İstanbul

Rengarenk ışıklarıyla, asi ve mavinin birleşmiş hali olan deniziyle, kalabalığıyla,gürültüsüyle, eşsiz boğazıyla ve her adımında yaşanmış eski bir hikayeden kalma izleri taşıyan bir masal, bin sevda kenti…

İstanbul’un yerleşim tarihçesi tam üç bin yıl öncesine dayanır. O zamandan günümüze gelene dek değişmez ihtişamı ile onlarca farklı topluma ev sahipliği yapmış bir kenttir İstanbul. Uğruna savaşlar yapılmış ve birçok büyük imparatorluğa başkent olmuştur.

İstanbul’u gezerken adım attığınız her köşede tarihinden izler göre bilirsiniz. Çok önemli devlet büyüklerinin isteği üzerine dönemin en önemli mimarların yıllar süren uğraşları ile meydana gelmiş, tarihi camiiler, saraylar, kasırlar, külliyeler, medreseler, hanlar, kuleler, hisarlar, surlar ve anıtlar… İstanbul’un ne kadar farklı kültürlere hitap ettiğini gezerken keşfedeceğiniz birbirinden farklı ibadethanelerden de anlayabilirsiniz.

Yıllarca taşı toprağı için “altın” denilen İstanbul, “Avrupa kültür başkenti” ünvanını da almış olmasıyla tamamıyla altın bir şehir haline gelmiştir.

Yüz yıllardır paha biçilemedi İstanbul’a, yeşili kalmadı belki, rengi griye büründü ama İstanbul aşkının rengi hiç değişmedi, gelen onlarca kalabalığa ve onlarca farklı kültüre sevgiyle kollarını açtı İstanbul.

Uzak şehirlerde yaşayanların hayallerini parlak ışıklarıyla süsler bu büyük şehir. Türkiye denilince herkesin aklına ilk gelen yerdir, bir çoğumuz şikayet etse bile belki de içersinde kaybolduğumuz kalabalık caddelerdir gönlümüzdeki İstanbul sevdasını ateşleyen.

Yaşlılar “eski İstanbul değil” derler bazen, aslında İstanbul aynı İstanbul’dur tüm İstanbul sevdalılarının İstanbul’u. Biz bile her gün değişirken nasıl aynı kalmasını bekleyebiliriz ki ondan.

Sevda şehridir İstanbul, içinde yaşanan aşk öyküleri birbirinden farklı olsa da İstanbul aşkı herkesin gönlünde aynı bölümde yer alır. Her köşesi başkadır İstanbul’un, içersinde yaşarken bile kendisi ile ilgili hayal kurdurabilme özelliği de buradan gelir belki.

Kimisine kavuşamadığı bir aşkı hatırlatır deniz ortasındaki Kız Kulesi, kimisine ise evlat sevgisini.
Denizin üstünde tüm heybetiyle duran, iki küçük yakayı birbirine bağlayan Boğaz Köprüsü, eşsiz yapısıyla bir kral tacı gibi yakışır İstanbul’a.

Caddeleri başkadır İstanbul’un, kalabalığın içersinde kaybolmayı sevenlerin yeridir adeta. Eğlence ise her köşesinde saklıdır geriye sadece size göre olanı bulup çıkarmak kalır. Bazen caddelerin kalabalığında kaybolsanız da bazen martılara simit atarken bulursunuz kendinizi.

Sessizlik istediğinizdeyse deniz kenarındaki tüm bankları sizi beklerken bulursunuz. Dedik ya İstanbul bir sevda şehridir, geceleri yıldız göremeseniz de gök yüzünde, karşı kıyıdaki rengarenk ışıkları yeter size hayal kurdurmaya o bankta otururken bazen şair olursunuz bazen yazar, ama İstanbul sevgisi tüm kıyaslarınızda ağır basar

Yeni yapılaşmalarla birlikte kent “metropol” ünvanını her gün biraz daha hak etmektedir. Nüfus sayısının her geçen gün artıyor olması İstanbul’u göğe doğru yükselen binalarla baş başa bırakmış olsa da bazı sokaklarda, kaldırım taşlarında görürsünüz yılların yaşanmışlık izlerini.

