Göbeklitepe Dünyadaki İlk Tapınak, Göbeklitepe Kazıları

Ülkemizde öyle tarihi hazineler var ki, varlığını bilmiyor olabiliriz.  Göbeklitepe’yi, dünyadaki ne kadar çok kişiye yayarsak o kadar iyi olacaktır. Dünyada şuana kadar keşfedilen en eski tapınak binalarına ev sahipliği yapan Göbekli Tepe, Doğuş Grubu’nun öncülük ettiği yeni bir proje kapsamında tanıtılıp korunmaya başlandı.

Göbeklitepe İlk Nasıl Bulundu?

1983 yılında tarlasını süren Mahmut Kılıç, tarlada bulduğu oymalı taşı müzeye götürdü fakat eser sıradan bir arkeolojik bulgu olarak Urfa Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. 1963 yılında ise İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi ortak bir çalışma yürütmüş, bölgeyi incelemiş fakat çalışmaların üzerinde durulmamıştır. Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Prof. Dr. Klaus Schmidt’in bilimsel danışmanlığında kazılar başlamıştır. 2007 yılında ise kazı başkanlığına Klaus Schmidt getirilmiştir.

Göbeklitepe Ne Zaman Yapılmış?

İnşası, milattan önce 10.000 yılına uzanan Göbeklitepe tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Göbeklitepe İngiltere’de bulunan Stonehenge’den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. Ayrıca yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstleri insanlar tarafından kapatılarak gömülen bu tapınaklar yeniden gün ışığına çıkıyor.

Göbeklitepe Nerede? Göbeklitepe’ye Nasıl Gidilir?

Göbeklitepe, Şanlıurfa’nın 20 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hakim bir konumda yer almaktadır. Şehir merkezinden tur otobüsleriyle Göbeklitepe’ye ulaşımlar sağlanmaktadır.

Göbeklitepe Nerede

Göbeklitepe Kazıları

GöbekliTepe

Göbekli Tepe’de yapılan kazılarda konut olabilecek herhangi bir mimari kalıntıya ulaşılamamıştır. Bunun yerine çok sayıda anıtsal kült yapısı ortaya çıkarılmıştır. Yapılarda kullanılan dikilitaşların çevredeki kayalık platolardan tek parça olarak kesilip işlenerek Göbekli Tepe’ye getirildiği ileri sürülmektedir. Bu yapıların ortak özelliği, T biçimindeki 10 – 12 dikilitaş yuvarlak planda dizilmiş, araları taş duvarla örülmüştür. Bu yapının merkezinde daha yüksek boyda iki dikilitaş karşılıklı olarak yerleştirilmiştir. Bu dikilitaşların çoğu üzerinde insan, el ve kol, çeşitli hayvan ve soyut semboller, kabartma ya da oyularak betimlenmiştir.

Göbeklitepe’nin inşa edildiği dönemde insanoğlu bitki toplayan ve hayvanları avlayan küçük gruplar halinde sürekliliğini sağlıyordu. Kayalık bölgelerden, büyük sütunların ve ağır taşların el arabaları ve yük hayvanları olmadan 2 kilometre taşınarak Göbeklitepe’ye getirilmesi için muhtemelen tarihte insanların ilk defa bu kadar kalabalık bir şekilde bir arada olması gerekmişti.

Mağarada duvarlarındaki avcılığı temsil eden resimlerden ziyade burada hayvan figürleri tek ve kabartma olarak işlenmiş, sanatsal açıdan farklı bir anlayışı etkileyici biçimde yansıtmaktadır. Taşlar üzerinde işlenmiş akrep, tilki, boğa, yılan, yaban domuzu, aslan, turna ve yaban ördeği figürleri yer almaktadır. Bir kısım arkeoloğa göre bu hayvan figürleri tapınağı ziyaret eden farklı kabilelerin sembolü olarak nitelendiriliyor.

“Göbeklitepe’deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Cilalı Taş Devrinde yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor.” Prof. Dr. Klaus Schmidt

Göbekli Tepe, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun koruması altındadır. Tüm bunlar ve kazılarda ortaya çıkarılan anıtsal mimari, Göbekli Tepe’yi eşsiz ve özel yapmaktadır. Bu bağlamda UNESCO tarafından 15.04.2011 tarihinde Dünya Mirasları’na alınmıştır.

