Diş Hastaneleri

Dişlermizin sağlıklı olması hepimiz için gerçekten çok önemlidir. Yani diş sağlığı ve dişin temiz olması gerçekten çok ciddi önem taşımaktadır. Dişlerin temiz durması ve güzel görünmesi gerçekten çok önemlidir ve dişlere sağlık kazandırabilmek açısından bunların doğru yapılması ve uygun bir şekilde dişlere bakılması gerekmektedir. Diş temizliğinin ne kadar önemli birşey olduğunu iyi bir şekilde izleyip ve ona göre de değerlendirmelerimizi yapmalıyız. Bu şekilde eğer doğru bir şekilde değerlendirmelerinizi yapabilirseniz o zaman dişlerinize çok daha iyi bakmış olursunuz ve dişleriniz için en güzel bir şekilde bakım yapmış olacaksınız. Dişlere verilen önem ve diş bakmı sayesinde dişler çok daha estetik görünecektir. Bu yüzden dişlerinize sahip çıkın ve güzel görünmesi için elinizden geleni yapın.

Diş yapısı iyi bakabilirseniz eğer size uzun yıllar zarar vermeyecek ve belirli bir süre içerisinde dişlerinizi koruyabileceksiniz. Dişlerin sağlıklı olabilmesi için ve dişlerinizin güzel bir şekilde durması için yapmanız gereken şeylerin başında dişere çok iyi bakabilmek ve dişlerinizin temiz olabilmesi ciddi önem taşımaktadır. Dişler için hospitadent faydaları size birçok katkı sağlayacaktır. Bunun için de dişlerinizin daha sağlıklı olabilmesi ve dişlerinizin çok güzel durması için bunları doğru düzgün bir şekilde ve elinizden gelinidği kadar güzel bir şekilde bunu yapmanız gerekmektedir. Diş hastanelerinde belli başlı standartlar vardır. Yapacağınız çalışmalar olsun ve birçok şeyler için dişler ile ilgili fayda sağlayabilmek adına istediğiniz şeyi yapabilirsiniz ve kendinize büyük katkılar sağlamış olacaksınız. Diş hastanesi ve bunun gibi birçok diş poliklinikleri sayesinde istediğiniz gibi bir geri dönüşüm olacaktır. İstenilen bir şekilde güzel ve sağlıklı dişlere sahip olan herkes en iyi şekilde dişlerini korumuş olacaklar. Diş bakımını iyi yapamayan her insan kötü sonuçlar elde edecektir.

Diş hastanelerinden iyi birer etki alabilmek adına ve diş hastanelerinin sizlere katkısının ne olacağını araştırmak ve sorgulamak için iyi birere etki alabilmek ve ona göre de sonuçlar alabilmek en doğrusu olacaktır. Dişlere bakım yapabilmek ve tedavi yapabilmeniz için en iyi diş hastanesi hospitadent sizin için en uygun diş hastanesi olacak. Bu diş hastanesinden faydalar görebilmeniz için ve istediğiniz etkileri alabilmeniz için işte bu diş hastanesine gitmelisiniz ve çok güzel etkileri alabilmek adına da iyi bir şekilde çalışmalar yaparak istediğiniz her türlü sonucu elde etmiş olabilirsiniz. Bunu iyi bir şekilde sağlamanız sayesinde de dişler daha sağlıklı olacak ve dişlerim temizliği konusunda daha rahat olacaksınız. Artık dişlerinizn daha güvende olacak ve sağlıklı olacaksınız. Bunlar göz önünde bulundurarak en iyi şekilde dişlerinizden geri dönüşüm alabileceksiniz.

İstanbul Medyum Aslan Hoca Hizmetinizde

İstanbul Medyum Aslan hoca ve paranormal alem varlıkları arasındaki iletişimle insanların manevi sorunları giderilmektedir. Bu manevi sorunların en başında cin musallatları yer almaktadır. İstanbul Medyum Aslan cin musallatlarını gideren güvenilir hoca efendidir.