İstanbul iş imkanları ve sosyal yaşam alanları sayesinde her geçen gün kalabalıklaşmakta ve şehrin sınırları giderek büyümektedir. Sitemizde size bu büyülü şehri biraz olsun daha yakından tanıtmaya ve yardımcı olmaya çalışacağız. Nerede ne bulunur ve nasıl gidilir gibi. Ancak daha önce İstanbul’u hiç ziyaret etmemiş olanlardansanız bu altın şehri en az bir kere mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz.

Bu yazı, Naz Akkan tarafından kaleme alınıştır.

Dolmabahçe Sarayına Nasıl Gidilir, Dolmabahçe Sarayına Ulaşım Alternatifleri

Sayın site ziyaretçilerimiz, bu yazımızda sizlere Dolmabahçe Sarayına nasıl gidebileceğiniz konusunda bilgiler vermeye çalışacağız. Hem özel araçlarınızla hem de toplu taşıma araçları ile Dolmabahçe Sarayına ulaşım alternatiflerini sizlerle paylaşacağız.

Dolmabahçe Sarayı, Karaköy’den Sarıyer’e uzanan sahil şeridinin Kabataş ile Beşiktaş arasında kalan bölümündedir. Dolmabahçe Sarayı, Beşiktaş ve Kabataş vapur iskelelerine yürüme mesafesindedir. Taksim Meydanı’ndan yaklaşık 1 km, Beşiktaş meydanından ise 800 m mesafedir. Anadolu yakasından otobüs veya vapurla, Avrupa yakasından ise Beşiktaş otobüsleriyle Dolmabahçe Sarayı‘na gidilebilir. Devamını oku

Büyükada’da Neler Yapılır, Büyükada’da Gezilecek Yerler

Büyükada hafta sonu  küçük bir tatil isteyenlerin, özellikle de Anadolu yakasında oturanların ilk tercihlerinden biridir. Bostancıdan kalkan deniz otobüsleriyle ortalama  40 dakikalık bir yolculuk yaparak ya da Kartal iskelesinden kalkan motorlarla 20 dakikalık keyifli bir deniz yolculuğunun ardından kolaylıkla ulaşılabilecek bir yeryüzü cennetidir Büyükada. Üstü çam ağaçlarıyla dolu ve etrafı sonu görünmeyen maviliklerle kaplı bu Ada’ya adımınızı attığınız anda, iskele kenarındaki lokantalardan gelen nefis bir balık kokusu karşılar sizi.

Adada keyifli bir gün geçirmek istiyorsanız meydandaki dükkanlardan birinde bisiklet kiralayabilir ve Ada’nın dört bir yanını gezebilirsiniz. Eğer pedal çevirip yorulmak istemezseniz bu turu fayton eşliğinde de yapabilirsiniz. Yürümeyi tercih ederseniz de Ada’nın yerleşim olmayan bölümlerinde çamlıkların arasında doğayla baş başa kalabilirsiniz. Ada’nın tamamını dolaşmak tam 14 Kilometre yürümek anlamına geliyor, fakat bu geziler sırasında etrafınızda görebileceğiniz ve birçoğu bir asırlık olan binalar size eşlik edeceği için zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Büyükada Manzarası

Eğer piknik yapmak gibi bir planınız varsa Dil Burnu ismi verilen özel piknik alanında huzurlu bir ortamda zaman geçirebilir, eşsiz gün batımını izleyebilirsiniz. İsterseniz Dil Burnu kıyılarından denize girme imkanı da bulabilirsiniz ancak bu bölgede çok büyük kayalar bulunduğu için Ada’daki küçük koylarda bulunan dört farklı plajdan birini seçmeniz daha doğru olacaktır.

Büyükada’ya en çok ziyaretçi akımı 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde olur. Özellikle bu iki gün adaya gitmek isterseniz vapurlarda yer bulmakta güçlük çekebilirsiniz, bunun nedeni de Hristiyan inancına göre, bu tarihlerde Ada’nın en yüksek noktasında bulunan Aya Yorgi Kilisesi’nin yolunu çıplak ayakla yürüyenlerin yarı hacı sayılıyor olmasıdır. Aya Yorgi’ ye çıkarken yol kenarındaki çalılıklara bir ip sararak çıkarsanız kısmetinizin açılacağı ve işlerinizin düzeleceği inancı yaygındır.