Alandaki kazı ve araştırmalar Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Alman Araştırma Vakfı tarafından yapılıyor. Doğuş Grubu’nun sağladığı fonlar, daha büyük, yeni bir turizm merkezi ve ortaya çıkarılan yapıların koruma amacıyla üzerinin kapatılması ve bunların yanı sıra turizmin antik binalara zarar vermemesi için yürüyüş yolları ve çitler inşa edilmesinde kullanılacak.

National Geographic Society Bilim ve Keşifler Müdürü Gerry Garcia, “Şahenk Girişimi ve Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı arasındaki bu etkileyici işbirliği Göbekli Tepe’nin tarihi önemine sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yeni bir ışık tutacak,” açıklamasını yaptı.

Yeni Yıla Nerede Girmeli?, Yılbaşında Nereye Gidilebilir?, Yılbaşı Tatilinizi Geçirebileceğiniz Yerler

Yılbaşını geçirmek üzere seçiminizi yapmanız için, gelin birlikte en güzel dünya şehirleri arasında bir tura çıkalım. İşte en güzel yurt dışı yılbaşı turları…

Paris
“Yılbaşını nerede geçirmek istersiniz?” diye sorduğunuz herkesin vereceği ilk cevap Paris oluyor genelde. Eh haksız da sayılmaz hani Paris’i seçenler. Seine Nehri’nin ortasından geçtiği bu büyülü şehirde özellikle Şanzelize Meydanı yılbaşı gelince bir başka ışıldıyor sanki. Parisliler ve şehre gelen yabancılar da yeni yılı bu meydanda, bir arada coşkuyla kutluyorlar. ETS Tur’da üç gecelik Paris turu 1900 TL’den başlıyor.

Barselona
Katedraller ve gösterişli yapılar şehri Barselona, yılbaşı için seçilebilecek bir başka güzellikteki şehir. Anı Tur’un 29 Aralık’ta başlayan ve üç gece dört gün süren Barselona turu, İspanya-Fransa sınırındaki Andorra Prensliği’ni de kapsıyor. Renkli bir yılbaşının yanı sıra gümrüksüz alışveriş yapma fırsatı da yakalayabilirsiniz burada. Tur fiyatı ortalama 1150 TL.

Dubai
Deniz, kum ve güneşin tadını çıkararak bir yılbaşı geçirmeyi hayal ediyorsanız Dubai doğru adres! Dünyanın tek yedi yıldızlı oteli Burj Al Arab ve ünlü Jumeirah Plajı, Jumeirah Camii, Sheikh Palace, Dubai’yi iki bölgeye ayıran Dubai Creek, Altın ve Baharat çarşılarını kapsayan Pronto Tur seyahati, 28 Aralık’ta başlıyor ve dört gece beş gün sürüyor. Turun kişi başı fiyatı 1600 TL.

Moskova
Moskova’da Kızıl Meydan’da bir yılbaşı partisine ne dersiniz? Jolly Tur, 29 Aralık’ta başlayan, üç gece dört günlük turda dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan Moskova’yı gezme fırsatı bulacaksınız. Üstelik artık Moskova’ya vizesiz girilebildiğini de hatırlatalım. Turun fiyatı 1600 TL’den başlıyor.

New York
New York’ta Times Meydanı’nda bir yılbaşı harika olmaz mı? Anı Tur’un 28 Aralık’ta başlayan, yedi gece sekiz gün süren New York turu, Manhattan, Central Park, Rockfeller Center, Dünya Ticaret Merkezi, Özgürlük Anıtı gibi o bildik New York merkezlerini ve daha fazlasını kapsıyor. Unutulmaz New York seyahati için kişi başı gözden çıkarmanız gereken para ortalama 4000 TL.

Fransa Cruise turu
Noel ışıkları altında Ren Nehri seyahatine ne dersiniz? Pronto Tur 2100 TL’den başlayan fiyatlarla Basel, Strasbourgh, Mainz, Nuremberg, Rudesheim’i kapsayan bir Fransa cruise turu düzenliyor. Bizde yılbaşı ancak Aralık ayı sonunda yaşansa da Avrupa’da Noel coşkusu tüm ay boyunca sürüyor. Bu tur 12-18 Aralık tarihleri arasında yapılıyor. Noel’in tadına Avrupa’nın göbeğinde, üstelik nehir üzerinde, lüks bir gemide varmak gibisi yok.

