Kristal İstanbul, İstanbul’daki Müzeler

 

 

 

İstanbul’un çiçeği burnundaki müzesi mütavazi bir şekilde faaliyete girmesine rağmen içindeki eserlerle adından sıkça söz ettireceğe benziyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından Miniaturk’te açılan “Kristal İstanbul” dünyanın ilk ve tek kristal müzesi. Müze’de sergilenen birbirinden değerli 16 tarihi eser, kristal cam içine lazer yöntemiyle üç boyutlu resim işlenmesiyle oluşturulmuş.

 

 

Kristalin içine lazerle üç boyutlu resim işlemek sadece Türkiye değil tüm dünyada yeni yeni kendini göstermeye başlayan bir teknoloji. Ülkemizde iki yıl önce yaygınlaşmaya başlayan teknolojinin patent sahibi ise Almanlar.

 

 

Kristal İstanbul’da kullanılan camların bir özelliği de içine lazerle görüntü işlenen dünyanın en büyük kristal camları olmaları. Bu camlar homojen ve içlerinde %24 oranında kristal bulunuyor. Bu yüzden camlar ne kadar kalın  olursa olsun camın arkası rahatlıkla görülebiliyor. Bu tür malzeme özellikle uzay teknolojilerinde kullanılıyor.

Kristal İstanbul’daki kristalleri hazırlayan Murat Ereli yapım aşamasını şöyle özetliyor: İlk önce ürün modelleniyor ve daha sonra bunlar nokta bulutuna çevriliyor. Normalde bu bir insan yüzü için iki yüz bin ayrı nokta demektir. Ancak bu tarihi modellerin her birinde 7 ila 10 milyon nokta var. Her noktanın bir koordinat değeri var. Ayrıca koordinat değerleri de iki türlüdür. Birincisi lazer ışınlarının cam içerisine vuruş şiddetini, ikincisi de mesafeyi belirliyor. Böylece lazer teknolojisi ile mikro düzeyde patlamalar meydana getirerek modeli camın içine tek tek işliyoruz.  Yani kristal camın içine işlenen 10 milyon nokta 10 milyon lazer vuruşu anlamına geliyor. Bunlar birleştiğinde de ürün ortaya çıkıyor.

 

 

Tüm bu işlemlerin yapılması için her eserin sekiz ayrı cepheden resimleri çekilmiş. Eserlerin ortaya çıkması ise 4 ayı bulmuş. En fazla da Sultanahmet Camii’nde zorlanılmış.

 

 

Kristaller içlerine işlenen tarihi güzelliği daha iyi yansıtabilmek için loş bir ortamda ve altlarına konulan ledlerle farklı renklerde sergileniyor. Eserlerin altına yerleştirilen sessiz motor sistemi ile figürler her beş saniyede bir renk değiştiriyor.

 

 

Galata Kulesi, Sultanahmet Camii, Fatih Camii, Haydarpaşa Garı, İstanbul Büyükşehir Belediye Binası, İstanbul Üniversitesi, Kız Kulesi, St. Antuan Kilisesi, Topkapı Sarayı, Eyüp Sultan Camii ve Rumeli Hisarı’nın son teknoloji ile yapılan kristal hallerini görmek için Minyatür Türkiye Parkı Miniaturk’ü ziyaret etmeniz gerekiyor.

Sadberk Hanım Müzesi, İstanbul’daki Müzeler

Türkiye’nin ilk özel müzesi olarak Vehbi Koç Vakfı tarafından kurulan ve gerçekten özel bir anlam taşıdığını her adımda hissedeceğiniz Sadberk Hanım Müzesi’ni tanımak ister misiniz?

1980 yılında İstanbul-Sarıyer’deki Azaryan Yalısı’nda kurulan ve iki ayrı yapı içinde yer alan Sadberk Hanım Müzesi, Vakfın kurucusu Vehbi Koç’un eşi, Koleksiyoner Sadberk Koç’un adını taşır.

El işlerine ve el sanatlarına olan tutkusu ile seçkin bir koleksiyon meydana getiren Sadberk Hanım‘ın, hayatı boyunca topladığı geleneksel elişlerinden oluşan ilk koleksiyonla açılan müze, değerli taşlarla bezenmiş süs eşyaları ve 16.-18. yüzyıllara ait giysi ve kumaşlar gibi etnografik eserlerle kapılarını açmıştır.