Medyum görevi herkesin yapabileceği bir durum değildir. Bunun için doğuştan bir yeteneğin varlığı söz konusu olacaktır. Bu nedenle yapılan tüm araştırmaların çok eski tarihlere dayandığı aynı zamanda medyum olarak görev yapan çoğu kimsenin de bu ilimlere tam anlamı ile hakim olmadığı görülmektedir. Yaptığı hemen her işten olumlu sonuçlar alan Medyum Aslan hoca ise bu ilimlerin tamamına hakimdir. Çok yüksek bir bilgisi olan Medyum Aslan hoca, çoğu kişinin yüzünde bir gülümseme olmuştur. Mutlu olmak için her türlü yola başvuran aşık insan, bu anlamda genellikle medyum olan kişiler ile iletişime geçmektedir. Medyum olarak görev yapan kişilerin çoğunluğunun aktif bir maneviyata sahip oldukları görülmektedir. Maneviyatları konusunda sorun yaşanmayan kişilerin genellikle, insan üzerinde önemli etkilerinin olduğu görülmüştür.

bağlama büyüsü

İnsani duygulara hitap eden ve onların yarı yolda kalmadan hizmet almalarını sağlayan Medyum Aslan hoca, evini terk edip giden çoğu kişiye yardımcı olmuş mutlu yuvalarının devamı için bir aracı olmuştur. Tarihi kadar eski bir meslek olan istanbul medyum mesleği, evleri yıkılan ve yuvaları dağılan kişilerin birleşmesinde bir vesile olmuştur. Bilimsel çalışmalar ışığında kendini geliştirmiş olan Medyum mesleğinin bir diğer yönü ise daha gizli olan ilimlere dayanmaktadır. Bağlama büyüsü ile hizmet veren istanbul medyum sizlere bir telefon kadar yakındır. Sevgilinizle barışmak için bağlama büyüsü yaptıran binlerce insanın tek favorisi Medyum Aslan hocadır. Cin Musallatı gibi belirli konularda kişilere yardım etmektedir. Bu anlamda yaptığı çalışmalar ile taktir toplayan Medyum Aslan hoca, kişilerin bu anlamda üç boyutlu varlıklarla rahatsız edilmesini engellemektedir.

Kilo Verdiren 13 Besin, Kilo Verdiren Gıdalar, Kilo Vermeye Yardımcı 13 Besin

Yumurtanın tümüne yakını protein, bu nedenle önemli ölçüde tokluk hissi veriyor. İki ince dilim, esmer ekmek, az miktarda yağsız peynir ve bir adet haşlanmış yumurta ile yapacağınız kahvaltı gün boyu daha tok hissetmenizi sağlıyor.

Bitter çikolata yağ ve düşük kalorili olmamasına rağmen siyah çikolata, sağlığa faydalı yüksek oranda antioksidan içeriir. Küçük bir parça tatlı ihtiyacını giderir.

Sızma zeytinyağının içindeki omega 6 yağ asitleri, kalori yakmanızı kolaylaştırıyor. Bu nedenle günde bir çorba kaşığı kadar zeytinyağı tüketmek faydalı.

Tarçın.Bir öğünde bir çay kaşığının dörtte biri kadar tarçın tüketmek yemek sonrası insülin artışını engelliyor, çabuk acıkmamanızı sağlıyor.

Baklagiller Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, baklagil tüketiminin bağırsaktan ‘kolesistokinin’ salgılamasını artırdırığını gösteriyor. Bu ‘kolesistokinin’ maddesi iştahı azaltıyor. Fasulye, barbunya bakla gibi baklagiller, kan şekerini az miktarda yükseltiyor, vücuda bitkisel protein ve bağırsaklarınızın ihtiyaç duyduğu lifleri sağlıyor.

Kabuklu kuruyemiş, tuzsuz şamfıstığı, kabuklu ceviz, yerfıstığı tuzlu atıştırmalıklara olan özlemi gideriyor, daha sağlıklı beslenmeyi sağlıyor. Badem bütün kuruyemişler arasında kilo vermeye daha çok yardımcı olan bir yemiş.

Sirke midenin boşalmasını yavaşlatarak daha uzun süre tok hissetmenizi sağlıyor.

Ayva, elma, armut bu üç meyvede bol miktarda lif var. Özellikle şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürmeye yardımcı olan ve ‘pektin’ adı verilen eriyebilen lifleri içermeleri, bu meyveleri tüketmeye yararlı hale getiriyor. Öğün aralarında tüketilince tok hissetmenizi sağlıyor.

Salatalık vitamin A, C ve bir miktar lif içeren salatalık aynı zamanda düşük kalorili bir yiyecek. Atıştırmalık tüketilmesi tavsiye ediliyor.

Yemeğin içinde et olması tokluk hissini artırıyor. Ayrıca ette ve balıkta bol bulunan ‘lösin’ adındaki aminoasit kaslarınızın kalori harcamasını kolaylaştırıyor. Ayrıca ette ve balıkta bol bulunan ‘lösin’ adındaki aminoasit kaslarınızın kalori harcamasını kolaylaştırıyor.

