Kapalıçarşı, İstanbul Çarşıları, İstanbul’un Turistik Mekanları, İstanbul’un Görülmesi Gereken Yerleri

Tarihi yarımadaya yayılmış asırlık bir çınara benzer Kapalıçarşı. Yangınlar ve depremlerle defalarca harap olmuş ancak her defasında dirilmesini bilmiştir. Bugün devasa alış veriş merkezleriyle rekabet etmeye çalışan çarşı, bir çekim merkezi olmayı sürdürüyor.

Mimarisi, kapladığı devasa alan, dükkanlarının sayısı ve etkileyici atmosferiyle pek çok Doğu ülkesinde karşımıza çıkan çarşıların ilham kaynağıdır Kapalıçarşı. Nuruosmaniye ile Beyazıt’ı birbirine bağlayan iki ana kapı ve onlarca ara sokaktan oluşan İstanbul’un bu 4 asırlık  çarşısı, yerli ve yabancı turistler için her zaman çekim merkezi olmayı sürdürüyor.  

Işıl ışıl devasa bir labirenti andırır Kapalıçarşı. Yönlendirme levhaları vardır ama yolunuzu kaybetmeniz içten bile değildir. Günümüzde kuyumcularla ve halıcılarla özdeşleşen, canlılığını hiç kaybetmeyen çarşının imajı aslında turistlerin nezrinde pek de iyi değildir. Bazı esnafların turistlere “yolunacak kaz” muamelesi yapması bunda en önemli etken kuşkusuz.  Hatta bu konu turistlerin şehir rehberlerine kadar girmekte, Kapalıçarşı’dan alış veriş yapmamaları konusunda uyarılmaktadırlar. Birbiri ardına açılan modern alış veriş merkezleri de çarşının kan kaybetme nedenlerinden biridir. Tüm bunlara karşın Kapalıçarşı günün her saatinde hareketli ve kalabalıktır. Esnaf, kimisi alış veriş çoğuysa dolaşmak için gelen ziyaretçileri ısrarlı olarak kendi mağazasına çekmeye çalışır. Türkiye’de elde imal edilen ve ihracatı yapılan hemen  her şeyi bulmak mümkündür. El halıları, mücevherler, gümüşten yapılmış eserler, bakır, bronz hediyelik, dekoratif eşyalar, seramik, deri ürünleri ve Türkiye hatıraları, kısacası geleneksel Türk sanatının en güzel örneklerini zengin bir koleksiyon içinde bulmak mümkündür. Zaman içinde dükkanların büyük bölümü fonksiyon değişikliğine uğramıştır. Örneğin yorgancılar, terlikçiler, fesçiler gibi meslek grupları sadece sokak ismi olarak hatırlarda kalmıştır.

Devamını oku

Dolmabahçe Sarayına Nasıl Gidilir, Dolmabahçe Sarayına Ulaşım Alternatifleri

Sayın site ziyaretçilerimiz, bu yazımızda sizlere Dolmabahçe Sarayına nasıl gidebileceğiniz konusunda bilgiler vermeye çalışacağız. Hem özel araçlarınızla hem de toplu taşıma araçları ile Dolmabahçe Sarayına ulaşım alternatiflerini sizlerle paylaşacağız.

Dolmabahçe Sarayı, Karaköy’den Sarıyer’e uzanan sahil şeridinin Kabataş ile Beşiktaş arasında kalan bölümündedir. Dolmabahçe Sarayı, Beşiktaş ve Kabataş vapur iskelelerine yürüme mesafesindedir. Taksim Meydanı’ndan yaklaşık 1 km, Beşiktaş meydanından ise 800 m mesafedir. Anadolu yakasından otobüs veya vapurla, Avrupa yakasından ise Beşiktaş otobüsleriyle Dolmabahçe Sarayı‘na gidilebilir. Devamını oku

İstanbul Kız Kulesi, İstanbul’un Tarihi Mekanları, İstanbul’da Gezilecek Yerler, İstanbul Mekanları, Kız Kulesi Fotoğrafları

İstanbul‘un ve Üsküdar’ın sembolü haline gelen Kız Kulesi; yalnızlığın, aşkın ve ulaşılmazlığın da sembolü olmuştur. Kule için onlarca şiir yazılmış, yüzlerce resim yapılmış ve binlerce fotoğraf çekilmiştir. Alımlı, sevdalı ve denizin ortasında bir başına ve yapayalnızdır. Kız Kulesi, Asya ile Avrupa’nın keşiştiği bir noktada yer alır. İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi’ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır. Boğazın ortasına bir taş tümseğe oturtulmuş bir kuledir. İki kıta arasındaki konumu sebebiyle dünyada eşi benzeri olmayan yapılar konumundadır.

Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. M.Ö. 2475 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile kucaklaştığı yerde minicik bir ada üzerinde kurulmuştur. Tarihi yarımadayi Üsküdar kıyılarından seyretmeyi sevenler, İstanbul panoramasının Kız Kulesi’yle nasıl bir renk ve canlılık kazandığını bilirler. Tarihin eski dönemlerinden beri bilinen bir mevki olan Kız Kulesi, sadece estetik zerafetiyle değil, efsaneleri ve anılarıyla da İstanbul’u zenginleştiriyor. Devamını oku

Cağaloğlu Hamamı, İstanbul’daki Tarihi Mekanlar

Cağaloğlu Hamamı

Hamam, Cağaloğlu’nda Yerebatan Sarnıcı yakınında bulunmaktadır. 1741 yılında, dönemin padişahı I. Mahmut’un Ayasofya Külliyesi’ndeki kütüphanesine ve Ayasofya Camii’ne gelir sağlamak için yaptırılmıştır. Hamamın planını Hassa Mimarı Süleyman Ağa çizmiş ve hamam, Abdullah Ağa tarafından bina edilmiştir.

Cağaloğlu Hamamı‘nın kadın ve erkek bölümleri birbirine dik açı yapacak biçimde inşa edilmiştir ve girişleri ayrı sokaklardadır. Klasik Türk Hamamı ve İstanbul’un en görkemli hamamlarından biri olan çifte hamamın, kadınlar çıkışı hamam sokağına, erkekler çıkışı caddeye bakar. Her iki bölüm de üç mekândan oluşur; camekân, soğukluk ve sıcaklık. Asıl banyo kısmını oluşturan sıcaklığın tam ortasında sekizgen bir göbektaşı vardır. Yıkandıktan sonra camekândaki çeşmenin yanında oturup bir şeyler içebilirsiniz…

Cağaloğlu Hamamı’nın camekânını geniş bir kubbe örter. Camekânın çevresinde konsollar üzerine yapılmış soyunma odaları bulunur. Hamamın orta yerinde; tek parçalık mermerden, geniş bir havuz vardır ve havuzun orta yerinde üç katlı muhteşem bir fıskiye yer almaktadır. Hamamın ılıklığındaki dört mermer ayak üzerine oturtulmuş geniş kubbe ve yedi beşik kubbe, yapının çatısını oluşturmakta ve buradan hamamın hararesine geçilmektedir. Harare; işlemeli sekiz mermer sütun üzerine oturtulmuş geniş bir kubbeyle örtülüdür.

Üç yüz yıllık bir tarihi bulunan Cağaloğlu Hamamı, günümüzde de faaliyet göstermekte ve çoğunluğu yurt dışından olan çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçiye hizmet vermektedir. Hamamda, isteğinize göre kendi malzemelerinizi kullanabilirsiniz. Hamam ziyaretçileri, yıkanma, keselenme ve lüks Osmanlı servisi denilen kese – çift masaj ve köpüklü yıkanma olanaklarıyla karşılaşmaktadır. Ayrıca hamamın ortasındaki mermerli havuzun çevresinde cafe bar olarak hizmet veren bir mekân bulunmakta ve gruplar için açık büfeli organizasyonlar da gerçekleştirilmektedir.

Cağaloğlu Hamamı mimari yapısında Barok üslubu ve klasik Osmanlı mimarisinde olmayan yenilikler ile göze çarpmakta ve Sultan III. Mustafa tarafından şehrin artan su ve odun ihtiyacı nedeniyle 1768’de büyük hamam yapılmasının yasaklanmasından önce inşa edilen son büyük hamam olması nedeniyle önem taşımaktadır.

Sizler de Dünyanın en görkemli hamamlarından biri olarak dikkat çeken ve bugüne kadar yerli, yabancı birçok ünlüyü de ağırlayan Cağaloğlu Hamamı’nı mutlaka ziyaret edin. Ayrıntılı bilgi ve fiyatlar için Hamam yetkililerine ulaşabilirsiniz:

Adres : Prof. Kazım İsmail Gürkan Caddesi 34, Sultanahmet , Eminönü / İstanbul

Tel : (0212) 522 24 24

Süleymaniye Külliyesi, İstanbul’daki Tarihi Mekanlar

Süleymaniye Külliyesi

Osmanlı Tarihi’nden günümüze kalmış en önemli eserlerden biri olarak ziyaretçilerini bekleyen Süleymaniye Külliyesi’ni tanıtmak istiyoruz.