Azaryan Yalısı, Sedat Hakkı Eldem’in hazırladığı bir restorasyon projesinin uygulanmasıyla müzeye dönüştürülmüş ve Sadberk Koç Koleksiyonu’nun sergilenmesi amacıyla 1980 yılında ziyarete açılmıştır.

Betonarme olarak inşa edilen yapının ön cephesi ahşap kaplıdır. Yan taraf ise, yangın tehlikesine karşı, ahşap taklidi mermer sıvalıdır. Ana ve ara katlarda, kronolojik bir sıra içinde arkeolojik eserler sergilenmektedir. Gün ışığına kapatılmış olan sergi salonlarındaki vitrinler, çağdaş bir aydınlatma ile modern bir stil kazanmıştır.

Vehbi Koç Vakfı‘nın katkılarıyla 1983 yılında, ünlü koleksiyoner Hüseyin Kocabaş Eserleri de müzeye kazandırılmıştır. Eserler, müzenin hemen yanındaki yalının 1988’de satın alınıp, ön cephesi aslına uygun olarak İbrahim Yalçın tarafından projelendirildikten sonra burada sergilenmiştir. İslam öncesi arkeolojik eserlerin sergilendiği ve “SEVGİ GÖNÜL BİNASI” adı verilen müze, 1988’de “Europa Nostra” ödülüne layık görülmüştür. Çağdaş bir müze uygulaması olarak dikkat çekmektedir.

Üzerindeki kabaralar nedeniyle ‘Vidalı Yalı’ olarak da anılan Azaryan Yalısı’nda; sikkeler, İslam Sanatı eserleri, Osmanlı Dönemi’ne ait kadın kıyafetleri ile gelenek ve göreneklerin vurgulandığı objeler bulunuyor. Sevgi Gönül Binası Arkeoloji Bölümü’nde ise Anadolu, İon, Helen, Roma uygarlıklarına ve Bizans sanatına ait eserler yer alıyor.

İçerisinde kafeterya ve hediyelik eşya dükkânı da bulunan Sadberk Hanım Müzesi, ihtişamlı duruşuyla sanatseverleri bekliyor.

Adres : Büyükdere Piyasa Cad. No: 27- 29 Sarıyer/İSTANBUL

Tel : 0212. 242 38 13 -14

Faks : 0212. 242 03 65

Web : http://www.sadberkhanimmuzesi.org.tr/

İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul’daki Müzeler

Seyristanbul.com olarak, Dolmabahçe Sarayı içinde yer alan şehzadeler bölümünde bulunan, Türkiye’de resim ve heykel sanatları alanında kurulan ilk müze olma vasfıyla tarihimizin önemli bir kısmını tüm ihtişamıyla ziyaretçilerine sunan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ni tanıtmak istiyoruz.

Dolmabahçe Sarayı’nın Veliaht Dairesi’nde 20 Eylül 1937 tarihinde, bugün Mimar Sinan Üniversitesi adını alan İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı olarak törenle açılan Resim ve Heykel Müzesi, Atatürk’ün emriyle kurulmuştur.

İstanbul Resim Heykel Müzesi’nin bulunduğu bina, 1856 yılında, Veliaht Dairesi olarak Dolmabahçe Sarayı’nın da mimarları olan Garabet Amira Balyan ve Nigoğos Balyan tarafından tasarlandı ve inşa edildi. Bina ampir, barok ve rokoko üsluplarının bir sentezidir.

Girişi Beşiktaş semtindedir. Bahçesinde Hareket Pavyonları diye bilinen özel sergilerin yapıldığı küçük yapıların bulunduğu müze, birçok oda ve salonun bulunduğu 3 katlı bir yapıdır.

Dolmabahçe Caddesi üzerindeki müzenin çekirdek koleksiyonu, Meclisi Mebusan tarafından Müze-i Hümayun’da sergilenmesi için yaptırılan, Avrupalı ünlü ressamlara ait eserlerin kopyaları ile Türk sanatçılara ait 85 tablodan meydana gelir. Elvah-ı Nakşiye Koleksiyonu olarak anılan bu koleksiyonun yanı sıra, bağış ve satın alınan diğer eserlerle Resim ve Heykel Müzesi’nin bu ilk koleksiyonu güçlendirilmiştir.