Sebze çorbaları, kremalı olanlar hariç, düşük kalorileri ve mideyi doldurarak açlık hissini hemen bastırdığı için başlangıç olarak ya da hafif bir yemek olarak tercih edilebilir.

Düzenli olarak acı kırmızı biber tüketmek, iştahınızı kontrol etmeye yardımcı oluyor. Yapılan bir araştırma, kahvaltıda acı biber yiyenlerin öğle yemeğinde daha az yedikleri ortaya çıktı.

Greyfurt yemekten önce yarım greyfurt yiyerek ya da bir bardak taze sıkılmış greyfurt suyu içerek başka bir önlem almadan üç ayda 1.5 kilo verilebildiği ortaya çıktı. Greyfurtun içindeki fitokimyasallar insülin seviyelerini düşürerek iştahı azaltıyor.

 

Distimi, Distimi Nedir?, Distimi Hastalığı ve Belirtileri

Distimi, hafif şiddette sürekli bir şekilde varolan depresif bir duygu durumdur.

Sadece belli dönemlerde ortaya çıkmayıp uzun süreli olması ve şiddetli ataklarla değil sinsi bir şekilde süregeliyor olması bu rahatsızlığa tanı konmasını zorlaştıran faktörlerdir. Bu özelliğinden dolayı distimi belirtileri çoğu zaman bireyin kendi kişilik özellikleri sanılıp yanlış anlaşılır.

Major depresyonu olan bireylerde görülen uyku, iştah,kilo değişiklikleri distimik depresyonda çok belirgin bir şekilde göze çarpmazken, yaşamdan zevk alamama durumu, ilgi kaybı, yetersizlik ve suçluluk hisleri, aşırı öfke, insanlardan uzaklaşma,düşük benlik saygısı,umutsuzluk ve işine yoğunlaşamama gibi semptomlar görülebilir.

Çocuklarda da depresif belirtilerin yanı sıra asabiyet, bazı davranış bozuklukları ve sosyal becerilerde sıkıntı ortaya çıkabilir.

Bir kişide distimik bozukluk var diyebilmemiz için bu semptomların yetişkinlerde 2 yıldır, çocuk ve ergenlerde en az bir yıldır süregeliyor olması gereklidir. Arada herhangi bir semptomun olmadığı dönemler olsa bile bunlar 2 aydan fazla sürmez,tekrar depresif süreci geçilir. Bu iki yıllık süre boyunca kişinin majör depresyon (belirtileri çok net görülen ağır bir depresyon türü) geçirmemiş olması bu kişide distimik bozukluk var diyebilmemiz için gerekli bir ölçüttür. Kişi öncesinde ve sonrasında majör depresyon geçirebilir ama o iki yıl içerisinde böyle ağır bir depresyon geçirirse kişide distimik bozukluk var diyemeyiz başka bir depresyon türü üzerine yoğunlaşırız. Çünkü yukarıda belirttiğimiz gibi distiminin en önemli ayırıcı özelliği hafif şiddette, sinsi ve uzun süreli olmasıdır.

Distimi erken başlangıçlı ve geç başlangıçlı olarak ikiye ayrılır. 21 yaşından önce başlamışsa erken başlangıçlı distimi, 21 yaşından sonra başlamışsa geç başlangıçlı distimi deriz. Yapılan araştırmalar semptomların şiddetinin, madde kullanımına eğilimin, kişinin hayatındaki aksamaların erken başlangıçlı distimide geç başlangıçlığa göre daha fazla olduğunu göstermiştir. Ayrıca erken başlangıçlı distimiklerin aile geçmişlerinde yakın akrabalıklarında major depresyon varlığına da daha sık rastlanır.

Distiminin oluşumunda hem genetik hem çevresel faktörlerin etkili olduğu görülmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi ailede başka bireylerde özellikle majör depresyon olması, anne babanın madde kullanımı, bireyde bir kişilik bozukluğu durumu olması ve kişinin yaşadığı travmalar distimi oluşumunda etkili faktörlerdir. Çocuklardaki distimide cinsiyetler arasında bir fark yokken, yetişkinlerde görülme sıklığının kadınlarda erkeklere göre neredeyse 3 kat daha fazla olduğu bilinmektedir.

Distimideki semptomların hafif şiddette ve kronik olması bireyin de bunları kendi kişilik özelliği zannetmesine yol açıp tedavi için bir uzmana başvurmasını geciktiriyor.

