerdir.

Büyükada 9 adet adadan oluşan, İstanbul Adalarının ilçe merkezidir. 5400 kilometrekare yüzölçümüne sahiptir. Yaz aylarında ada nüfusu 10 -15 katına kadar çıkmaktadır. Adalar’da, biri güney, digeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi’dir. Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilisesi ve manastırı bulunmaktadir. Buradaki ilk yapi, miladi 6. yüzyilda insa edilmistir.

Büyükada

Görülecek mekânlara gelince, Leon Troçki’nin, Lenin tarafından kovulunca Türkiye’ye gelip yaşadığı ev ve Aya Yorgi Manastırı ve Kilisesi’nin özel bir yeri var: Her yil 23 Nisan ve 24 Eylül günlerinde sayısız her dinden insan 200 metrelik bu tepeyi soluksuz tırmanıp kiliseye ulaşır.

Büyükada’da 2 adet yazlık sinema bulunmaktadır. Bu sinemalar yaz sezonu boyunca açık olup, akşamları saat 22.00 de gösterime başlarlar. Genellikle her gün ayrı bir film gösterilir. Büyükada’da 4 plaj, 4 tane de cami bulunmaktadır.

Büyükada’da Bizans öncesi yerleşimlere ait 1930 yılında Karacabey mevkiindeki Rum Ortodoks mezarlığı yakınında bulunan ve Büyük İskender’in babası Makedonya kralı II. Filip’e ait altın sikkeleri ihtiva eden Büyükada Definesidir. Büyükada, diğer İstanbul Adaları gibi yaklaşık 7 yüzyıllık Bizans döneminde hapishane ve manastırlarıyla ün kazanmıştır.

Ada’ya Türklerin yerleşmesi 1846′da küçük gemilerin hizmete başlaması ile oluşmuştur. 1875′de daha büyük gemilerin gelmesi ile düzenli seferlere geçilmiştir. Bundan sonra Ada’da nüfus hızla artmıştır. Zengin Türklerin yanısıra yabancılar da Ada’ya rağbet etmiş ve köşkler, konaklar, oteller dönemin mimari usluplarını yansıtan binalar, kiliseler ve cami yapılmıştır. 1861’de Padişah Abdülaziz döneminde İstanbul’da kurulan ilk üç belediye dairesinden biri olarak Yedinci Daire diye anılan Adalar Belediyesi Teşkilatı kuruldu ve merkezi Büyükada oldu.

1894’de meydana gelen depremde ve 1900′lü yılların başlarında çıkan çarşı yangınında önemli hasarlar meydana geldi. 1945 yılından sonra Ada’ya yazlığa gelen Türklerde çoğalma olmuş, iskele çevresinde başlayan yapılaşmalar kıyı boyunca devam ederek tepelere doğru tırmanmıştır.

Bizi Twitterdan Takip Edini


Sonraki sayfa »