Giriş katı çeşitli sergilere, üst katlar müze koleksiyonlarına ayrılmıştır. Müze, bugün Türk Resim Sanatı’yla ilgili en kapsamlı koleksiyonu barındırır. Müzede heykel, seramik ve özgün baskılar da yer almasına karşılık, ağırlık resimlerdir. Müze’de 19. ve 20. yüzyıla ait eserler ağırlıkta olup 2000’i aşkın resim ile 400 kadar heykel kronolojik bir düzenleme ile sanatseverlerin beğenisine sunulmuştur. Türkiye’nin resim ve heykel sanatındaki gelişim serüvenini ortaya koyan bu müzede, Abidin Dino ve Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi tanıdık isimlerin yanı sıra birçok ünlü ressamın ve heykeltıraşın da eserleri sergilenmektedir. Çağdaş Türk Ressamlarının sergileri zaman zaman Atatürk Kültür Merkezi ve bazı sanat galerilerinde de teşhir edilmektedirler.

Dolmabahçe Sarayı’nın genel duvarları içinde olan üç katlı tarihi müze binasında kullanılan rokoko ve barok bezemeleri ile tavan süslemelerinde ön plana çıkan hayvan figürleri; yapının Dolmabahçe Sarayı gibi ağdalı mimarisi olan bir kompleksin devamı olduğunu ilk görüşte belli etmesini sağlamıştır.

1976–1980 yılları arasında yangın tehlikesi yüzünden bir süre kapalı tutulan müze; 1980 sonrasında Resim ve Heykel Müzeleri Derneği ile birlikte düzenlediği “Günümüz Sanatçıları Sergileri” ile birçok yeni ismi sanat camiasına kazandırmıştır.

Süreli sergilerin açıldığı müzede ayrıca; bir resim onarım atölyesi vardır. Müzede yıl boyunca kısa süreli resim kursları da açılmaktadır. Türk sanatının seçkin örneklerinin sergilendiği salonlardan Resim Bölümü’nde, çoğunlukla yağlıboya olan yapıtlar mevcuttur. Dönemlere göre sınıflandırılarak 20 ayrı salonda sergilenmekte olan müzede ayrıca Bonnard, Pablo Picasso, Albert, Marquet, Andre Derain, Raoul Dufy, Maurice Utrillo, Henri Matisse ve A. Dunoyer de Sagonsac gibi bazı yabancı sanatçıların resim ve özgün baskıları da bulunmaktadır.

Sanatın tüm güzelliğiyle ruhunuza yansıyacağı bu tarihi mekânı gezmek ve gelişimdeki zarafeti kendi gözlerinizle görmek istiyorsanız, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olduğunu hatırlatalım…

Ücret : Müzeye giriş ücretsizdir.

Adres : Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi 80700 Beşiktaş / İSTANBUL

Tel : 0212. 261 42 98 – 99

Faks : 0212. 261 15 88

Web : www.resimheykelmuzesi.org

Rahmi M. Koç Müzesi, İstanbul’daki Müzeler

Koleksiyonlarını ve kaynaklarını, Türkiye genelinde müze ziyaretlerini yaygınlaştırmak ve endüstri tarihinin araştırılmasını desteklemek için kullanan Rahmi M. Koç Müzesi’nde hiç eskimeyen bir tarihe tanıklık edeceğiz…

Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı bünyesinde yer alan, Rahmi M. Koç Müzesi, İstanbul‘un Hasköy semtinde, Haliç kıyısında bir sanayi müzesidir. Türkiye’de Sanayi, Ulaşım, Endüstri ve İletişim tarihine adanmış ilk önemli müze olarak İşadamı Rahmi Koç’un desteği ile açılmıştır.

Rahmi M. Koç Müzesi, eski İstanbul‘un merkezinde Haliç Kıyılarında, iki tarihi binaya sahiptir. Endüstriyel arkeolojinin örneği olan bu binalar belki de içerisinde sergilenen endüstriyel objelere ev sahibi olabilecek en uygun mekânlardır. Bu mekânlar; Lengerhane, Tersane ve dış mekân sergi alanı olarak isimlendirilmiştir.