Bir kişide distimi olduğu keşfedilemeyip tedavi edilmediğinde hastalık kendini somatize edebiliyor. Yani artık kendini fiziksel olarak Ağrı, bitkinlik, herhangi bir iç hastalığı şeklinde dışa vurabiliyor. Genelde de zaten kişi bu tip şikayetlerle doktora başvurduğunda yapılan araştırmalar sonucu distiminin varlığı ortaya çıkıyor. Yada kişi başka bir psikolojik rahatsızlık nedeniyle bir uzmana başvurduğunda kendisinde aslında distimi olduğunu öğreniyor. Distiminin keşfinin zor olması ve kişinin hayat kalitesini içten içe yok etmesi, onun en tehlikeli rahatsızlıklardan biri olarak görülmesini sağlamıştır.

Distimi tedavisi tek yönlü işleyen bir tedavi olmamalıdır. Sadece terapi desteği yada sadece ilaç kullanımı yeterli olmayıp,iyileşme süresinin gereksiz yere uzamasına veya distiminin ileriki bir dönemde tekrar ortaya çıkışına neden olabilir. En ideal tedavi yöntemi bir psikiyatr kontrolündeki uygun ilaçların alımı ve bir uzman tarafından verilen terapi desteğinin paralel bir şekilde gitmesidir. Distimik bozukluğu olan kişinin terapideki devamlılığı ve sabrı, ilaçları uygun dozlarda ve düzgün kullanımı iyileşme süreci için önemlidir.

Tedavi süreci boyunca kişi ve ailesi ile ilgili detaylı bilgiler alınıp, kişinin sorunlarla başa çıkış mekanizmalarının güçlenmesi, benlik değerinin tekrar kazanımı,saplantılı endişelerin yok edilmesi ve kişiler arası ilişkilerde yaşadığı sıkıntıların nedenleri gibi çeşitli psikolojik süreçler üzerine çalışılır.

Kişinin görmüş olduğu tedavi sonucunda depresif duygu durumun üstesinden gelmiş, yaşamdan zevk alıp hayatın iyi-kötü yönleriyle yüzleşebiliyor, sosyal ilişkilerindeki sorunları halledebilip insanlarla kaliteli ilişkiler kurabiliyor olmasını ve yapması gereken işlere daha kolay odaklanıp yaşamına hedef koyabiliyor olmasını amaçlarız.

Distimi

Distimi

Yorumlarınızı aşağıda bizlerle paylaşabilirsiniz.

Halitosis, Halitosis Nedir?, Halitosisin Önüne Nasıl Geçilir?

Ağız Kokusunu Önlemenin Yolları

Ağız Kokusunu Önlemenin Yolları

Kötü ağız kokusu ya da diğer adıyla halitosis, sosyal yaşamınızda sizi zor durumlarda bırakabilecek potansiyele sahip bir rahatsızlıktır. Neyse ki bu durumun önüne geçebilmenize olanak sağlayan bazı şeyler yapılabilir.

  1. Daha sık fırçalama ve diş ipi kullanımı

Ağız kokusunun en temel nedenlerinden birisi dişlerinizin etrafını saran yapışkan ve bolca bakteri içeren diş plaklarıdır. Yemeklerden sonra dişleriniz arasında sıkışıp kalan yiyecek artıkları da probleme katkı sunan unsurlardır. Ağız bakımınızı aksattığınızda dişleriniz arasındaki kuytu yerlerden başlayan çürükler bir noktadan sonra önüne geçemeyeceğiniz şekilde ağızınızın kokmasına neden olurlar. Hepimiz dişlerimizi günde en az iki kere fırçalamalıyız ve günlük diş ipi kullanımını aksatmamalıyız. Ancak bunda da aşırıya kaçmamak gerekli, çünkü aşırı fırçalama diş minesini aşındırarak daha ciddi problemlere yol açabilir.

  1. Dilinizi de ihmal etmeyin

Dilimiz üzerinde normal olarak bulunan tabaka kötü kokuya neden olan bakterilere de ev sahipliği yapmaktadır. Bu bakterilerden kurtulmak için diş dilinizi de fırçalamanız gerekmektedir. Eğer dil kökünüzü fırçalarken fırçanız büyük geliyorsa bu durumda bu işi için üretilen dil temizleyici apareylerden edinebilirsiniz. Dil temizleyiciler, dil yüzeyindeki, fırça ile temizlemenizin zor olacağı bakteri, yiyecek artıkları ve ölü hücreleri temizlemek için özel olarak tasarlanmış apareylerdir.

