Florya ATATÜRK Deniz Köşkü, İstanbul’da Köşkler, İstanbulda Görülmesi Gereken Yerler

Atatürk’ün yaşamının son dönemlerinde, hastalığına iyi geleceği düşünülerek Doktor Neşet Ömer’in önerisiyle İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında yapımına başlanan Deniz Köşkü, 43 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır.

Florya ATATÜRK Deniz Köşkü‘nün yapımı için düzenlenen proje yarışmasında, Yüksek Mimar Seyfi Arıkan’a ait proje birinci olmuştur. Atatürk’ün bu tercihindeki temel neden, mimarın yapıyı bir halk plajı ile etüd etmesi olmuştur.

Yazlık bir konut olarak hazırlanıp, 1935 yılının Ağustos ayında kullanıma açılan köşk, Atatürk’ün ilgisi nedeniyle önem kazanan ve İstanbul’un güzel bir plajı olan Florya’da yapılmıştır.

28 Haziran 1935 günü özel treniyle İstanbul’a gelen Atatürk, o gün Haydarpaşa’dan Dolmabahçe’ye oradan da Florya’ya geçerek Deniz Köşkü inşaatını gezmiş ve beğenmiştir. Ulu Önder, İstanbul Belediyesi’nin kendisine hediye ettiği Deniz Köşk’te yaşadığı süre boyunca siyasal ve bilimsel toplantılar için burayı özellikle kullanmış, aralarında İngiliz Kralı VIII. Edward ve Madam Simpson’un da bulunduğu kimi önemli konukları burada ağırlamıştır.

Florya Deniz Köşkü’nde çalışarak dinlenen ve gerektikçe denize giren Atatürk, köşkü son olarak 28 Mayıs 1938 günü kullanmıştır. Atatürk’ün ölümünden sonra bu yapıları Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları olan Sayın İsmet İnönü, Sayın Celal Bayar, Sayın Cemal Gürsel, Sayın Cevdet Sunay, Sayın Fahri Korutürk ve Sayın Kenan Evren kullanmıştır.

Atatürk Deniz Köşkü, sahilden 70 metre ileride, kıyıya köprüyle bağlı ve kazıklar üzerindedir. Florya Deniz Köşkü’nün geniş bir salonu, kütüphanesi, dinlenme ve yatak odaları ile banyosu vardır. Oldukça sade ve mütevazı olan köşkte, Ata’nın odasının hemen yan tarafında manevi kızı Ülkü’nün odasında bir yatak ve bir sehpanın üzerinde “Ülkü” yazan bir gemi maketi bulunmaktadır.

İstanbulda Köşkler

Florya’da ayrıca eski Ayastafonos Manastırı’na ait kalıntıların bulunduğu geniş alanda Atatürk’ün emriyle bir koruluk meydana getirilmiş ve çamların süslediği bir koruluğa, Atatürk Korusu adı verilmiştir. Florya Bahçesi de halka açık park olarak düzenlenmiştir.

16 Eylül 1988 tarihinde Kenan Evren tarafından TBMM’ye bağlı Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na devredilen bu yapılar topluluğu, restorasyona alınarak Atatürk Müzesi haline getirilmiş ve içinde Atatürk’ün İstanbul’da olduğu anlarla ilgili bir fotoğraf sergisi oluşturulmuştur. Öte yandan Deniz Köşk’ün bir bölümünde de Atatürk ile ilgili çeşitli yayınlar tanıtılmakta ve satılmaktadır. Yaverlik ve Genel Sekreterlik binaları onarılarak TBMM sosyal tesisleri haline getirilmiş, bu binaların arasında kalan boşluğa kafeterya ve restoran hizmeti veren bir yapı eklenmiş, yine bahçe; kafeterya hizmetleri verilecek bir konuma getirilmiştir.

Atatürk Deniz Köşkü tek katlıdır ve büyük kazıklar üzerinde yer almaktadır. Özel olarak tasarlanmış malzeme ve bağlantı parçaları ile yapılmış, L biçimli ahşap bir binadır. Atatürk’ün yaşamının son yıllarında gereksinim duyduğu özel bakım göz önünde bulundurularak oluşturulmuştur. Deniz Köşk’ün Florya halk plajının hemen yanında oluşu nedeniyle Atatürk de halka yakın kalmış ve halkla birlikte denize girmiştir. Bugün yapılan restorasyon çalışmaları nedeniyle Köşk, geniş çaplı bir yenilemeye maruz kalmış ve bir kısmı betonarme olarak değiştirilmiştir.