Lengerhane Binası: Sultan III. Ahmet (1703-1730) zamanında kurulmuş olan bu eski Osmanlı Lengerhanesi, şu anda ikinci sınıf tarihi eser kapsamındadır. 12. yüzyıldan kalma bir Bizans binasının temelleri üzerine inşa edilen bina, Sultan III. Selim (1789-1807) zamanında restore edilmiş ve daha sonra Maliye Bakanlığı’nın kontrolüne verilmiştir. Cumhuriyet kurulduktan sonra ise binaya Cibali Tütün Fabrikası sahip olmuştur. Lengerhane Binası’nın çatısı 1984 yılında çıkan bir yangında ciddi hasar görmüş ve bina 1991 yılında Rahmi M. Koç Müzesi ve Kültür Vakfı tarafından satın alınmıştır. Bu bölümdeki en dikkat çekici eserlerden bazıları Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’ne ait araştırma alet ve makineleridir.

Hasköy Tersanesi: Bu tarihi tersane 1861 yılında Osmanlı Deniz Hatları Şirketi, yani Şirket-i Hayriye (günümüzde İDO) tarafından kendi gemilerinin bakım ve onarımını yapmak üzere yapılmıştı. Tersane müze için alındığı zaman 14 adet bina, marangozhane ve kızaklardan oluşmaktaydı. Kamuoyunca çok sevilen, 1938 yılında hizmete giren ve yarım yüzyıldır hizmet veren Kocataş ve Sarıyer gibi ilk yapılan bazı feribotlar bu tersanede imal edilmiştir. Tersane, 1984 yılında Ulaştırma Bakanlığının kontrolüne geçmiştir. 1996 yılında ise Rahmi M. Koç Müzesi ve Kültür Vakfı tarafından satın alınmıştır. Ayrıca Rahmi Koç galerisi de bu bölümde yer almaktadır.

Dış mekân sergi alanı: Haliç kıyısında bulunan ön avluda etkinlikler düzenlenmektedir. Ayrıca bir Douglas DC-3 uçak, TCG Uluçalireis Denizaltı, Vernicos Irini buharlı römorkör ve endüstriyel arkelojik örnekler sergilenmektedir. Bu alanda 130 kişilik konferans salonu, çarşı, tekne ve gemi makineleri de bulunmaktadır.

Sanayi ve ulaşım başta olmak üzere binlerce önemli objeden oluşan müze koleksiyonlarında sergilenen başlıca eserler:

Karayolu Ulaşımı: Müzenin en sevilen bölümü olan bu bölümde karayolu ulaşımının asırlar boyu gösterdiği gelişim ve sunduğu farklı olanaklar; 40’dan fazla otomobil ve ticari araç, 10 motosiklet, kaliteli bir antika bisiklet koleksiyonu ve iki adet önemli buharlı silindir ile ziyaretçilere sunulmaktadır.

Raylı Ulaşım: Müzede ufak dar hat tren modelinden, 76 tonluk Prusya yapımı G10 buharlı lokomotifine, başka bir dar hat lokomotifinden elektrikli tramvaya ve Tünel makinesi ve vagonlarına kadar çok sayıda eser bulunmaktadır.

Denizcilik: Rahmi M. Koç’un özel ilgi alanı olduğundan müzede denizcilikle ilgili eserlere geniş yer verilmiştir. Birçok deniz aracının yanı sıra yüzlerce gemi donatım malzemesinden, dekoratif denizcilik aletlerine kadar birçok eser yer almaktadır.

Havacılık: 20. yüzyıl Türk havacılığı, iki kişilik eğitim uçağından, klasik bir DC-3 ve Mach2+ Lockheed Starfighter’a uzanan eserler yelpazesi ile tanıtılmaktadır. Ayrıca kurtarılmış bir B-24 uçağı gövdesi ve uçak motorlarını da içeren daha ufak objelerden oluşan bir koleksiyon vardır.

Mühendislik: Müzede çalışan modellerden üç pistonlu, dev gemi buhar makinesine kadar geniş çapta mühendislik örnekleri vardır.

İletişim: Teknolojinin olanaklarıyla gerçekleştirilen modern iletişim koşullarının sağlanmasına kadar geçen süreçte kullanılan iletişim araçları da müzenin önemli koleksiyonlarından biridir.

Bilimsel Aletler: Bilimsel ve pratik sebepler için üretilen birçok farlı alet müzedeki koleksiyonlar arasındadır.

Modeller ve Oyuncaklar: Müzede otomobil, kamyon, gemi, yat, lokomotif ve at arabaları modellerinin yanı sıra sabit çalışan motor modelleri de bulunuyor. Ayrıca oyuncaklardan oluşan zengin ve önemli bir koleksiyon da müzede yerini almıştır.