Süleymaniye Külliyesi, Eminönü ilçesinde, kendi adıyla anılan semttedir. İstanbul yarımadasının Haliç, Marmara, Topkapı Sarayı ve Boğaziçi’ni gören ortadaki en yüksek tepesinde, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan caminin inşasına 1550 yılında başlanmış ve 1557’de tamamlanmıştır. Bozcaada, İzmit, Mut, Ezine, Gazze ve Lübnan gibi farklı yerlerden taş örnekleri ve sütunlar İstanbul’a taşınmış; Külliye’nin yapımında kullanılmak için İmparatorluk topraklarının çeşitli yerlerinden malzemeler getirtilmiştir.

Osmanlı külliyeleri içinde Fatih Külliyesi’nden sonra ikinci büyük külliye olan Süleymaniye Külliyesi’nin 15 bölümünden biri, Mimar Sinan’ın kalfalık devri eseri olarak nitelendirilen Süleymaniye Camii’dir. Medrese, kütüphane, hastane, hamam, imaret, hazire ve dükkânların merkezinde olacak şekilde inşa edilen Cami, sadece bir ibadethane değil etrafındaki külliye ve ekâbirin yerleştiği mahalleyle birlikte sosyal ve kültürel bir merkez olma özelliği taşımaktadır. Diğer camilerden farklı olarak, caminin dört minaresi avlunun dört köşesine yerleştirilmiştir. Minarelerin birbirleriyle ve kubbeyle olan orantıları inanılmazdır. Caminin dört minaresi, Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah oluşunu; minarelerdeki on şerefeyse, Osmanlı tarihinin onuncu padişahı oluşunu simgeler. Caminin ana kubbesinin kemeri, Mimar Sinan tarafından Kemeri Kübra, yani Kudret Kemeri olarak adlandırılmıştır. Cami 128 adet pencereyle ve onlarca kandille aydınlatılmış; bu kandillerden çıkan isin duvarları kirletmemesi ve ayrıca; isten hat sanatında kullanılan mürekkep yapımında yararlanmak için girişin üzerine bir is odası inşa edilmiştir.

Külliyenin medreseleri caminin doğu ve batı yönlerinde, dış avlu duvarlarına paralel olarak uzanır. Batı yönünde Evvel Medresesi, Sani Medresesi, Sıbyan Mektebi ve Tıp Medresesi, doğu yönünde ise Rabi Medresesi ve Salis Medresesi yer alır. Darülhadis Medresesi ise caminin kıble yönünde ve İstanbul Üniversitesi bahçe duvarına paralel olarak uzanır. Rabi Medresesi ile Darülhadis Medresesi`nin kesiştikleri kavşağın karşısında ise külliyenin hamamı vardır. Daha önce atölye olarak da kullanılan hamam, 1980`de restore edilmiştir.

Osmanlı Devleti’nin en ihtişamlı günlerinin mirası olarak günümüze kalan Külliye’nin kuzeybatısına düşen yolda ve cami bahçesinin karşısında Külliye yemekhanesi Darüzziyafe ve Külliye misafirhanesi olan Tabhane bulunur. Darüzziyafe, günümüzde klasik Türk mutfağına yer veren bir restorant tarafından kullanılmaktadır.

Caminin kıble yönündeki haziresinde çok sayıda mezar ile Kanuni Sultan Süleyman ve eşi Hürrem Sultan`a ait iki türbenin yanı sıra bir türbedar odası yer almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın türbesinin kubbesi yıldızlarla donanmış gökyüzü imajını vermesi için, içeriden, metalik plakalar arasına yerleştirilmiş pırlantalarla (elmaslarla) süslenmiştir. Kanuni‘ye ait türbede, Sultan II. Ahmed, eşi Rabia Sultan, kızı Mihrimah Sultan ve Asiye Sultan, Sultan II. Süleyman ve annesi Saliha Dilaşub Sultan da gömülüdür. Büyük bir ustalıkla bu muhteşem esere hayat veren Mimar Sinan’ın türbesi ise dış avlu duvarlarının karşısında mütevazı küçük bir yapıdır.

Süleymaniye Camii hakkında ayrıntılı bilgi için

Web : http://www.suleymaniyecamii.com/

Sonraki sayfa »