  1. Koku yapan yiyeceklerden uzak durun.

Soğan ve sarımsak bunların başlıcaları biliyorsunuz. Ne yazık ki bu besinleri tükettikten sonra yapılacak fırçalama kokuların giderilmesine yardımcı olamamakta. Bu besinlerin içeriğindeki uçucu maddeler kan dolaşımı ile akciğerlere taşınır ve buradan nefes vasıtasıyla dışarı atılırlar. Bu nedenle bu tür yiyecekleri iş saatlerinde ya da herhangi bir sosyal aktivite öncesinde tüketmeniz önerilmemektedir.

  1. Kötü alışkanlıklarınızı bırakın.

Kötü ağız kokusu, sigarayı bırakmanızı gerektirecek sebeplerden sadece bir tanesi. Sigara dişeti dokusuna hasar verir ve dişlerde renklenmelere neden olur, ağız kanserine yakalanma şansınızı da büyük oranda arttıracaktır. Sigarayı bırakmak için bildiğiniz bütün yöntemleri denemelisiniz.

  1. Gargara yapın.

Ağzınızı ferahlatmanın yanında, anti bakteriyel gargaraların, ağız florasındaki plak oluşturan bakterilerin de sayısını azaltacağından ağız kokusunun oluşumunu önleyici etkileri vardır. Yemeklerden sonra normal su ile yapacağınız gargaralar bile yemek artıklarının büyük bölümünü gidererek ağız kokusunu önlemede yardımcıdır.

  1. Yemek sonrası kullandığınız çiklet ya da mentollü şekerleri bırakın.

Bunlar muhteviyatlarındaki şeker nedeni ile bakteri üremesine katkıda bulunan alışkanlıklardır. Bunun yerine şekersiz çiklet çiğneyebilirsiniz. Sakız çiğnemek, plak oluşumunu engelleyici doğal bir savunma mekanizması olan tükürük sekresyonunu arttırır. Plak asitlerinin çürük ve ağız kokusu yapma gibi kötü bir huyu vardır. Tükürüğün defansif özelliği plak asitlerini nötralize etmesinden kaynaklanır.

  1. Dişeti sağlığınızı muhafaza edin.

Periyodontal hastalıklar, diğer bir deyişle dişeti rahatsızlıkları, ağız kokusunun sık sebeplerinden birisidir. Bakteriler diş işe dişeti arasındaki oluklara, ya da dişler arasındaki kuytu yerlere bayılırlar. Bunun sebebi, bu bölgelerin temizliğinin en zor yapıldığı yerler olmasından kaynaklanır. Etkili diş fırçalamadan kastımız aslında budur. İsterseniz 10 dakika dişlerinizi fırçalayın, etkili teknikleri bilmiyorsanız yukarıda bahsettiğim alanlarda bakteriler her zaman kendilerine yer bulacaklardır. İlerleyen durumlarda dişetinizde oluşacak problemlerin çözümü için artık sizin yapacağınız pek bir şey kalmamıştır ve ivedilikle bir diş hekimine görünmeniz büyük önem taşır.

  1. Ağız kuruluğu.

Tükürük miktarındaki azalma diş çürüklerinin artmasına ve kötü ağız kokusuna neden olur. Eğer siz de ağzınızda kuruluk hissediyorsanız, gün içinde sık sık su tüketmelisiniz. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgılanmasını arttıracaktır. Gece yatarken oda nemlendiricileri kullanabilirsiniz. Eğer bunlar yardımcı olmaz ise doktorunuzla görüşmelisiniz. Bazı ilaçlar ağız kuruluğuna neden olabilmektedir. Bu konuda doktorunuz size yardımcı olacaktır.

  1. Doktorunuza görünün.

Bütün bunlara rağmen ağız kokusunun önüne geçemezseniz doktorunuza görünmelisiniz. Ağız kokunuzun sebebi, genel tıbbi bir durumla alakalı olabilir. Eğer dişleriniz üzerinde köprüleriniz varsa bunları yapıştırmak için kullandığımız yapıştırıcılar sızdırma gibi bir problem yaratıyorsa bu da önüne geçemeyeceğiniz ciddi kokulara neden olabilirler. Bu durumda diş hekiminiz köprünüzde başka problemler yoksa bunu söküp tekrar yerine yapıştırabilir ve kokunun oluşması böylece engellenmiş olur.

Yorumlarınızı bekliyoruz.

Sonraki sayfa »