Bu eşsiz yapıyı görmek ve ayrıntılı bilgi almak için Kültür Bakanlığı’nın (http://www.istanbulkulturturizm.gov.tr) web sitesini inceleyebilirsiniz.

Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.00-15.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır. Bu saatlerin ve tarihlerin değişebileceğini de göz önüne alarak, aşağıdaki Florya Atatürk Deniz Köşkü’nün telefonundan detaylı bilgi alabilirsiniz.

Florya Atatürk Deniz Köşkü’ne ulaşmak için:
Adres  : İstanbul Caddesi – Florya
Tel  : 0212.  426 51 51
Faks   : 0212. 580 75 34

İstanbul’un Manzara Terasları, İstanbulun En Güzel Fotoğrafları

Dünya’nın hiçbir ülkesinde bu kadar manzara terası yok. Dünyanın bir çok ülkesinde, çok az manzara terası bulursunuz. İstanbul bu bakımdan hayli zengindir. Her anı sürprizlerle dolu bir şehirdir. Birçok yerinde, İstanbul’u görmemizi sağlayan manzara teraslarını görmek, sürprizlerin en güzelidir.

Hangi noktasından bakılsa ayrı bir güzelliğin doyumsuzca izlendiği manzara noktaları, binlerce yıldır İstanbul’da yaşayanlara tarifsiz heyecanlar yaşatıyor. Bu şehrin manzara balkonlarından bakan her fani, sabahları cilvebaz; gündüzleri şivekâr, akşamüstü hüzünbaz; geceleri efsunlu bir güzel görüyor karşısında.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin hemşehrileri ile buluşturduğu “İstanbul’un Manzara Terasları” adlı eser, yedi tepeli kentin dokuz farklı manzara terasını okurların dikkatine sunuyor. Kültür Yayınları Serisi’nin IX. kitabı olarak yayımlanan bu nadide eserde, şehrin eski seyir mekânlarına ise gravür ve tablolar şeklinde yer verilmiş.

Manzara noktalarının oranı %95’lere kadar varabilen güzel İstanbul’umuzun Üsküdar, Tophane, Cihangir, Sultanahmet, Anadolu Feneri, Emirgân gibi önemli noktalarına ait muhteşem görsellerin yer aldığı kitap, Orhan Erdener’in yoğun emeği sonucunda ortaya çıkmış.

İstanbul Manzarası

İstanbul Manzarası

Kültür A.Ş. Genel Müdürü ve eserin Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Bayhan tarafından kaleme alınan sunuş yazısında ise eser hakkındaki düşünceler şu güzel ifadelerle dile getirilmiş; “İstanbul’un her kuytusunda, içinden çıkmamacasına dolaşan ve yaşayan bizler için, her ayrılık bir gurbettir. Ama her maşuk gibi bir gün, şehre uzaktan bakmak, gurbeti ve hasreti duyumsamak isteriz. Gözden ayırmadan gönülden düşürmeden, uzak/yakın bir noktadan İstanbul’a bakmanın telaşını yaşarız.  Aradığımız neyse, bizi bekleyen de odur” sözünün rehberliğinde, İstanbul’u İstanbul’da aramaya ve bulmaya adadığımız bu kitabın gözlerimize fer, yazacaklarımıza ilham olması temennisiyle…”

“İstanbul’un Manzara Terasları” kitabı, İstanbul’un gözlere ve gönüllere ziyafet olan o dillere destan güzelliğini, Sayın Orhan Erdenen’in titiz çalışması sayesinde sizlerle buluşturuyor.