Aya Yorgi Kilisesi‘ne ulaştığınızda Büyükada’nın en yüksek noktasına ulaşmış olursunuz, Aya Yorgi, baş biskoposluğun Türkiye’de kabul ettiği tek kilise olma özelliğini taşır. Kilise 12.yüzyıl da inşa edilmiştir ve Ada’nın tam 202 metre yukarısında kalır,  aşağıda görünen  eşsiz manzarayı seyrederken uçsuz bucaksız görünen denizin maviliği adeta ruhunuzu dinlendirecektir. Daha sonra bu küçük Kilise’yi gezerken içersinde tarihi yüzyılları bulan  eserlerde görebilirsiniz. Bunlardan en önemlisi Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önce bağlanıp kırbaçlandığı sütundur. Ziyaretçiler bu sütuna dokunarak dilek tutarlar ve dileklerinin gerçekleşeceğine inanırlar.

Kilise’deki küçük turunuzu tamamladıktan sonra ise Kilise’nin hemen sağında bulunan ve gene aynı muhteşem manzaraya karşı kurulmuş olan küçük lokantanın ahşap masalarında yemek yiyebilir ve dilerseniz şarap içebilirsiniz. Hristiyan inancına göre kutsal bir içki sayılan şarap burada Kilisedeki rahipler tarafından özel olarak yapılır. Turistik bir bölge olduğu için fiyatları biraz pahalı olmasına karşın fazlasıyla kalabalık olan bu lokantada sıradan günlerde bile yer bulmakta güçlük çekebilirsiniz.

Böylece Kilise gezinizi tamamladıktan sonra Aya Yorgi yokuşu sizi fazlasıyla yoracağından dolayı, iskeleye dönüşünüzü yokuşun hemen altındaki meydandan at arabalarıyla  yapabilirsiniz.

Büyükada’ya ister günübirlik, isterseniz de bir dönem için gidip oradaki pansiyonlarda kalabilirsiniz. Resmi olmadığı sürece, ulaşım faytonlarla sağlandığından dolayı, şehrin araç gürültüsünden ve trafiğinden bıkmış olanlar için özellikle tavsiye ediyoruz.

Büyükada tarihi, Büyükada’da ne yapılır, Büyükada ulaşım, Büyükada’da görülmesi gereken yerler, Büyükada köşkleri, Büyükada otelleri ve diğer detaylar hakkında aşağıdaki “Konu hakkında diğer yazılarımız” bölümündeki sayfalarımızı okuyabilirsiniz.

Not: Bu yazı editörümüz Nazife Akkan tarafından hazırlanmıştır.

Heybeliada’da Neler Yapılır, İstanbulda Gezilecek Yerler, İstanbulda Hafta Sonu Ne Yapılır, Hafta Sonu Adalar

Bu yazımızda sizlere İstanbul’un içerisinde bir cennet köşesi olan Heybeliada‘dan bahsetmek istiyoruz. Haftasonunda aileniz ya da sevdikleriniz ile keyifli bir gün geçirmek isterseniz kesinlikle adaları ilk sıralara almalısınız.

Kabataş veya Bostancı’dan vapur seferleriyle ulaşım sağlanan adalara ayrıca Bostancı İskelesi’nin yanından özel motorlarla da sefer düzenlemekte. Yarım saat süren güzel bir vapur yolcuğundan sonra Heybeliada İskelesi’ne yanaştığınızda sol tarafınızda Deniz Lisesi sağ tarafınızda da sahil karşılar. Eski Rumca adı bakır anlamına gelen Halki olan Heybeliada günümüzde zor rastlanır kızılçam ormanları ile kaplıdır.

Vapur iskelesinden Heybilada’ya ayak bastığınızda yorgunluğunuzu atmak için hemen iskelenin karşısında olan Papatya Çay Bahçesi açıklık ortamı ve manzarasıyla kesinlikle ayrılmak istemeyeceğiniz bir mekan. Hemen yanında ise sıcak yaz günlerin vazgeçilmez tercihi Roma Dondurmacısı bulunmakta. Yaklaşık 30 senedir aynı yerinde hizmetinizde.

Sahilde biraz yürüdüğünüzde sol tarafınızda fayton duraklarını göreceksiniz. Nostaljik faytonlar eşliğinde bir ada turu gerçekten görsel bir şölendir. Yürümeyi tercih ettiğinizde ise sahil şeridi adayı etraflıca dolaşmakta.

Eşsiz kızılçam ormanlarının içerisinde oldukça güzel düzenlenmiş yürüyüş yolunda rahat ve huzurlu yürüyüşler yapabilir, ağaçların altında tahta masalarda piknik keyfini yaşayabilirsiniz. Ormanın içerisinden yürüyüşünüze devam ettiğinizde tarihi değirmeni göreceksiniz. Sağ tarafınızda muhteşem manzarası ile fotoğraf karesinden farksız bir yerdir.