Bazı sergi ve etkinlikler ile özellikle çocukların eğlenirken öğrenmelerini sağlamak üzere tasarlanan, hafta sonu etkinlikleriyle de ziyaretçilerin hoş vakit geçirmesi için ideal bir mekân sunan müze, çok büyük bir alanda önemli bir kültür mirasını bünyesinde barındırıyor. Restoran, mağaza gibi mekânlarla da çok amaçlı hizmet sunan Rahmi M. Koç Müzesi, eşsiz güzellikteki tarihi eserleri ve etkinlikler ile yeni ziyaretçilerini bekliyor.

Müzeyi ziyaret etmek için daha fazla bilgiye ihtiyacınız olursa web sitesini mutlaka inceleyin… Dünya çapında beğeni kazanan bu müzede neler olduğuna inanamayacaksınız!

Adres : Hasköy Cad. No: 5, 34445 – İstanbul

Tel : 0212. 369 66 00 (pbx)

Faks : 0212. 369 66 06

Web : www.rmk-museum.org.tr

Mail : info@rmk-museum.org.tr

Tanzimat Müzesi, İstanbul’daki Müzeler

Uzun uğraşlar ve taşınmalar sonunda kendine nihayet İstanbul Gülhane Parkı’nda yer bulan Tanzimat Müzesi, Seyristanbul.com’un görülmesi gereken yerler listesinin önemli adreslerinden biri…

Tarihimizde, Batılılaşma serüveninin en önemli adımının atıldığı Tanzimat Dönemi’ne tanık olan belgelerin ve eşyaların sergilendiği Müze, ilk olarak 1952 yılında, Ihlamur Kasrı’nda ziyarete açılmıştır.

1969 yılında ise müzede bulunan eserler, Ihlamur Kasrı’nın Milli Saraylar tarafından geri alınmasıyla Yıldız Parkı içindeki Çadır Köşkü’ne taşınmıştır. İki salondan oluşan Çadır Köşkü’nün 1978 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’na verilmesinin ardından; Gülhane Parkı’nda 1983 yılında yine Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’nun yaptırdığı tek katlı yeni müze binasına taşınan tarihi koleksiyon, bugün hala bu binada sergilenmektedir. Tanzimat Fermanı da 3 Kasım 1839’da Gülhane Parkı’nda okunmuştur. Bu ferman, Osmanlı tebaasına can, mal, ırz ve namus güvenliği sağlayan hükümleri kapsamaktadır.

Tanzimat Müzesi dermesinde, Osmanlı’nın batılılaşma sürecini ifade eden ve şekillendiren önemli belgelerden olan Tanzimat Fermanı, Paris’te yapılan kongreye katılan delegelerin imzalı fotoğrafları, Mustafa Reşit Paşa, Ziya Paşa ve Sadık Muhtar Bey’e ait eşyalar sergilenmektedir. Ayrıca müze duvarlarında Sultan Abdülmecit’i ziyarete gelen Fransız General C. Robertini’nin Tophane rıhtımından 6 Ağustos 1855’te ayrılışını gösteren bir gravür bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Sultan III. Selim ve Sultan II. Mahmut ile Sultan Abdülmecit’in yağlı boya tabloları da eserler arasında yer almaktadır. Mustafa Reşit Paşa’nın Tanzimat Fermanı’nı okuyuşunu canlandıran bir diğer tablo ile Keçecizâde Fuat Paşa’nın bir büstü bulunmaktadır. Tanzimat Fermanı’nın ilân edildiği dönemle ilgili gazete ve dergilerden örnekler de müzede sergilenmektedir. Ayrıca 1856 yılında ilk defa yapılan nüfus kâğıdı, Namık Kemal’in anı defteri ve Mustafa Reşit Paşa’nın Emirgân’daki arazisinin vakfiyesi de burada sergilenmektedir.

Yıllarca kitaplardan okuyup, öğretmenlerimizden dinlediğimiz Tarihin asıl belgelerini görmek ve Batılılaşma hareketinin başlangıcına bizzat tanıklık etmek için Tanzimat Müzesi’ni mutlaka ziyaret edin…

Adres : Gülhane Parkı, Sirkeci – Eminönü / İstanbul

Telefon : 0212. 512 63 84

Mail : tanzimatmuze@ibb-kutuphane.gov.tr

Sonraki sayfa »