İstanbul Topkapı Sarayı, Topkapı Sarayı’nın Tarihçesi

Topkapı Sarayı ve Topkapı Sarayı tarihi hakkında bilgiler bulabileceğiniz bir yazı hazırladık. Topkapı Sarayı hakkında bilgileri okuduktan sonra yazımıza yorum yazmayı da unutmayınız. :)

Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılan Topkapı Sarayı içersinde bir çok padişah ve devlet adamının hatıraları yer alıyor. Topkapı Sarayı‘nı gezereken her bölümde bu tarihi havayı soluyacağınıza ve o günlere geri döneceğinize emin olabilirsiniz. Eğer İstanbul‘da yaşıyor ve henüz Topkapı Sarayı‘nı gezmemiş iseniz, işte size gidilecek bir tarihi mekan daha çıktı diyebiliriz.

1478 yılında Fatih Sultan Mehmet’in inşaa ettirdiği Topkapı Sarayı‘nın tamamlanması 12 yıl sürmüştür, 380 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin yönetim merkezi olarak kullanılmıştır daha sonra padişahların Dolmabahçe, Yıldız gibi saraylara taşınmasıyla birlikte içerisinde Osmanlı Devleti’ne bağlı çeşitli görevliler yaşamaya başlamıştır, Saray boşaltıldıktan sonra dahi önemini kaybetmemiştir padişah ve ailesi her yıl Ramazan Ayı’nda sarayın Mukaddes Emanetler bölümünü ziyaret etmiştir bu yüzden sarayın bu kısmı her yıl özenle onarılmıştır. Saray ilk defa Sultan Abdülmecit zamanında bir yabancıya açılmıştır, döneminin İngiliz elçisine Topkapı Sarayı Hazinesi‘nde bulunan eşyalar sergilenmiştir, Sultan Abdülaziz döneminde camekan vitrinlere alınan eski eserleri yabancıların ziyaretine sunmak gelenek haline gelmiştir.

3 Nisan 1924 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ile İstanbul Âsâr-ı Atika Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlanan Topkapı Sarayı önce onarıma alınmış daha sonra 9 Ekim 1924 tarihinde müze olarak ziyaretçilere açılmıştır. Topkapı Sarayı 700.000 m2’lik bir alanı kaplamaktaydı. Burada 10 cami, 3 namazgâh, 8 koğuş binası, 14 hamam, 2 hastane, 2 eczane, 5 okul, 12 kütüphane, 7 hazine dairesi, 6 kule, 22 çeşme, 11 kuyu, 2 sarnıç, 6 havuz, 2 su terazisi, 1 asma bahçe, 20 kubbeli mutfak, 348 oda ve salon ile Sarayburnu’nda yazlık köşkler bulunmaktaydı.

Günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi Salı günü hariç tüm günler saat 9.00 – 17.00 arası ziyaretçilere açıktır, Dini ve Resmi bayram günlerinde Müze saat 13.00’dan itibaren ziyaretçilere açılır.Müzeyi ziyaret etmek isteyen kişiler biletleri yanlızca Müze’nin avlusundaki gişeden 20 TL karşılığında alabilirler, Harem’i ziyaret etmek içinse ayrıca Harem önündeki gişeden 15 TL karşılığında bilet satın almak gerekiyor.

Topkapı Sarayı’nın adresi : Sultanahmet, Eminönü

Toprapı Sarayı’nın telefon numarası : (0212) 512 04 80

Topkapı Sarayı hakkında güncel ve detaylı bilgil için Topkapı Sarayı sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Karıncalar Turizm, İstanbuldaki Tur Şirketleri, İstanbuldaki Gezi Şirketleri

İstanbul’da yaşayan bir çok doğa ve gezi tutkunu, Karıncalar ile daha önceden zaten tanışmışlardır. Bu yazımızda, sizlere Karıncalar’ı biraz daha yakından tanıtmak istiyoruz.  Karıncalar, yurtdışı-yurtiçi gezileri, hafta sonu ve günübirlik gezileri ile sektörde dikkat çeken bir konumda yerlerini almış durumdalar.

Karıncalar 1990 yılında doğa yürüyüşü ve dağcılık turları düzenlemek amacıyla kuruldu. 1994 yılında şirketleşti. 2 sene süreyle Kapadokya bölgesinde Ürgüp’de otel işletmeciliği yaptı. 1998 yılında TURSAB’a bağlı seyahat acentası oldu. 2000 yılından itibaren yurtdışı gezilerine başladı. Uzak ülkelere alternatif programlar hazırladı. Küba’nın resmi acentası oldu.