Uzakdoğu
Vip Tur’un Bangkok, Phuket, Singapur’u kapsayan Uzakdoğu seyahati, 27 Aralık’ta başlıyor, dokuz gece 10 gün sürüyor. Yeni yıla Uzakdoğu kültürünün içinde, daha erken girmenin tadını çıkarmak için 4000 TL’yi gözden çıkarmanız gerekiyor.

Riga
Avrupa’nın en önemli geleneklerinden biri olan Noel ağacının süslenmesinin ilk kez Riga’da gerçekleştiğini biliyor muydunuz? Böyle bir şehirde yılbaşı geçirmeye ne dersiniz? Rusya ve Avrupa arasında kalmış ve ikisinden de bir şeyler almış olan Letonya başkenti Riga’ya Cafe Tur 30 Aralık’ta başlayan ve 2 Ocak’ta sona eren yılbaşı seyahati düzenliyor. Turun fiyatı 900 TL’den başlıyor.

Yeni Yıla Nerede Girmeli

Yeni Yıla Nerede Girmeli

Yorumlarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz.

Murat Paşa Camisi, Gül Suyu ile Yıkanan Cami, Erzurum Murat Paşa Camii

Erzurum Murat Paşa Camii

Erzurum Murat Paşa Camii

Erzurum’da 1573’te yaptırılan ve minaresi medrese ile ortak kullanılan Murat Paşa Camisi, burada Hz. Hızır Aleyhisselam’ın bir vakit namaz kılacağına inanıldığı için temizliği her gün özenle yapılıyor.

Şehir merkezinde, bulunduğu mahalleye adını veren Murat Paşa Camisi, yanındaki hamamla Erzincan Kapı civarında yer alıyor.

Kitabesine göre 1573’te tarihinde Sadrazam Kuyucu Murat Paşa tarafından yaptırılan cami, yapı, plan ve mimarı bakımından, şehrin kendisinden sonra inşa edilen tek kubbeli camilere bir model oluşturuyor. Caminin minaresi, doğusundaki Ahmediye Medresesi’nin minaresiyle ortak kullanılıyor. Caminin yanında yer alan hamamın, cami inşaatı durdurularak yapıldığı, caminin yapımında çalışanların her gün inşat çalışmalarına başlamadan önce hamamda yıkandığı rivayet ediliyor.

Halk arasında, söz konusu camide Hızır Aleyhisselam’ın bir vakit namaz kılacağına inanıldığı için cami her gün gül suyuyla yıkanıp, temiz ve bakımlı tutuluyor. Cemaat de camiye yoğun ilgi gösteriyor.

Atatürk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Yurttaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Erzurum’un içinde barındırdığı eserler bakımından önemli bir kent olduğunu belirterek, Saltuklu Beyliği, İlhanlılar ve Osmanlı eserlerinin bulunduğunu ifade etti.

Kentte Lala Paşa Camisi’nden sonra en büyük tek kubbeli caminin Muratpaşa olduğunu vurgulayan Yurttaş, önünde beş gözlü son cemaat yerinin bulunmasıyla dikkati çektiğini söyledi.

Yorumlarınızı aşağıda bizlerle paylaşabilirsiniz.

 

Budapeşte, Avrupa’nın Kalbi, Tuna’nın İncisi Budapeşte

Budapeşte

Tarihte kanlı savaşlara tanıklık etmiş olan Hösök Tere – Heroes’ Square’de (Kahramanlar Meydanı), yarım daire şeklinde dizili sütunlar ve bu sutunların arasında Türklere ve diğer milletlere karşı mücadele vermiş Macar krallarının ve komutanlarının heykelleri var. Ortada bulunan 36 metre yüksekliğindeki sütunun üzerinde ise elinde kutsal Macar hacını tutan Cebrail meleğin heykeli var. Bu sütunun alt tarafında yedi Macar kabilesini temsil eden heykeller bulunuyor.

Meydanın arka tarafı ise sanki bambaşka bir dünyaya açılıyor. Arka tarafında şehir parkı var. Bu parkın içinde Vajdahunyad Şatosu, bir göl –ki kışın bu göl buz pisti olarak kullanılıyor-, hayvanat bahçesi, lunapark ve en önemlisi bir termal hamam (Szechenyi Thermal Bath) bulunuyor. İçinde satranç oynanabilen bir havuz var.