En Güzel İstanbul Resimleri

Heybeliada’da sahil yolunu tercih etmeyip adanın sokaklarınızda dolaşmak isterseniz meydandaki Atatürk heykelinin karşısındaki yokuştan yürüdüğünüzde sol tarafınızda adanın kilisesini göreceksiniz. Biraz ilerisinde ise yaklaşık 90 senelik bir eczane olan Eczacı Andon’un eczanesi bulunmakta. Bu yolda adanın nostaljik ve eski evlerini bol bol görebilirsiniz. Yolun devamında karşınıza iki yol çıktığında sağdaki yok halk plajına ve Heybeliada Spor Kulübü’ne gidiyor ancak kulübe sadece üye olanlar girebiliyor bunu size ayrıca belirtelim. Diğer yoldan devam ederseniz Çam Limanı’na varacaksınız. Çam Liman’ın biraz ilersinde ise şuan faaliyette olmayan Sanatoryum var.

Heybeliada‘da bir gece geçirmek isterseniz size Halki Palace Otelini tavsiye ediyoruz. Heybeliada’da konaklayacak mekanlar arasında birinci sırada. Yazımızın sonunda iletişim bilgilerini bulabilirsiniz. Güzel bir yürüyüş sonrasında Heybeliada’da balık yemek gerçektende günü en güzel şekilde sonlandırmak olacaktır. Sahildeki çeşitli restoranlar hem bol çeşit hemde uygun fiyat ile hizmet vermekteler. Sabah giderseniz ve güzel bir kahvaltı istiyorsanız karakolun karşısındaki pastaneden adanın meşhur Ponçiğini alın gerçekten vazgeçemeyeceksiniz.

Heybeliada vapur seferlerinin güncel saatlerini www.ido.com.tr sitesinde bulabilirsiniz.
Heybeliada Halki Palace Oteli hakkında detaylı bilgiye www.halkipalacehotel.com sitesinden ulaşabilirsiniz.

Sizde lütfen Heybeliada ile ilgili yorumlarınızı ve fikirlerinizi aşağıdaki yorumlar bölümümüzde bizimle paylaşın…

Karıncalar Turizm, İstanbuldaki Tur Şirketleri, İstanbuldaki Gezi Şirketleri

İstanbul’da yaşayan bir çok doğa ve gezi tutkunu, Karıncalar ile daha önceden zaten tanışmışlardır. Bu yazımızda, sizlere Karıncalar’ı biraz daha yakından tanıtmak istiyoruz.  Karıncalar, yurtdışı-yurtiçi gezileri, hafta sonu ve günübirlik gezileri ile sektörde dikkat çeken bir konumda yerlerini almış durumdalar.

Karıncalar 1990 yılında doğa yürüyüşü ve dağcılık turları düzenlemek amacıyla kuruldu. 1994 yılında şirketleşti. 2 sene süreyle Kapadokya bölgesinde Ürgüp’de otel işletmeciliği yaptı. 1998 yılında TURSAB’a bağlı seyahat acentası oldu. 2000 yılından itibaren yurtdışı gezilerine başladı. Uzak ülkelere alternatif programlar hazırladı. Küba’nın resmi acentası oldu.

Karıncaların turizm anlayışı?

Doğa turizminin ilklerindeniz ve ilk günden beri katılımcılarımızla bir müşteri gibi değil gezgin dostlarımız olarak iletişim kurmaya çalıştık. Kitle turizminden uzak duruyoruz. Sadece doğa turizmi yaptığımız için değil, kültür turlarında da farklılıklar sunduğumuz ve bu turları küçük gruplara göre planladığımız için kendimizi alternatif turizm firması olarak değerlendiriyoruz. Gittiğimiz bölgelerin doğasına ve insanına saygı en önemli ilkemiz. Destinasyonlarımızda yer alan ülkelerin alışveriş merkezlerinden çok, insanların öyküleri, akıp giden yaşam ve geçmişten bugüne kalanlar daha fazla ilgimizi çekiyor ve programlarımız bu temelde hazırlanıyor. Bu yüzden de kitle turizmi yapamayacağımıza inanıyoruz.

Devamını oku

Sonraki sayfa »