Karıncaların turizm anlayışı?

Doğa turizminin ilklerindeniz ve ilk günden beri katılımcılarımızla bir müşteri gibi değil gezgin dostlarımız olarak iletişim kurmaya çalıştık. Kitle turizminden uzak duruyoruz. Sadece doğa turizmi yaptığımız için değil, kültür turlarında da farklılıklar sunduğumuz ve bu turları küçük gruplara göre planladığımız için kendimizi alternatif turizm firması olarak değerlendiriyoruz. Gittiğimiz bölgelerin doğasına ve insanına saygı en önemli ilkemiz. Destinasyonlarımızda yer alan ülkelerin alışveriş merkezlerinden çok, insanların öyküleri, akıp giden yaşam ve geçmişten bugüne kalanlar daha fazla ilgimizi çekiyor ve programlarımız bu temelde hazırlanıyor. Bu yüzden de kitle turizmi yapamayacağımıza inanıyoruz.

Devamını oku

Çocuk Tiyatrosu, Yalnız Prens, Müzikli Çocuk Oyunu

Yalniz  Prens

Çocuk Tiyatrosu,

Oyunun İsmi : YALNIZ PRENS
Oyunun Türü : Müzikli Çocuk Oyunu
Oyunun  Süresi : 50 Dakika – Tek Perde
Oyuncular : Ahmet Yalçın
Metin Özyağcılar
Ekin Gizem Yılmaz
Sedef Öztürk
Nurgül Taşova
Begüm Saatçioğlu
Oyunun               Konusu :

Taa en eski zamanlarda İngiltere Birleşik Krallığında yaşayan, soyu St. John Şövalyelerine dayanan küçük bir İngiliz Krallığı varmış.

Bu Krallık, Kralları 7. Leo öldüğünden beri zor günler yaşıyormuş, çünkü Krallığın tek varisi Prens Dominik babasının ölümünden sonra kendisini sanata vermiş.  Bütün gününü Shakspeare eserleri okuyarak geçiren duygusal ve yalnız bir Prens olmuştur.

Kraliçe Angel bu duruma çok üzülmektedir ama bu durumdan faydalanmak isteyenlerde vardır elbette.  Prens Dominik’in amcası Sir Uncle kral olma arzusu ile bu fırsatı değerlendirecek ve krallığı ele geçirebilmek için elinden geleni yapacaktır, hatta Prens Dominik’i saraydan uzaklaştırmak için sinsi bir plan bile uygulayacaktır…

Peki Prens Dominik bu duygusal hali ile bu planların içine düşüp sonsuza dek krallıktan uzaklaşacak ve YALNIZ PRENS’mi olacaktır?  Krallık Sir Uncle’a mı kalacaktır?

Bu durumu düzeltecek kimse yok mudur?  Elbette vardır… Gelin… İzleyin… Bakın bakalım bu eğlenceli küçük İngiliz Krallığı nasıl kurtulacak?  Hepinizi küçük İngiliz Krallığımıza eğlenmek, gülmek ve büyülenmek için bekliyoruz…

Oyunun
Hazırlanışı
:

Yalnız Prens bir İngiliz dönem oyunu olduğundan, o dönemin kostümleri, dekorları ve müzikleri araştırılıp uygulanarak hazırlanmıştır.

İstanbul’da dönem oyunlarının sahnelenmesi konusunda uzman olan İstanbul Devlet Opera ve Balesi tasarımcıları dekoru, İstanbul Devlet Tiyatroları tasarımcıları da kostümleri hazırlamışlardır.  Müzikleri, genç neslin yükselen müzisyenlerinden İlker Uncuoğlu bestelemiş ve son olarak da Türk Tiyatrosunun önemli ustalarından Halit Akçatepe oyunu sahneye koymuştur.

Yalnız Prens’i yazan Rezzan Akçatepe sıradan çocuk oyunlarının aksine, bu oyunda çocuklara tiyatral bir değeri olan, Shakspeare Romeo-Juliet tiratları ile seslenen kaliteli bir çocuk oyununu, küçük seyirciler ile buluşturmuştur.

« Önceki sayfaSonraki sayfa »