Budapeşte’deki hamam kültürü 2.yy’da Roma dönemine dayanıyor. Ancak asıl populerliğine 16. ve 17.yüzyıllarda Osmanlı egemenliği ardından kavuşuyor. Halen çok fazla ziyaretçi çeken 4 tane Osmanlı Hamamı var: Rudas, Rac, Kiraly ve Csaszar.

Budapeşte
Budapeşte

Yorumlarınızı bekliyoruz.

Türkiye’nin En İyi Plajları, Türkiye’deki En İyi 10 Plaj, Türkiye Plajları

Türkiye’deki En İyi Plajlar

PATARA PLAJI

Patara Plajı, Antalya’nın Kaş ilçesindeki Patara antik kenti yakınında bulunan ve bu bölgedeki en büyük ve güzel plajlardan biri. Patara kumsalı, çevredeki kumsalların en uzunu ve en görkemli olması nedeniyle her yıl yüzbinlerce turisti ağırlıyor.

ÇIRALI PLAJI

Caretta Caretta kaplumbağalarına ev sahipliği yapan Çıralı Plajı, dünyada eşine az rastlanır güzellikte bir plaj. İki taraftan kayalarla çevrilmiş, akan dere yataklarının serinlik verdiği hafif taşlı denizi ve ince kumlu kumsalı sizi hemen kendine çekiyor.

ORTAKENT PLAJI

Upuzun kumsalıyla yaz aylarının vazgeçilmez plajlarından olan Ortakent, mavi bayraklı deniziyle ön plana çıkıyor. Bodrum şehir merkezine yakın olan plaj, tatilcilerin gözdelerinden.

İZTUZU PLAJI

Dünyada doğallığını koruyan ikinci plaj olma ödülüne sahip olan İztuzu, tam bir doğa harikası. Bir tarafı tatlı su, diğer tarafı Akdeniz olan bu kumsalın bir benzeri daha yok.

KAPUTAŞ PLAJI

Antalya’da Kalkan – Kaş yolu üzerinde bulunan Kaputaş plajı, denize girip güneşlenmek için mükemmel bir seçenek. Dünya’da pek eşi benzeri olmayan bu coğrafi yapıdaki plaj, kamyon ağzı şeklindedir. Kaputaş plajında mavinin her tonunu görmek mümkün.

OVABÜKÜ PLAJI

Çevresindeki küçük lokanta ve pansiyonlarıyla birlikte plajının parlayan çakıl taşlarıyla Ovabükü, Datça yarımadasına gizlenmiş üç koydan en güzeli.

AMOS PLAJI

Bozburun yarımadasındaki iki tatil köyünün arasına gizlenmiş küçük bir koy olan Amos, ahşap şezlonglarının arasına çakıl taşları dağılmış plajıyla, Marmaris’in ışıklarına rağmen koy boyunca uzanan bozulmamış bir güzelliğe sahip.

AKYAKA PLAJI

Akyaka Plajı, Gökova Körfezi’ne yukarıdan bakışta göreceğiniz uzun, iki yüz metrelik sığlığa sahip pürüzsüz kumlu bir plaj. Akyaka Plajı koruma bölgesi olduğundan buraya hiçbir şekilde müdahale edilmediği için eşsiz bir güzelliğe sahip.

ÖLÜDENİZ PLAJI

Muğla’nın tatil beldelerinden biri olan Ölüdeniz, Fethiye ilçesine bağlıdır. Beyaz renkli kumsalı, mavi ve turkuaz renkli sularıyla tüm yıl tatili beklemiş olanlar için mükemmel bir seçim.

KABAK (FARALYA) PLAJI

Kabak Koyu, tamamıyla bakir doğası ve eşsiz konumuyla, hem yerli hem de yabancı turistleri şaşırtan, bir görenin bir daha unutamadığı, dünyaya hediye edilmiş bir cennet parçası olarak hafızalara kazınacak bir destinasyon.

Türkiye'nin En İyi 10 Plajı
Türkiye’nin En İyi 10 Plajı

Yorumlarınızı bekliyoruz.

Sonraki sayfa »